Türkiye’nin yerel yönetim deneyimine sahip ilk ve tek Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs 2025 tarihinde TBMM grup toplantısında yerel yönetim reformunun gerekliliği üzerine yaptığı konuşmanın ardından yeni bir süreç başlamış oldu.
AK Parti’nin Reform Pratiği
AK Parti iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana hem merkezi yönetim hem de yerel yönetimler alanında gerçekleştirdiği reformlarla Türk kamu yönetimi siteminde önemli atılımlar gerçekleştirmiştir. Bu anlamda AK Parti’nin reform pratiğinin oldukça gelişmiş olduğunu ifade edebiliriz.
Yerel Yönetim Reformu ve Büyükşehir Belediyesi Modeli
AK Parti hükümetleri 2004’te başladığı reform süreciyle birlikte belediye kanunu, il özel idaresi kanunu, büyükşehir belediyesi kanununu yenilemiş, mahalli idareler birliği kanununu ilk kez hayata geçirmiştir. Yerel yönetimlerle ilgili en kapsamlı düzenleme ise 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir belediye sisteminin değiştirilmesi olmuştur. Bu kanun ile nüfusu 750 binden fazla olan illerin tamamında büyükşehir belediyesi kurulmuş, mevcut büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere belediye sınırları ile il mülki sınırları örtüştürülmüş, bu illerde il özel idareleri kaldırılarak yerlerine yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları (YİKOB) kurulmuş, köy idarelerinin ve belde belediyelerinin tüzel kişilikleri sona erdirilerek mahalleye dönüştürülmüştür. 2012’de gerçekleştirilen bu düzenleme, 2014 yerel yönetim seçimlerinde uygulanmaya başlanmıştır.
Merkezi Yönetimde Reform ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi
Yine AK Parti hükümetleri döneminde, merkezi yönetimde de oldukça köklü bir reform süreci eş zamanlı olarak sürdürülmüş ve aşamalı olarak parlamenter sistemden yarı başkanlık sistemine oradan da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmiştir. 2018’de yapılan Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri ile birlikte bu sistem uygulamaya geçmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde 2 kez, yeni büyükşehir sistemi döneminde ise 3 kez seçim yapılmıştır. Yerel yönetim sisteminde yaklaşık 11 yıl, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ise yaklaşık 7 yıllık bir uygulama döneminin ardından yerel yönetim sisteminde yeni bir düzenleme ihtiyacı hasıl olmuştur.
Uygulama döneminde her iki alanla ilgili reform önerileri kimi zaman dillendirilmişse de sistemin özüne dokunan değişikliklere gidilmemiş, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kazanımlarından geriye gidilmemesi konusunda açıklamalar yapılmıştır. Bu anlamda düzenleme ihtiyacının yalnızca uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi ile sınırlı kaldığı ifade edilebilir. Ancak yerel yönetimler konusundaki reform söylemleri ve talepleri ise daha güçlü bir şekilde dile getirilmektedir.
Muhtemel Yerel Yönetim Reformunun Genel Çerçevesi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin yıldönümünde yerel yönetim reformu ile ilgili açıklama yapmıştır. Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan gerekse de diğer parti yetkilerinin açıklamaları doğrultusunda reform ihtiyacının nedenleri ve ana çerçevesi, belediyelerin geçmişte yapmış oldukları başarılı çalışmaların hakkı teslim edilerek ve gerçekleştirilen düzenlemelerin yerinde olduğu vurgulanarak belirlenmiştir.
Yetki Paylaşımının Yeniden Düzenlenmesi
Yetki karmaşası ve yetki paylaşımının üç yönü bulunmaktadır. Bunlardan ilki merkezi yönetim ile belediyeler arasında başlayan yetki çatışmasıdır. Bu noktada Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yerel yönetim sisteminin uyumlu hale getirilmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Büyükşehir belediye reformu, parlamenter sistemin pratikleri esas alınarak ve o sistemin doğasına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Ancak yeni hükümet sistemi başta siyaset alanı olmak üzere birçok yeni deneyimlerle birlikte değişimi zorunlu hale getirmiştir. Merkezi düzeyde ittifak siyaseti, çeşitli düzeylerde yerel siyasete de yansımış, hizmet siyaseti yerini daha çok ideolojik bir mücadele alanına bırakmıştır. Yine Bolu Kartalkaya yangın faciasında olduğu gibi bazı hizmetlerin yürütülmesinde yaşanan yetki karmaşası, insanların hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanmıştır.
İkincisi büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında ortaya çıkan yetki çatışmasıdır. Bu konu belki de ilk uygulandığı andan itibaren üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Aynı partinin mensubu olan belediyeler arasında bile yetki karmaşası yaşanmaktadır. Örneğin kimi büyükşehir belediyelerinde bazı hizmetler meclis kararıyla ilçe belediyelerine verilirken aynı büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde bulunan bir başka ilçeye yetki verilmemektedir. Yetki karmaşasına yol açan etkenlerden biri de merkeze uzak olan ilçelerde ortaya çıkan sorunlardır. Büyükşehir belediyesinin kentsel alanla bütünleşmemiş olan uzak ilçelere hizmetleri etkin ve verimli bir şekilde sunmasının getirdiği zorluklar bulunmaktadır.
Üçüncü boyut ise hem merkezi yönetim hem büyükşehir belediyesi hem de ilçe belediyeleri arasındaki yetki karmaşasıdır. Başta depremler olmak üzere birçok afetle sınanan Türkiye’de, imar ve planlama konuları ile kentsel dönüşüm uygulamaları bu noktada öne çıkmaktadır. Bu konuda ise “yetkilerin netleştirilmesi, görevini yerine getirmeyenlerle ilgili zorlayıcı veya devredici düzenlemelere gidilmesi” gerektiği ifade edilmektedir.
Bu sorunların giderilmesi için her üç düzeyde de yetki paylaşımının gözden geçirilmesi ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi önerilmektedir. Ayrıca “yetki sahibi ama şehrine karşı sorumluluğu olmayan bürokrat anlayışına karşıyız. Bunun için vali ve kaymakamlarımızın koordinasyon görevlerini daha aktif hale getirmeliyiz.” ifadesi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mülki amirlerin daha etkin olacağı bir yapıyı işaret etmiştir.

Köy Yönetimleri
Büyükşehir belediyesi sistemi ile birlikte köy yönetimleri ve yarı kırsal özellik gösteren belde belediyelerinin mahalleye dönüştürülmesi ve hizmetlerde yetkinin büyük oranda büyükşehir belediyelerine bırakılması, geleneksel köy hayatını değiştirmiştir. Daha önce KÖYDES ve BELDES projeleriyle ve il özel idaresinin destekleriyle kırsal kalkınma konusunda önemli çalışmalar yapılmıştı. Ancak büyükşehir sistemi ile birlikte köylerde yürütülen tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde aksamalar meydana gelmiş su, ahır ve yol gibi sistemi besleyen zincirin halkaları zayıflamıştır. Bunun için köylerle ilgili konuların da yeniden ele alınması önerilmektedir.
Büyükşehir Olmayan İller: İl Özel İdareli İller
İl özel idarelerinin konumu da düzenlenmesi gereken konular arasında yer almaktadır. 30 büyükşehir belediyesi il ve 51 il özel idareli il statüsü, sistemin tamamlanmamış bir parçası gibi görünmektedir. 6360 sayılı Kanun’dan sonra büyükşehir statüsü olmayan diğer illerin de buna benzer bir yapıya kavuşturulması beklentisi vardı. Ancak ertelenen bu düzenlemenin yeniden gündeme geldiği görülmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada, "Altyapıdan ulaşıma, atık yönetiminden suya kadar pek çok alanı kapsayan bu sorunların üstesinden gelinmesi için, bu şehirlerimizle ilgili yeni bir belediye yönetimi statüsüne ihtiyaç vardır. Aynı şekilde, bu şehirlerimizdeki il özel idaresi yapılanmasının da gözden geçirilmesi icap ediyor.” diyerek değişikliğin gereğini ifade etmiştir.
Yeniden İstisnai Kayyımlık Uygulaması
15 Temmuz darbe girişiminin ardından 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda yapılan değişiklik ile birlikte hayata geçirilen kayyımlık uygulamasının Terörsüz Türkiye projesinin gidişatına göre yeniden istisna haline getirilmesi de yerel yönetim reformu konusunda dile getirilen başlıklardan biri olarak öne çıkmaktadır.
Sistemde Yozlaşmanın Giderilmesi İçin Etkin Denetim
Belediye yönetimlerinde baş gösteren yozlaşma, sistemde açılan gedikler ve denetim mekanizmalarının yeterince etkin işletilememesi gibi mali denetime ilişkin sorunların giderilmesi için şeffaf, sınırları net bir biçimde belirlenmiş bir yapı kurulması gerektiği ifade edilmektedir. Özellikle son zamanlarda yargıya taşınan belediyelerdeki yolsuzluk ve usulsüzlükler ile belediye borçlanmaları, bu düzenlemenin gerekçesi olmuştur. Bunun için “belediyelere kamudan tahsis edilen ve kendi topladıkları mali kaynakların daha etkin denetimi için, bir tarafı yerel dinamiklere, diğer tarafı ilgili merkezi kurumlara dayanan yeni bir yapı” kurulması önerilmektedir. Ayrıca sistemin sağlıklı işleyebilmesi açısından, her ne kadar değinilmemiş olsa da belediye şirketlerinin etkin denetime tabi tutulması ve statülerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Reform İçin Uzlaşma
Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform konusundaki yaklaşımlarının parti odaklı olmadığını, konuya partiler üstü bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini, güncel hiçbir siyasi veya adli gelişmeyle ilgisi olmadığını, deprem tedbirleri başta olmak üzere, tamamen milletimizin hayat kalitesini yükseltme gayesi taşıdığını ve bütün siyasi partileri bu reform sürecinin birer paydaşı olarak değerlendirdiğini ifade etmiştir.
Sonuç
AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı tarafından yapılan "Yerel Yönetimlerin Geleceği: Sorunlar ve Çözümler Çalıştayı"nda reform ihtiyacının mevzuatla sınırlı olmadığı yönetim anlayışından hizmet sunum modellerine, mali yapının güçlendirilmesinden demokratik katılımın artırılmasına kadar uzanan geniş kapsamlı bir dönüşüm süreci çerçevesinde değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Ana hatları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ve AK Parti’nin ilgili birimleri tarafından çok yönlü olarak sürdürülen yerel yönetim reformuna ilişkin çalışmalar, paydaş katkıları ve toplumsal beklentiler doğrultusunda şekillenecektir.
Türkiye’nin öncelikleri doğrultusunda; kentsel ve kırsal yaşam kalitesinin yükseltilmesi, hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde sunulması, merkezi yönetim, yerel yönetim, büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyesi arasındaki yetki çatışmalarının giderilmesi, şeffaf ve hesap verebilir bir denetim sisteminin kurulması için uygulamadaki aksaklıkların giderilmesi yerel yönetim reformunun ana konuları olarak öne çıkmaktadır.
