Ugetam
Kriter > Siyaset |

Zeytin Dalı Harekatı’nda Yüksek Teknoloji Kullanımı


Türkiye iki aydan kısa süren Zeytin Dalı Harekatı (ZDH) ile hem Ortadoğu ülkelerine hem de küresel kamuoyuna Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) yaşanan olumsuz gelişmelerden ötürü kan kaybetmediğini gösterdi.

Zeytin Dalı Harekatı nda Yüksek Teknoloji Kullanımı

Türkiye iki aydan kısa süren Zeytin Dalı Harekatı (ZDH) ile hem Ortadoğu ülkelerine hem de küresel kamuoyuna Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) yaşanan olumsuz gelişmelerden ötürü kan kaybetmediğini gösterdi. Türkiye’nin Afrin’de ABD’nin temelden karşı olduğu bir operasyonu iki aydan kısa bir süre içerisinde bu denli titizlikle yürütebilmesi ve başarılı bir şekilde sonuçlandırmasının olumlu yansımaları olacağı muhakkak. Bu etkiler Türkiye’nin bölgede artan askeri üstünlüğü ve Ortadoğu güvenlik kompleksindeki belirleyici rolü olarak iki başlık altına toplanabilir.

Öncelikle Türkiye 15 Temmuz darbe girişimi sonrası TSK’nın güç kaybettiği algısını Afrin operasyonu ile tersine çevirirken bölge orduları arasında en yetkin ve etkilisi olduğunu sahada bir kez daha ispatladı. Bu da askeri anlamda TSK’nın kara gücünün bölgedeki en nitelikli ve etkin güç olduğu algısını pekiştirdi. Türkiye; İsrail, Suudi Arabistan ve İran ile karşılaştırıldığında balistik füze ve hava savunma bağlamında daha kırılgan bir durumda olmasına rağmen ana muharebede ne düzeyde bir kalite farkı ortaya koyabileceğini gösterdi. Türkiye Ortadoğu’da mevcut krizlerde seyir değiştirici rol oynamaya devam ettikçe bölgedeki sorumluluğu ve belirleyiciliği de artacaktır.

Operasyonun Başarısı Silah İhracatının Önünü Açacak

Bölgede askeri anlamda lider pozisyon niteliklerine sahip olan ve savunma sanayiini en üst düzeye getirmek isteyen Türkiye için üretilen yerli ve milli harp unsurlarının sahada kendini ispatlamaları oldukça önemlidir. ZDH gibi kapsamlı operasyonlar Türkiye’nin halihazırda üretimde olan ve ihraç edilmeye çalışılan birçok taarruz, savunma, keşif ve tespit sistemi için bir tanıtım işlevi de görmektedir. Bu anlamda Afrin operasyonunun özellikle Türkiye’nin İHA ve ATAK helikopterinin ihracatını kolaylaştıracağı beklenebilir.

Söz konusu harekatta sadece Bayraktar Taktik Blok 2 İHA dört bin saatlik uçuş süresine ulaşırken İHA ve kara kuvvetleri vasıtası ile lazer işaretleme yapılan noktalara Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan çeşitli beton delici mühimmatlar ile bombardımanlar yapıldı. PKK/YPG’nin betonarme tahkim edilmiş mevzi, hendek ve sığınaklarını tespit, gözlem ve imha etmekte TSK’nın hiçbir zorluk yaşamaması operasyonun süresini beklenenden oldukça erkene çekti. TSK’nın sınır ötesi bir operasyonda bu düzeyde kapsamlı bombardımanları kolaylıkla idare etmesi, üstün gözlem yeteneğine sahip olması, kara ve hava kuvvetleri arasındaki koordinasyon düzeyinin bu denli yüksek olmasının bölgesel ve küresel mesajlar taşıdığı da ortadadır.

TSK Afrin operasyonuna Fırat Kalkanı Harekatı’nda verilen şehit sayısına istinaden 72 adet muharip uçak ile önceden belirlenen 113 hedefin 108’ini başarıyla imha ederek başladı. Bir ordunun envanterinde belirlenen taktiği uygulayacak düzeyde kaliteye sahip mühimmat yoksa bu ordunun yürüteceği operasyonlar hiçbir zaman tam verimle gerçekleştirilemez. Uzun süredir füze ve bomba mühimmatında yerli üretimi önceleyen bir politika takip eden Türkiye için ZDH aynı zamanda bu mühimmatların test alanına dönüştü.

TSK, PKK/YPG’ye yönelik ilk saldırıda yoğun bir şekilde POPEYE-I seyir füzesi, MK-82, MK-84 GMB (genel maksat bombası) ve NEB (nüfuz edici bomba) kullandı. Bu mühimmatlardan biri elektro-optik ve TV görüntüleme yaparak hedefe atış öncesi ve atış sonrası kilitlenebilen POPEYE-I seyir füzesiydi. Türk Hava Kuvvetleri 75 kilometre menzili bulunan bu beton delici mühimmat sayesinde hedef güncelleme opsiyonu ve 3 metrenin altında dairesel hata payı (CEP) ile hedefleri imha etti. TSK’nın güdümlü mühimmat ihtiyacını karşılamak adına geliştirilen HGK (hassas güdüm kiti-Tübitak SAGE) ve LGK (Lazer Güdüm Kiti-ASELSAN) de operasyon süresince belirlenmiş hedeflerin imhasında önemli rol oynadı. Aptal bomba olarak tabir edilen MK-82 ve MK-84 mühimmatlarının menzilini artıran ve CEP değerlerini oldukça düşük düzeylere çeken bu sistemler TSK’ya birçok hedefe eş zamanlı bir şekilde nokta vuruşu yapma kabiliyeti kazandırdı. LGK aptal bombaları daha önceden lazer işaretleme ile belirlenmiş noktalara 28 kilometre mesafeden 3 metre dairesel hata payı, HGK ise 25 kilometre mesafeden KKS (küresel konumlandırma sistemi) ile 6,3 metre ve AÖB (ataletsel ölçüm birimi) ile 10 metre hata payı ile atılabilir hale getirmektedir. Ayrıca yerli üretim beton delici mühimmat olan NEB (MK-84’e denk) F-4E/2020 uçaklarına sertifiye edilerek ONUR-1 MOD 4 ön delici tapa ve asıl delici tapa ile 2,1 metre delme kabiliyeti ile Afrin operasyonunda PKK/YPG sığınaklarının tamamına yakınını imha etti.

Savunma Sanayiindeki Yerlilik Dışa Bağımlılığı Düşürdü

Türkiye’nin yerli helikopter projesi olan ATAK taarruz ve gözlem helikopteri ile atılan Cirit ve UMTAS (uzun menzilli tank-savar), MAM-L (mini akıllı mühimmat) füzeleri de Afrin operasyonunda Türkiye’nin füze teknolojisi anlamında daha bağımsız bir yapıya kavuştuğunu gösterdi. TSK’nın topçu ve tank mühimmatlarında ulaşmış olduğu yerlilik oranı da Türkiye’nin herhangi bir sınır dışı operasyonda dışarıya bağımlılığını oldukça düşürdüğünü ortaya koydu.

TSK’nın ZDH’de etkin olarak kullandığı ve sahadaki dengeleri derinden etkileyen diğer bir unsur ise insansız hava araçlarıydı. Türkiye bu operasyon ile yerli insansız hava aracı sanayisinin ulaştığı noktayı gösterme fırsatı bulmuş ve bu konuda hem bölge hem de dünya ülkelerinin nazarında büyük bir prestij kazanmıştır. Afrin’in Cinderes bölgesinden Hatay’a saldırı yapan ve üslerine dönen teröristlerin ve daha sonra o binanın bombalanışının Bayraktar TB2 İHA tarafından çekilen videosu TSK’nın operasyondaki gözlem üstünlüğünü ve gösterilen titizliği ortaya koydu. Yine TSK tarafından vurulduğu iddia edilen hastanenin TSK’ya ait İHA’lar tarafından çekilen bir videosunun yayımlanması Türkiye karşıtı bir propaganda dalgasının gelişmesini engelledi. Türkiye’nin sahip olduğu İHA envanteri ise giderek genişleyen ve büyüyen bir eğilime sahiptir.

TSK İHA bağlamında bölge ülkeleri içerisinde Suudi Arabistan, İran ve İsrail ile birlikte oldukça iyi bir konumdadır. Türkiye günümüz muharebe alanlarının en önemli avantajı haline gelen gözlemleme ve hedef tespit kapasitesini giderek artırmaktadır. Bu durum Afrin’de de operasyonunun bütün aşamalarında alçak irtifa uçuşları ile kaza-kırım riski göze alınarak pratiğe yansıdı. TSK elektro-optik gündüz kamera (EO Day TV), kızılötesi (IR), lazer mesafe bulucu (LDF), lazer işaretleyici (LD), ileriye dönük kızılötesi (FLIR) ile donanımlı İHA’lar vasıtasıyla gece-gündüz gözlem ve hedef tespiti yaparak İHA teknolojisinin en son olanaklarını kullandı. Örneğin yerli bir keşif, gözlem ve hedef tespit sistemi olan ASELFLIR-300T ve CATS podu taşıyan ANKA ve Bayraktar TB2 insansız hava araçları ile gündüz ve gece koşullarında yüksek çözünürlüklü video kayıt ve hedef belirleme kabiliyeti Afrin operasyonuna en kritik etkiyi yapan faktörlerden biridir.

ZDH’nin yansımaları sadece Ortadoğu sınırları içerisinde kalmayarak küresel bazda da Türkiye’nin mevcut pozisyonunu olumlu yönde etkileme potansiyeline sahiptir. Türkiye geçtiğimiz iki-üç yıllık süre zarfında başta Avusturya ve Almanya olmak üzere bazı ülkelerin silah ambargosuna maruz kaldı. ABD’nin de Türkiye’de üretilen sistemlerin bazı kritik parçalarının satışını engelleyerek gerçekleştirdiği örtülü bir ambargo devam etmekteydi. ZDH Türkiye’nin AB ülkeleri ve ABD’nin silah satışı üzerinden yaptığı baskılara verdiği son derece önemli bir cevap işlevi gördü. Yapılan bütün kısıtlamalara rağmen TSK sahada PKK/YPG’ye karşı yerli ve milli birçok savunma ve taarruz unsuru ile oldukça etkin ve bağımsız bir operasyon yürüttü ve hiçbir bölge dışı güce bağımlı kalmadan bu süreci tamamladı. Türkiye’nin askeri anlamda bağımsızlık mücadelesi verdiği bu dönemde PKK/YPG gibi ABD tarafından ciddi düzeyde desteklenen bir örgüte karşı kazanmış olduğu bu başarı söz konusu sürecin son aşamalarına gelindiğini ortaya koymuş oldu.

Bu konudaki ikinci etki ise son beş yıldır özellikle Batılı ülkeler tarafından koordineli bir şekilde yürütülen bir karalama kampanyası ile ilgilidir. ZDH verilebilecek olan sivil kayıplar üzerinden oluşturulacak algı Türkiye’yi ve operasyonunun seyrini hayli olumsuz bir şekilde etkileyebilirdi. Ancak TSK’nın operasyonu yüksek hassasiyet ve en modern İHA teknolojisi ile yürütmesi bu tarz algıların oluşturulmasını engelledi. TSK’nın İHA’lar ile kaydedilmiş videoları sosyal medyaya servis etmesi de PKK/YPG ve ona destek olan devletlerin bu mecra üzerinden bir algı yaratmasının önüne geçti. Sonuç olarak Türkiye birçok uluslararası ve bölgesel gücün istemediği bir operasyonu yerli askeri unsurlardan faydalanarak beklenenden çok daha kısa bir sürede başarı ile sonuçlandırdı. Uluslararası sistem TSK’nın kapasitesindeki artışı artık sahada pratik olarak da görürken bölge ülkeleri de Ortadoğu güvenliğinde Türkiye’nin oynadığı belirleyici role şahit oldu.


Etiketler »