Kriter > Dış Politika |

Çek Cumhuriyeti Seçimleri Sonrası: AB’nin Aşırı Sağ ve Irkçı Hareketlerle Sınavı


3-4 Ekim 2025 seçimleri sonrası, Çek Cumhuriyeti siyasi bir dönüm noktasına doğru hareketlendi. Ülkedeki kutuplaşma ve siyasi ayrışma, güç dengesinin aşırı sağ lehine kaydığı bir ortamda devam ediyor. Nihayetinde Andrej Babis seçilmiş bir siyasi partinin lideri. AB, Babis’i beğense de beğenmese de siyasi olarak onunla ilişki kurmak zorunda ve bu ilişkiyi kendi lehine çevirmek de AB’nin elinde. Cumhurbaşkanı Pavel’den hükümet kurmak için görev alacak olan Babis’in gerçekten Avrupa yanlısı olup olmadığını veya Avrupa'daki ortaklarından uzaklaşıp uzaklaşmayacağını zaman gösterecek.

Çek Cumhuriyeti Seçimleri Sonrası AB nin Aşırı Sağ ve Irkçı
Çek Cumhuriyeti'nin Ostrava kentinde parlamento seçimleri başladı. Çek Cumhuriyeti'nde genel seçimler 3 ve 4 Ekim 2025 tarihlerinde yapılacak. (Lukas Kabon / AA, 3 Ekim 2025)

Ekim ayı başında Çek Cumhuriyeti’nde yapılan parlamento seçimlerini ANO partisi, seçmenin üçte birinden fazlasının desteğiyle önde bitirdi. İktidardaki orta-sağ koalisyonun en büyük partisi olan Spolu Birliği ise bir önceki seçimlere göre yüzde 4,4 oranında oy kaybıyla iktidarı da kaybetti. Çok daha önemlisi, aşırı sağcı ANO partisinin birinci olduğu noktada, bu parti olmadan hiçbir koalisyon ihtimalinin gerçekleşemeyeceği bir siyasi durum da oluştu.

3-4 Ekim 2025’te yapılan seçimler sonrası, ANO Partisi ve lideri Andrej Babis hakkında tartışmalar yoğunlaştı. Avrupa Birliği üyesi olan Çek Cumhuriyeti’nde olası bir ANO iktidarı durumunda, partinin AB’ye olan bakış açısı sebebiyle bir geri dönüş yaşanıp yaşanmayacağı konuşuluyor. ANO Genel Başkanı Babis, aşırı sağcı partiler Motoristé Sobě (Şoförler Partisi) ve SPD (Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi) partisi ile koalisyon veya azınlık hükümeti durumunda bu partilerin kendisini desteklemeleri için dolaylı ön görüşmelere başladı. Ancak, ANO ile muhtemel iktidar ortağı olarak gündeme gelen bu iki parti de aşırı sağcı ve ırkçı açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Bilhassa SPD’nin AB karşıtlığı, Şoförler Partisi’nin de AB karşıtı olmadığını iddia etmesine rağmen AB karşıtı tutum izlemesi, yeni kurulacak koalisyon hükümeti veya muhtemel azınlık hükümeti hakkında şimdiden şüpheler oluşmasına yol açtı. Aslında bu şüphelerin oluşmasında en dikkat çekici husus, ANO partisinin tutumu. 2024 AB Parlamento seçimleri öncesinde liberal ALDE grubu içerisinde yer alan ANO, 2024 seçimleriyle birlikte yeni kurulan, aşırı sağcı ve ırkçı Avrupa için Vatanseverler (Patriots for Europe) grubuna dahil olmuştu. ANO genel başkanı, 3 Kasım 2025’te Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile görüştükten sonra büyük ihtimalle hükümet kurma görevini alacak ve yukarıda ifade edilen iki parti ile koalisyon ya da azınlık hükümeti kurma görüşmelerine başlayacak. Avrupa’nın merkezinde Avrupa’nın ilk aşırı sağcı-ırkçı koalisyonu ya da ortaklığı muhtemelen kurulacak gibi de görünüyor.

 

Dağınık ve Ayrışmış Siyaset

Son yapılan seçimler öncesine bakıldığında Çek Cumhuriyeti siyasetinde, farklılıkların olduğunu gözlemlemek mümkün. Seçimleri kazanan ANO partisinin siyasi geçmişinin derin olmadığı, 2011’de yeni kurulan bir parti olarak 2013-2017 arasında Bohuslav Sobotka liderliğindeki koalisyon hükümetinde 6 bakanlıkla yer aldığı biliniyor. ANO partisi, Babis liderliğinde 2017 Çek Cumhuriyeti seçimlerinde yüzde 30’a yakın bir oy oranıyla birinci parti olurken, Çek Cumhuriyeti siyasetinde bir siyasi pat durumuna da yol açmıştı. Önceki dönemde Sosyal Demokratlar ve Hristiyan Demokratlarla orta-sağ koalisyonunda yer alan ANO partisi ile seçimlerde galip gelmesine rağmen hiçbir parti koalisyona yanaşmadı. Diğer siyasi hareketlerin tepkileri, ANO partisinden çok lideri Babis’e karşı yoğunlaşmıştı. Tepkilere rağmen ANO, aşırı sağcı SPD (Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi) partisinin desteğini alarak azınlık hükümeti kurdu. Hükümette aşırı sağcıların desteğini alırken, parlamentoda ise yine aşırı sağcı SPD ve Komünist Parti ile iş birliğine gitti. Fakat, 2018 ortasında Babis liderliğindeki ANO, Sosyal Demokratlar (CSSD) ile ortak oldu ve 2021’e kadar Komünist Parti tarafından dışardan verilen destek ile birlikte bir azınlık hükümeti kurdular.

ANO, kuruluşundan beri siyasi ve ideolojik olarak AB karşıtı bir parti olarak sınıflandırılmasına rağmen, AB Parlamentosunda 2014’ten 2024’e kadar Avrupa Liberallerinin oluşturduğu grup olan ALDE içerisinde yer aldı. Ancak son yapılan AB Parlamento seçimlerinin ardından 2024’te yeni kurulan Avrupa için Vatanseverler (Patriots for Europe) grubuna dahil olması, önümüzdeki dönemde Çek Cumhuriyeti’ni yönetecek olan bu parti hakkında net bir siyasi tanımlama yapılamayışının temel sebebi olarak görünüyor.

Bir ilginç husus da geçmiş dönemlerde Steve Bannon’un bu ülkedeki aşırı siyasi hareketlere olan derin alakasıdır. Avrupa sathında Vatanseverlerden (Patriots) ilk bahsedenlerden biri, 2018’de Avrupa’yı baştan aşağı dolaşarak, çeşitli ülkelerde yüksek oy potansiyeline sahip, geniş seçmen kitlelerine hitap eden aşırı sağcı siyasi hareketleri organize etmeye çalışan Steve Bannon’dur. Trump’ın ilk başkanlık döneminde bir süre başdanışman olarak da görev yapan Bannon, katıldığı konferanslardan birinde, Avrupa’da geleceğin Avrupa Vatanseverlerinden oluşan elitlerde olacağını ifade etmişti. Bannon, 2019 AB Parlamento seçimleri öncesinde Avrupa aşırı sağında önde gelen siyasi hareketlerle birlikte programlar, konferanslar düzenlemiş, Avrupa içerisindeki aşırı sağı yeni bir anlayışla dizayn ederek, AB karşıtı bir hareketi başlatma gayretinde olmuştu. Bu süreçte Bannon’un ziyaret ettiği Avrupa başkentlerinden birisi de Prag’tı.

Eylül 2018’de dönemin Çek Cumhuriyeti Başkanı Milos Zeman tarafından kabul edilen Steve Bannon’un, ABD seçimlerindeki tecrübelerinin 2019 AB Parlamento seçimleri için Başkan Zeman’a aktardığı biliniyor. Bu ziyarete o dönem Alman Federal Parlamentosunda AfD üyesi olan Petr Bystron’un eşlik ettiğini de ayrıca not etmek gerekir.

Çek Cumhuriyeti eski başkanı Zeman’ın ise lideri olduğu Sosyal Demokrat (CSSD) Parti’den ayrıldıktan sonra gittikçe daha sağa kayan bir çizgi izlediği, göçmen karşıtı ve İslam karşıtı bir siyasi düşünceye sahip olduğunu hatırlatmakta da yarar var.

Andrej Babiš
ANO Partisi Genel Başkanı Andrej Babiš (Lukas Kabon / AA, 4 Ekim 2025)

 

Brüksel Gergin ve Dikkatli

Liberal çizgiden sağa doğru kayan bir siyasi hareketin lideri olarak Andrej Babis, seçimlerde “Önce Çek Cumhuriyeti” parolasıyla, Trump’ın “Önce Amerika” siyasi sloganına benzer bir taktikle çalışmalarını yürütmüştür. Babis, kampanyasında önceki hükümet dönemlerinde Ukrayna’ya verilen desteği keserek, Çek Cumhuriyeti vatandaşlarının menfaatlerini önceleyecek bir siyasi söylemle seçimi kazanmıştır. Özellikle, vatandaşlarının sosyal menfaatlerine öncelik tanıyacağını, önceliğin kendi vatandaşları olduğunu söyleyen Babis,  Çek Cumhuriyeti üzerinden Ukrayna’ya gönderilen cephane desteğini kesmek istediğini söylemlerinde sıkça kullanmış, bu husustaki kararlılığını da vurgulamıştır.

2024 AB Parlamento seçimlerinden sonra belirgin bir şekilde siyasi çizgisini değiştirerek, AB içerisinde Rusya yanlısı bir tavır sergilemeye başladığı uzmanlar tarafından ifade edilen Babis, bu yönüyle Rusya’nın AB içerisindeki Truva atlarından biri olarak tanımlanmaktadır. Özellikle, Çek Cumhuriyeti’nin Babis ile Visegrad ülkeleri içerisinde Slovakya ve Macaristan ile birlikte AB politikaları hakkında itirazlarını yüksek sesle dile getirmesi, dikkatlerin, daha önce Başbakan Fiala yönetiminde Brüksel için güvenilir bir ortak olarak görülen bu ülke üzerine yoğunlaşmasına sebep olmuştur.

Muhtemel koalisyon ortaklarının, yine ANO ile AB Parlamentosunda Avrupa için Vatanseverler (Patriots for Europe) grubu içerisinde yer alan Motoristé Sobě (Şoförler Partisi) ve SPD (Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi) partilerinin olması, her iki partinin de hem AB karşıtı hem Rusya yanlısı söylemleri ve Ukrayna yardımlarına karşı çıkmaları, Brüksel’in Çek Cumhuriyeti’ne bakışında tedirginliğe yol açmaktadır. Brüksel, Çek Cumhuriyeti'nin yeni hükümetle, Avrupa rotasından daha da uzaklaşabileceğinden ve Slovakya ile Macaristan gibi ülkelerle bir olup, AB’ye karşı bir hareketin genişlemesine neden olabileceğinden de endişe eder haldedir.

 

Çek Cumhuriyeti: Yolların Kesiştiği Yer

Avrupa’nın ortasında yer alan Çek Cumhuriyeti, her yönüyle AB için stratejik bir öneme sahip üye ülke konumunda. Özellikle, Kuzey Akım hatları üzerinden gelen doğal gazı Çek Cumhuriyeti üzerinden Güney Almanya ve Orta Avrupa’nın diğer ülkelerine aktaran “Gazela” boru hattının geçiyor olması, Avrupa enerji güvenliği açısından ülkeye stratejik bir önem atfediyor. Fiala döneminde, Rus gazına olan bağımlılığın azaltılması girişimleri, Polonya üzerinden gelecek olan alternatif Katar ve ABD LNG gazlarını öne çıkarıyor. Ancak bu konuda da ciddi girişimler olmayışı, ekonomik zorluklarla boğuşan bu ülkede, arz azlığı ya da arz zorluğu sebebiyle enerjinin pahalılaşmasına yol açmaktadır.

Ayrıca önemli bir NATO üyesi olarak görülen Çek Cumhuriyeti’nin önümüzdeki dönemde nasıl yönetileceği, hem Avrupa’nın enerji arz güvenliği açısından, hem Avrupa’nın askeri güvenliği açısından ve aynı zamanda AB siyasi arenasındaki yeni şekillenen gruplanmalar açısından önem taşıyor. Her ne kadar ANO lideri Babis’in AB yanlısı ve NATO yanlısı açıklamaları olsa da bu durum, Brüksel’deki AB yöneticilerini rahatlatmaya yetmiyor.

 

Avrupa Siyasi Arenasında Aşırı Sağın Geleceği

2024 AB Parlamento seçimlerinden sonra kurulan ve Avrupa’nın aşırı sağcı ve ırkçı partilerini bünyesinde barındıran Avrupa için Vatanseverler (Patriots for Europe) grubunun kurucusu olan bir partinin, AB içerisinde önemli bir ülkede seçimi kazanması, aşırı sağ ya da popülist sağın geleceği açısından da önemli. Kategorik olarak popülist sağ denilebilecek ve söylemler açısından liberal görünen bir partinin, iktidar için aşırı sağa yönelmesi ve ırkçı ve aşırı sağcı partilerin söylemlerine sarılması ciddi bir tedirginliğe yol açmaktadır. Ancak Çek Cumhuriyeti özelinde baktığımızda SPD gibi aşırı sağcı ve ırkçı partilerin yaşadıkları oy kaybı, sağ siyasette nispeten daha ılıman partilerin aşırı sağın söylemleriyle diğer ülkelerde de benzer şekilde iktidara yürüyebileceklerinin de işaretini vermektedir.

Ayrıca bu yeni siyasi hareketlenmeler, AB üyesi ülkelerde milli çıkarları savunan, Avrupa’dan ziyade ülkelerinin milli menfaatlerini ön plana çıkaran siyasi hareketlerin çoğalacağını göstermektedir. Bu duruma bizzat AB bürokrasisinin neden olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. Uzun süre, o çokça savunulan Avrupa kimliğini yönetemeyerek, dışardan unsurlarla içerisi doldurulan bir anlamlar bütünü haline gelmesinde bizzat AB bürokrasisinin ve yöneticilerin payı büyüktür. Avrupa düzeyinde olmayan veya Avrupa’yı doğrudan ilgilendirmeyen konularda müzakereler yürütülmesi, geçtiğimiz dönemlerde AB’ye karşı milli menfaatleri koruyan ülkelerin ulusal idarecilerinin ve siyasilerinin karalanması, ulusal seçimlerde aşırı sağcı ya da sağ popülist siyasi hareketlere alan açmış, merkez sağdan çepere doğru bir kayma yaşanmasına sebep olmuştur. Çek Cumhuriyeti’nde yaşanan durum tam da budur.

3-4 Ekim 2025 seçimleri sonrası, Çek Cumhuriyeti siyasi bir dönüm noktasına doğru hareket etmektedir. Ülkedeki kutuplaşma ve siyasi ayrışma, güç dengesinin aşırı sağa kaydığı bir ortamda devam ediyor. Nihayetinde Andrej Babis seçilmiş bir siyasi partinin lideri. AB, Babis’i beğense de beğenmese de siyasi olarak onunla ilişki kurmak zorunda ve bu ilişkiyi kendi lehine çevirmek de AB’nin elinde. 3 Kasım 2025 günü Cumhurbaşkanı Pavel’den hükümet kurmak için görev alacak olan Babis’in gerçekten Avrupa yanlısı olup olmadığını veya Avrupa'daki ortaklarından uzaklaşıp uzaklaşmayacağını zaman gösterecek. Bu yeni durum, hem Orta Avrupa'nın hem de AB’nin istikrarı için hayati önem taşıyor.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası