Kriter > Dış Politika |

Artan Jeopolitik Riskler ve Kızıldeniz’in Güvenliği


Husilerin bölgedeki saldırıları, ekonomik olarak da önemli güvenlik sorunlarına sebep oluyor. Bu sorunların en mühimi deniz seyrüseferi güvenliğinin etkilenerek, küresel tedarik zincirinde aksamalara yol açması. Büyüyen riskler; sigorta risk primlerinin artmasına, bu riski göğüslemeyip rotayı uzatan şirketlerin ise ulaşım maliyetlerinin büyümesine yol açıyor.

Artan Jeopolitik Riskler ve Kızıldeniz in Güvenliği

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından Husiler, İsrail ile bağlantılı olduğunu iddia ettiği gemileri hedef almaya başladı ve ortaya önemli jeopolitik riskler çıktı. 19 Ekim 2023’ten günümüze dek Kızıldeniz’de 30’a yakın saldırı gerçekleştiren Husiler, bölgede önemli güvenlik sorunlarına yol açıyor. Bu sorunlar, askeri ve ekonomik olarak sınıflandırılabilir. Uluslararası deniz taşımacılığının en önemli geçiş noktalarından biri olan Babu’l Mendeb’in, Husi saldırıları sonucu tıkanması söz konusu.

Nitekim Afrika Boynuzu’nda Etiyopya ile Somali arasında yükselen gerilimin yanı sıra bölgede deniz korsanlığının da artış göstermesi, Babu’l Mendeb ve Aden Körfezi güvenliği ile Kızıldeniz’in güvenliğini askeri yönden etkiliyor. ABD gemilerinin de hedef alınacağını açıklayan Husilerin saldırılarına karşı ABD öncülüğünde bir koalisyon oluşturuldu. Hatta bu koalisyon için Çin’in de katkısına yönelik beklentiler ifade edildi. Ancak Çin, olumsuz bir duruş sergiledi.

Öte yandan Husilerin bölgedeki saldırıları, ekonomik olarak da önemli güvenlik sorunlarına sebep oluyor. Bu kapsamda ekonomik sorunların en önemlisi küresel ekonomi ve deniz seyrüseferi güvenliğinin etkilenerek, tedarik zincirinde aksamalara yol açması. Bu durum yeni rotalara yönelme eğilimini artırıyor. Bir yandan risklerin yüksek olması, sigorta risk primlerinin artmasına; diğer yandan bu riski göğüslemeyip rotayı uzatan şirketlerin ise ulaşım maliyetlerinin artmasına yol açıyor. Kızıldeniz’den geçen tanker, konteyner, kuru yük/dökme gemilerinin güvenli geçişleri için bölgede etkin bir deniz güvenliğinin sağlanması oldukça önemli.

 

Çin’in Kızıldeniz Planı

Kızıldeniz’in güneyinde Babu’l Mendeb’de yaşanan gerilim, küresel piyasaya yönelik tehditler ile düşünüldüğünde Çin’in ticaret yollarının güvenliğine verdiği önem de ortaya çıkmakta. Yemen’de Husiler Kızıldeniz rotasından ilerleyecek Çin gemilerine saldırmayacaklarını söylemişti. Bu kapsamda yayınlanan verilere bakıldığında Çin konteyner gemilerinin Aralık 2023 ortasından bu yana artışı net şekilde görülüyor.

Yeni küresel düzen arayışlarının bir yansıması olarak da Çin için bu rotanın ne kadar hayati olduğu daha anlaşılır hale geliyor. Dahası Çin, ABD’nin çok uluslu koalisyonuna katılmayı reddettiğinde küresel tehdit oluşturan Husilere karşı Çin’in duruşu, Batı’nın kafasını karıştırmıştı. Muhtemelen Çin, bu süreçte Batı’dan bağımsız olarak çatışmaya girmeden ama iş birliği de yapmadan kendi yolunu çiziyor.

Bu durumun olası sebepleri öne çıkarılacak olursa; öncelikle Kızıldeniz’in güvenliğine yönelik ortaya çıkan sorunun; ABD öncülüğünde “çözülmesine” katkı sağlamak istememesidir. Ayrıca ABD’nin Ortadoğu’da yaşanan krizde ve küresel ekonomik bağlamda çıkmaza girmesi, Çin açısından olumlu bir durum ortaya çıkarmaktadır. Öte yandan Çin’in uluslararası koalisyona katılması durumunda, Yemen’de Husilerin İsrail’i cezalandırmak için attığı adımlar, Çin’in Filistin sorununa ve Gazze’de devam eden İsrail katliamına yönelik duruşunu zedeleyecekti.

Son olarak Çin’den Avrupa’ya giden üç kollu demiryolu hattına yönelimin daha fazla teşvik edilmesi açısından da bu koalisyona destek verilmesi mümkün görülmüyor. Zira Kızıldeniz’deki güvenlik riskleri nedeniyle geçiş sağlayamayan gemi şirketlerinin, rotalarını Ümit Burnu çevresinden uzatması, maliyeti artırıyor. Dolayısıyla Çin’in 2016’dan beri inşasına devam ettiği ve milyarlarca dolar harcadığı demiryolu hatlarını kullandırmaya yönlendirerek, şirketlerin artan maliyetlere katlanmasının önüne geçilmesine alternatif sağlamak istiyor olması, muhtemel.

Ancak bu durum yine de denizcilik taşıması kadar düşük maliyetli değil. Yine de maliyeti düşürmek ve risk ile maliyeti bölüştürmek için kullanılabilecek alternatif bir güzergah olarak öne çıkıyor. Bu noktada, gelecekte Çin mallarının demiryolu ile Avrupa’ya geçişi için Orta Asya ülkeleri ve Türk dünyası ile ilişkilerin daha fazla önem kazanması da muhtemel.

Süveyş Kanalı, Kızıldeniz'i, Akdeniz'e bağlıyor
İnsan eliyle yapılan en kritik su yollarından Süveyş Kanalı, hizmete alındığı günden bu yana 154 yıl geçmesine rağmen hem dünya ticareti hem de Mısır ekonomisi için önemini koruyor. Mısır'ın Osmanlı toprakları arasında yer aldığı dönem olan 17 Kasım 1869'da açılışı gerçekleşen ve bugün Mısır sınırlarında yer alan Süveyş Kanalı, Kızıldeniz'i, Akdeniz'e bağlıyor. İnsan eliyle inşa edilmiş olan 193 kilometre uzunluğundaki kanal, dünyanın en kalabalık su kanalları arasında ön sıralarda yer alıyor. İsrail’in Gazze’deki saldırılarıyla eş zamanlı olarak ilk defa 1960'larda Süveyş Kanalı'na alternatif olarak önerilen Ben Gurion Kanalı Projesi tartışmaların odağı haline geldi. İsrail'in Gazze'deki savaşına tepki gösteren Yemen'deki Husiler, Kızıldeniz'i İsrail'e ait ya da oraya giden gemilere "dar etmesi" üzerine pek çok şirket Kızıldeniz'i geçici olarak güzergahlarından çıkardı. (Fareed Kotb/AA, 29 Aralık 2023)

 

Afrika Boynuzunda Korsanlık Riski

Yemen’in hemen karşı kıyısında Afrika Boynuzu bölgesi yer alıyor. Bu bölgede Somali’ye ait olan Somaliland ve Puntland’ın Aden Körfezi’ne sınırı bulunuyor. Ancak Somaliland son dönemde Somali’den ayrılmaya yönelik niyetini Etiyopya ile bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzalayarak açıkça ortaya koymuş durumda. Ayrıca Afrika Boynuzu’nda Babu’l Mendeb’in yine karşı kıyısında Eritre ve Cibuti yer alıyor. Eritre’nin hemen kuzeyinde ise Sudan bulunuyor. Söz konusu bu ülkelerin önemli bir kısmında savaş, çatışma, ekonomik sorunlar, yönetimsel sorunlar ve Somali özelinde terörizm ve korsanlık riski yer alıyor.

Nitekim Kasım 2023’ten bu yana Afrika Boynuzu’nda korsanlığın yeniden canlandığını gösteren olaylar mevcut. Nitekim son 3 ayda 8 geminin kaçırılmasına yönelik girişim oldu; 14 Aralık 2023’te Bossaso’nun 700 mil doğusunda MV Ruen adlı gemiyi, 4 Ocak 2024’te Somali’nin 470 mil doğusunda MV Lila Norfolk adlı gemiyi ve yine 24-26-27 Ocak 2024 tarihlerinde Somali’nin doğusunda 1000 milden kısa mesafede çeşitli kaçırma girişimleri yaşandı. Dolayısıyla Kızıldeniz’de böylesine bir risk ortamında bölgedeki korsanlık faaliyetlerinin yavaş yavaş yeniden artma ihtimali, mevcut riskleri daha da tırmandırma potansiyeline sahip.

 

Küresel Ekonomi Güvenliği

Aralık 2023 ortalarından itibaren, Ümit Burnu'nu geçip Singapur'a giden güzergah üzerinde her iki yönlü olarak normalin dışında bir yoğunlukta gemi trafiği görülüyor. Tankerler ve konteyner gemilerinin yanı sıra kuru/dökme yük sektöründeki gecikmeler, dünya ekonomisini oldukça derin etkiliyor. Örneğin halihazırda 200 bin tonun üzerinde demir madeni ile Ümit Burnu üzerinden Çin'e ilerleyen bir geminin yaşayacak olduğu gecikme, üretimsel ve ekonomik olarak büyük sorunlara yol açacaktır. Aynı şekilde kömür ya da tahıl taşıyan diğer kuru yük gemilerindeki gecikmeler de dünya ekonomisini oldukça sıkıntıya uğratabilecek potansiyele sahip.

Ayrıca Süveyş Kanalı’ndan geçiş maliyeti, İsrail-Filistin çatışması başladığından bu yana sürekli artış gösteriyor. Ancak bu riske ve maliyete katlanmak istemeyen denizcilik şirketleri, rotasını uzatmayı tercih ediyor. Bu rota değişikliği, gemilerin seyir süresinde yaklaşık 9-10 günlük uzamaya ve Ümit Burnu’ndan geçecek gemilere ek olarak 4 bin deniz mili (1 deniz mili=1852 metre) daha fazla yol kat etmeye yol açıyor. Nitekim Babu’l Mendeb Boğazı, son dönemde yüksek risk barındırıyor. Nihayetinde bu riskli bölgeden geçecek olan her geminin en az bir milyon dolar ek maliyete katlanması gerekiyor.

Risk primlerinin artırılması konusu zaten 2008’de "M/V Yasa Neslihan" gemisinin Somalili korsanlar tarafından kaçırılıp yaklaşık 2,5 ay Mogadişu'da rehin tutulmasından sonra başlamıştı. Yaşanan bu olaydan sonra Aden Körfezi’nde bir güvenli geçiş koridoru (IRTC - Internationally Recommended Transit Corridor) oluşturulmuştu. Kızıldeniz'den başlayarak ilk etapta Sri Lanka'ya kadar olan bölge yüksek riskli bir alan (HRA-High Risk Area) ilan edilmiş ve bu bölgeden geçişlerde sigorta risk primleri artırılmıştı. Daha sonra bu hat daha batıya doğru çekilmişti. Ayrıca bu bölge geçişlerinde, gemilere ücreti karşılığında silahlı güvenlik (armed guards) tedarik eden yeni güvenlik firmaları oluşmuştu. Bu kapsamda günümüzde halen Batı veya Doğu’dan bölgeye girişte ağır silahlı korumalar alınıyor ve çıkışta bırakılıyor. Bölgeye giriş ve çıkış öncesi, belli yerlerde bu korumaların sürekli sabit bulunduğu, içinde onlarca ağır silahlı koruma olan güvenlik gemileri bulunuyor.

Ayrıca korsanlık olaylarının yayılması ve daha etkili hale getirilmesinin hem sigorta firmalarının kazancını artırmada hem de yeni güvenlik firmalarının oluşması yönünde atılan bilinçli bir adım olması da muhtemel. Kaldı ki bu sigorta ve güvenlik firmalarına bakınca çoğunun İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri firmaları olduğu görülüyor.

Toparlamak gerekirse, İsrail-Gazze/HAMAS Savaşı’nın, diğer bölgesel gelişmelerle birlikte okunması halinde, 2019’da Covid-19 pandemisi, 2021’de Ever Given adlı geminin Süveyş Kanalını kapatması ve 2022’de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ortaya çıkardığı ekonomik sorunlar ve günümüzde Kızıldeniz’de yaşananlardan kaynaklı olarak yeni bir ekonomik krize yol açması kuvvetle muhtemel.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası