15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Hainler de yol açtıkları acılar da unutulmadı; ülkenin her noktasında şehitleri anma törenleri ile birlik, beraberlik mesajları verildi. Kriter de Temmuz-Ağustos ortak sayısında “10. Yılında 15 Temmuz” dosyasıyla değerlendirme ve gelecek politikaları üzerine olan yazıları derledi. Hamit Emrah Beriş, Türkiye için yeniden bir başlama noktası olan 15 Temmuz ve yeni dünya düzenindeki Erdoğan liderliğinin etkilerini ve sonuçlarını analiz etti. 15 Temmuz’un 10. yılının tarihsel perspektiften okumasını Zakir Avşar yaparken, Hüseyin Arslan da yazısında 15 Temmuz’u millet iradesinin mirası olarak tanımladı.
FETÖ gibi örgütlenmelere karşı dirençli devlet yapılanmasına vurgu yapan Mert Hüseyin Akgün, yazısında yeni anayasa ihtiyacına da göndermelerde bulundu. İtaatin ürettiği kötülük ile eylemin ürettiği özgürlük temelindeki Arendt-yen bakışın 15 Temmuz darbe girişimi üzerindeki okumasını Ensar Kıvrak bizlere gösterdi. Fikret Topal ise 15 Temmuz’un 10. yılında artık darbelerin demokrasiye verdiği zararların değil milli mücadelenin demokrasiye sunduğu katkıların konuşulması gerektiğinin altını çizdi. 15 Temmuz ile kamu yönetimindeki reformun zorunluğunun ortaya çıkışını ve reform ile krizler arasındaki simbiyotik ilişkiyi Cenay Babaoğlu anlattı.
FETÖ sonrası temizliklerde önemli başlıklardan biri de eğitim idi. 15 Temmuz sonrası kurulan Türkiye Maarif Vakfı’nın, ilk on yılında oluşturduğu kurumsal tecrübeyi ve uluslararası dayanışmayı Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Mustafa Özdil kaleme aldı. 15 Temmuz sonrası yeniden şekillenen Türkiye’nin Ortadoğu politikalarını Muhammed Hüseyin Mercan masaya yatırırken, Emrah Atila da FETÖ etkileşim ağının sosyal medyadaki algoritma çalışmalarını ve milli güvenlik meselesi olan bu sorunun çözüm yollarını bize gösterdi.
Ve 36. NATO Zirvesi… Karşılama törenlerinde seçilen müziklerden hazırlanan gösterilerin detaylarıyla kusursuzlaşan organizasyon başarısına, basın için düşünülen güvenlik ve üst seviye hizmetten her noktada yer alan yerli markaların tereddütsüz kullanımına kadar NATO Ankara Zirvesi, Türkiye için tam anlamıyla başarıyla geçilen bir sınav oldu. Yaz döneminin başlangıcı böylesine büyük bir organizasyonla hararetlenirken Kriter olarak detaylı bir “NATO” dosyası hazırladık. Dosyamızda Ankara Zirvesi’nin nabzını öncesi ve esnasıyla tutarken, NATO 3.0 olarak adlandırılan sonrasına yani yeni dönemine de çok geniş bir projeksiyon tuttuk.
Kemal İnat NATO içindeki çatlağın Türkiye açısından avantaj ve dezavantajlarıyla değerlendirmesini gerçekleştirirken, NATO için fetret döneminin çıkmazlarını ve Türkiye’nin rolünü Tuncay Kardaş ele aldı. Yeni düzen için Türkiye’nin stratejik merkezlerinden biri olması gerektiği gerçeği üzerine detaylı bir yeni NATO ekonomisi analizi ise Kerem Alkin’den geldi. Savunma sanayisinin önümüzdeki dönemlerde kalkınma stratejisinin temel sütunlarından biri olacağını ifade eden Harun Türker Kara da savunma ekonomisindeki küresel dönüşüm üzerine değerlendirmelerde bulundu.
NATO 2026 Ankara Zirvesi’nin genel perspektif değerlendirmesini Şuay Nilhan Açıkalın, perde arkasında kalanları ise bir basın mensubu gözüyle Emre Karaca kaleme aldı. Cumhuriyetçilerin ABD için maliyeti azalmış bir NATO istediğini belirten Hakan Çopur, Trump’ın memleketindeki NATO hikâyesini yazdı.
Türkiye-ABD ilişkilerindeki İsrail etkisini ve NATO Zirvesi özelinde tüm tuşlara basan İsrail faktörünü Haydar Oruç detaylarıyla gösterdi. Almanya’yı ele alan Muhterem Dilbirliği, Almanya’nın NATO serüvenini ve giderek ete kemiğe bürünen Avrupa Ortak Savunma Politikası ile ilişkisini değerlendirdi. Zirvedeki Trump-Zelenski görüşmesine dikkat çeken Mehmet Ayfer Kancı, ABD-Ukrayna ilişkilerinin fabrika ayarlarına dönüşünü, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın NATO’ya etkilerini de Rıfat Öncel yazdı. İsmail Numan Telci, Zirve’nin Körfez ilişkileri boyutunu yorumlarken, NATO üyelerinin Washington-Tahran krizine karşı tutum ve yaklaşımlarını İsmail Sarı, Zirve’nin Doğu Akdeniz’e yansımalarını ise Türkiye temelinde Vişne Korkmaz değerlendirdi. Diren Doğan, Ankara Zirvesi ile NATO/Hint-Pasifik ilişkilerinin yeni jeopolitik gerçeklikler doğrultusunda yeniden formatlandığını anlattı. NATO 3.0 için gerekli olan 360 derece güvenlik anlayışla güney kanadında düşünülmesi gereken Afrika’nın etki değerlendirmesini Tunç Demirtaş yaptı.
NATO Ankara Zirvesinde savunma sanayii adına iş birliklerinin perçinlendiği ve üretimdeki kabiliyetlerin doğrudan gösterildiği bir denklemde, yeni güzergâhın değerlendirmesini Ahmet Alemdar yaptı. Güvenlik anlayışındaki dönüşüm sonucu çıkan Dron Duvarı ve bu duvarın NATO entegrasyonunun üzerinde Sibel Düz dururken; Alp Cenk Arslan, yapay zekâ çağında NATO ve bilişsel harp arasındaki bağın nasıl ve nereye evrildiğine cevap aradı. Yenilenme zorunluluğu ile karşı karşıya olan NATO’nun siber, teknolojik ve jeopolitik meydan okumalar karşısındaki yaklaşımlarını Erman Akıllı, NATO Ankara Zirvesi’ndeki örtük iklim dilinin sebeplerini ise Çağla Vural çok boyutlu bir şekilde ele aldı.
Bir kez daha 15 Temmuz başta olmak üzere tüm şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyoruz.
Eylül sayısında görüşmek üzere…
MUSTAFA CANER
GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ
