SETA Vakfı Yayınları’ndan çıkan ve 2025’te uluslararası ilişkiler ve dış politika alanında öne çıkan Yeni Suriye ve Uluslararası Aktörler isimli kitabı, alan yazınına katkı sağlamasının yanında yazar kadrosuyla da dikkat çekiyor.
Birçok uzman akademisyen ve araştırmacı, bu kapsamlı eserin içeriğine çalışmaları ile katkı sağlıyor. 3 bölüm, 15 makale ve 232 sayfa boyunca Suriye’yi çeşitli açılardan mercek altına alarak inceleyen eser, 8 Aralık sonrası yerel, bölgesel ve uluslararası dinamikleri de gözler önüne seriyor. Eserdeki her bir bölüm, Suriye’ye farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor.
Kemal İnat ve Nebi Miş editörlüğünde hazırlanan eser, devrim sonrası Suriye hakkında bilgi edinmek isteyen okuyucu kitlesine hitap ediyor. Eserdeki bölüm başlıklarına kısaca göz attığımızda yeni Suriye’yi anlamlandırmak ve hem bölgesel düzlemde hem de uluslararası sistemde konumlandırabilmek için analitik bir çerçeve sunulduğunu görmekteyiz. Eser, dış politika ve uluslararası ilişkilerin teorik unsurlarını da çerçevesine katarak akademik açıdan nitelikli bir analiz ortaya koyuyor.
Eserin önsözünde genel bir çerçeve çizip kitaptaki bölümlerle ilgili özetleyici bilgiler veren editörler, kitabın Suriye’de Baas rejiminin devrilmesi öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmeleri incelediğini vurguluyor ve çalışmanın Suriye’deki dönüşüme, kırılma noktalarına ve uluslararası aktörlerin Suriye dış politikalarına dikkat çekmeye çalıştığının da altını çiziyor.
Önsözün ardından Yeni Suriye’nin Dış Politikası ve Uluslararası Tanınması isimli birinci bölümdeki “Suriye Devrimi’nin Anlamı ve Bölgesel Etkileri” adlı makalesiyle Muhittin Ataman, despotik Baas rejiminin yıkılışından sonra yeni yönetimin geleceğini etkileyecek olumlu ve olumsuz iç ve dış faktörlere değiniyor ve Suriye devriminin bölgesel etkilerinden bahsediyor. Bu makaleyi, Murat Yeşiltaş ve Nebi Miş’in “Süreklilik ve Değişim Arasında Suriye’nin Yeni Dış Politikası” isimli çalışması takip ediyor. Çalışmada, Suriye’nin yeni dış politika uygulamaları, üç başlık altında inceleniyor. İlk olarak Suriye’nin dış politikasındaki kopuş ve yeniden yapılanma, ardından Suriye’nin yeni dış politika eğilimlerindeki itici ve çekici faktörler ve son olarak yeni dış politika yönelimindeki temel parametreler anlatılıyor. İlk bölümün son makalesini oluşturan “Suriye’de Yeni Yönetimin Tanınması ve Yaptırımların Kaldırılması” başlıklı çalışmasında Yücel Acer, Suriye’de yeni yönetimin tanınmasının kritik olduğunun altını çizdikten sonra Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması konusuna değinerek AB’nin, ABD’nin ve Kanada’nın yaptırımları hakkında bilgi veriyor. Yazının sonunda ise yaptırımların doğurduğu ve doğurabileceği etkileri değerlendiriyor.
Kitabın Bölgesel Aktörlerin Yeni Suriye Politikaları başlıklı ikinci kısmına gelindiğinde Kemal İnat’ın “Türkiye’nin Yeni Suriye Politikası: İstikrar ve Güvenlik Arayışı” isimli makalesi okuru karşılıyor. Türkiye’nin bölgeye yönelik dış politikasını yeni Suriye yönetimine destek, Suriye’nin güvenliği ve İsrail ile rekabet, terörle mücadele ve ABD’nin tavrı değişkenleri üzerinden açıklamaya çalışıyor. Mustafa Caner, kaleme aldığı “8 Aralık ve Sonrası İran-Suriye İlişkileri” isimli makalesinde Tahran’ın Esed’in devrilmesi sürecindeki tavrını ve “bekle ve gör” siyasetini açıkladıktan sonra yeni Suriye yönetiminin İran’a yaklaşımının kapsamlı bir analizini sunuyor. Muhammed Hüseyin Mercan, İsrail’in yeni Suriye dış politikası hakkında yazdığı analizini “İsrail’in Esed Rejimi Sonrası Suriye Politikası: Vur, Zayıflat ve Etkisiz Kıl” başlığı ile ele alıyor. Bölge ülkeleri bazlı analizlerin bir diğerini oluşturan ve Yusuf Bahadır Keskin’in hazırladığı çalışma “Körfez İş Birliği Konseyi Ülkelerinin Yeni Suriye Politikaları”, Keskin’in Körfez’in Suriye’deki varlığı hakkındaki değerlendirmesinden oluşuyor. İsmail Numan Telci’nin “Mısır’ın Esed’in Düşüşü Sonrası Suriye Politikası” başlıklı çalışması, Mısır’ın yeni Suriye dış politikasına açıklık getiriyor. Recep Tayyip Gürler’in “Irak’ın Esed Sonrası Suriye Politikası” adlı çalışması da Suriye’nin iç savaşı sırasında ve sonrasında olmak üzere Irak’ın tutumunu incelerken, Mustafa Yetim, Lübnan’ın Suriye politikasını “Yeni Dönem Suriye-Lübnan İlişkileri: Himayeden Eşit Ortaklığa” başlığı altında irdeliyor.
Kitabın üçüncü ve son kısmında işlenen Küresel Güçlerin Yeni Suriye Politikaları konusuna Kamal al-Aqad, “ABD’nin Esed Sonrası Suriye Politikası: Hedefler Aynı, Yöntemler Farklı” başlığıyla giriş yapıyor. Al-Aqad, ABD’nin Suriye politikasının İsrail’in güvenliği çerçevesinde şekillendiği yorumunda bulunuyor ve yaptırımlar konusunun altını çizerek okuyucuyu bilgilendiriyor. Bu çalışmanın hemen ardından gelen makalede Filiz Cicioğlu, “Esed Sonrası Suriye: AB’nin Diplomasi, Yaptırım ve Yeniden Yapılanma Politikası” başlığı altında AB’nin, yeni Suriye’ye yaklaşımına dair kapsayıcı bir analiz yapıyor. Cicioğlu, 8 Aralık öncesi ve sonrası olarak iki parçada ele alınan çalışmanın ikinci kısmında AB’nin resmi açıklamaları, yaptırım politikaları, insani yardım stratejileri ve göç politikaları hakkında bilgi veriyor. Cicioğlu’nun makalesinin ardından okuyucuyu Ahmet Turan’ın Rusya’nın yeni Suriye politikasını irdeleyen “Esed’siz Şam: Rusya’nın Yeni Suriye Stratejisi ve Hedefleri” adlı yazısı karşılıyor. Moskova’nın 8 Aralık Devrimi’ne yaklaşımına, Suriye’deki Rus üslerine, Şara dönemindeki ikili ilişkilere ve Rusya-Suriye ekseninde Türkiye faktörüne değinen çalışma, bölge dinamikleri açısından kritik öneme sahip bu konuya ışık tutuyor. Kitabın sayfalarını çevirmeye devam ettiğimizde Hüsna Taş Yetim’in “Çin’in Esed Sonrası Suriye Politikası: Süreklilik mi Pragmatik Revizyon mu?” analiziyle karşılaşıyoruz. Son olarak Talha İsmail Duman’ın “İngiltere’nin Yeni Suriye Politikası” çalışması, İngiltere’nin Suriye’deki iç savaş sırasındaki ve sonrasındaki politikalarını değerlendiriyor. İkinci kısmında diplomatik ilişkiler ve HTŞ’nin terör listesinden çıkarılması tartışmasını inceleyen Duman, yaptırımların hafifletilmesi, mülteci meselesi ve insani yardım politikasının ardından güvenlik politikaları hakkında okuyucuya ayrıntılı bilgi sunuyor.
Yeni Suriye ve Uluslararası Aktörler, genelde dış politika, özelde bölgesel çalışmalar alanında uluslararası literatüre katkı sunacak şekilde kaleme alınmış bir eser olarak öne çıkıyor ve okuyucuya zengin akademik profili ile nitelikli bir kaynak olarak ulaşıyor. Suriye’de Esed sonrası döneme geçişin henüz tamamlanmadığı ancak belirgin bir yeniden yapılanma sürecinin başladığı bir dönemde kaleme alınmış olmakla birlikte bitmiş bir sürecin muhasebesi değil, dönüşüm yaşayan bir ülkenin çok yönlü siyasal ve diplomatik dinamiklerini anlamaya yönelik bir çalışma niteliğinde. Kitap, dış politika araştırmacıları ve ilgili okurlar için en güncel kaynak olarak raflarda yerini almış bulunuyor.
