Kriter > Dosya > Dosya / Küresel Siyasette Kırılma |

Ahmed Şara’nın Dış Politikadaki Amacı ve İzlediği Yol


Ahmed Şara’nın önünde, ülkesini yeniden ayağa kaldırmak için oldukça zahmetli bir yol bulunuyor. Köhnemiş kurumların ıslahı, enkaza dönmüş şehirlerin altyapılarıyla birlikte yeniden inşası ve dünyanın dört bir tarafına dağılan milyonlarca Suriyelinin geri dönüşü için gerekli sosyoekonomik reformların gerçekleştirilmesi, Şara’nın orta ve uzun vadede ulaşması gereken asli hedefleridir. Tüm bu merhalelerin gerçekleşmesi için de içeride yekpare ve istikrarlı bir yönetim dışarıda yeni Suriye’ye destek çıkan aktörler gereklidir.

Ahmed Şara nın Dış Politikadaki Amacı ve İzlediği Yol
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (sağda), Ürdün'e ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Şara, başkent Amman'daki Marka Havalimanı'nda Ürdün Kralı 2. Abdullah (solda) tarafından karşılandı. (Handout - Ürdün Kraliyet Divanı / AA, 26 Şubat 2025)

8 Aralık devriminin ardından Suriye’nin Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı olan Ahmed Şara’nın önünde, ülkesini yeniden ayağa kaldırmak için oldukça zahmetli bir yol bulunmaktadır. Köhnemiş kurumların ıslahı, yıllardır çivi çakılmamış şehirlerin enkaza dönmüş altyapılarıyla birlikte yeniden inşası ve dünyanın dört bir tarafına dağılan milyonlarca Suriyelinin geri dönüşü için gerekli sosyoekonomik reformların gerçekleştirilmesi, Şara’nın orta ve uzun vadede ulaşması gereken asli hedeflerdir. Tüm bu merhalelerin geçilebilmesi için ise içeride yekpare ve istikrarlı bir yönetimin varlığı kadar dışarıda yeni Suriye’ye destek çıkan aktörler gereklidir. Şara’nın Aralık’tan bu yana sergilediği diplomatik performans da Şam’ın elini bu hususta güçlendirme amacı taşımaktadır. Şara, başta bölgesel aktörler olmak üzere uluslararası aktörler ile “şerhsiz” şekilde görüşüp yeni Suriye ile dostane ilişkilere sahip aktörlerin sayısını artırmayı amaçlamaktadır. Bu süreçte “tehdit” olarak algılanabilecek eylem ve söylemlerden uzak dururken İsrail ve İran’ın provokatif manevralarına karşı da mümkün oldukça çatışmayı öteleyen bir yol haritası izlemektedir.

 

Türkiye ile İş Birliği, Arap Dünyası ile Kucaklaşma

Esad rejiminin, ayaklanma sonrasında hem Türkiye hem de Arap Birliği üzerinden Arap ülkeleriyle bağlarının kopması, eski rejimin bölgede yalnızlaşmasına ve Rus-İran cephesine her zaman olduğundan daha muhtaç hale gelmesine sebebiyet vermişti. Türkiye, gerek Suriye muhalefetini siyasi ve askeri olarak destekleyerek gerekse de teröre karşı mücadele bağlamında Suriye topraklarında askeri müdahaleler gerçekleştirerek rejim ile zıt kutuplarda konumlanmıştır. Arap ülkeleri ise BAE’nin öncülük ettiği Esad rejimi ile normalleşme trendine olumlu yaklaşarak rejimin son yıllarında Şam ile tekrar ilişki kurmaya başlamışlardır. Uzun yıllar kurulmayan temasların yeniden ihyasından kısa süre sonra rejimin yıkılması, Arap coğrafyasının ve bilhassa Körfez ülkelerinin Suriye ile alakalı yanlış öngörülerinin bir sonucu olarak hanelerine başarısız bir tecrübe olarak geçmiştir. Esad idaresi ile normalleşme sürecine ilk katılan ülkelerden olan Ürdün, aradan geçen iki yıl içerisinde normalleşme sürecinden bir kazanım elde edemediği gibi rejimin çökmesine kadar olan sürede sınır güvenliği bağlamında en sıkıntılı yıllarını geçirmiştir.

Rejimin düşüşü sonrası dönemde ise Suudi Arabistan ve Ürdün başta olmak üzere Esad rejimi ile normalleşme yoluna girmiş Arap hükümetlerinin önce Şam’a temsilcilerini gönderdiklerini ardından ise Şara ile en üst seviyede temas kurdukları görülmüştür. Arap dünyasının bu rejim değişikliği şoku sonrası refleksini, Ahmed Şara, Şam’ın avantajına olacak şekilde kullanmaktadır. Başta doğduğu ve hayatının bir kısmını geçirdiği Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki Arap ülkelerine yönelik dostane ve iş birliğini hedefleyen mesajlar gönderen Şara, ülkesinin yeniden inşası için ciddi bir maddi desteğin gerektiğini ve bunun için de Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap dünyasının büyük önem taşıdığının farkında. Bu sebeple hem “muzaffer” bir aktör olarak Arap komşularına yeni Suriye ile temiz sayfa açma imkanı veriyor hem de komşularının “korkularının” yersiz olduğunu onlara ispat etmeye çalışıyor.

Devrim sürecinin sona erdiği ve devrim ihracı gibi bir ajandaya sahip olmadıklarını dile getiren Şara’nın bu açıklamaları, sadece içeride yeni bir düzen inşa edeceği ortaklarına değil aynı zamanda Arap komşularına da gönderilmiş bir mesajdır. Zira Suriye devrimi, “halk hareketiyle rejimin devrildiği” bir Arap ülkesi örnekliğini temsil etmektedir. Şara’nın devrimin devamı veyahut ihracına yönelik herhangi bir mesajı, kendi ülkelerinde statükoyu korumak isteyen Arap hükümetleri için kabus anlamına gelecekti. Bu sebeple Şara, yeni Suriye’nin inşası sürecinde mali ve siyasi desteğine ihtiyaç duyacağı soydaşlarının korkularının yersiz olduğunu onlara anlatmaya çalışmaktadır. Arap coğrafyasında Suriye devrimini başından sonuna destekleyen ve Esad rejimi ile normalleşmeye karşı duruşunu devam ettiren Katar ise Suriye ile ilişkilerde soydaş ülkelere göre çok daha avantajlı bir konuma sahiptir. Nusra Cephesi tecrübesinden başlayarak Ahmed Şara ile uzun süredir temas halinde olan Doha, Suriye’nin yeniden inşasında, kapasitesi dahilinde en etkili olacak hükümetlerin başında gelmektedir. Katar’ın bu doğal konumu da Suudi Arabistan’ı Suriye’de nüfuzunu artırmak adına motive eden bir durum olup bu rekabet, son tahlilde Şam’ın kazancına olacaktır.

Türkiye ile ilişkilere bakıldığında ise devrime ilk gününden itibaren destek veren, Suriye muhalefetinin sahada ezilmesini engellemek adına İdlib ve Kuzey Halep’te TSK’nın dahliyle bir güvenli bölge inşa eden Ankara, nihayetinde rejimi deviren muhalif “askeri kapasitenin” inşasında en çok paya sahip dış aktör olmuştur. Devrim sürecindeki askeri ve siyasi desteğinin, devrim sonrasında da devamı, yeni Suriye için hayati önem taşımaktadır. Zira Suriye ordusunun yeniden inşası ve İsrail’in bölgede dengelenmesi, Şam için asli güvenlik öncelikleridir ve bölgede bu hususlarda destek verebilecek kapasitedeki tek aktör Türkiye’dir. Önümüzdeki süreçte, TSK’nın Halep, Humus ve hatta Şam kırsalında Suriye hükümetinin resmi davetiyle kuracağı askeri üsler ve Suriye ordusunun Türkiye tarafından eğitilip modernize edilmesi beklenen gelişmelerdir.

Ahmed Şara'nın Suudi Arabistan ziyareti
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (solda), ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan'a gerçekleştirdi. Ahmed Şara, Riyad'da Veliaht Prens Muhammed bin Selman (sağda) ile bir araya geldi. (Bandar Algaloud/Saudi Royal Court / AA, 2 Şubat 2025)

 

Rusya ve Avrupa ile Eş Zamanlı Olumlu Trend

Ahmed Şara yönetimi, devrime kadar uzun yıllar Esad’ın müttefiki olan Rusya ile de temaslarını olumlu bir tonda sürdürmektedir. Rus askeri üslerinin geleceği henüz netleşmemiş olup Şam’ın Rus üslerini bilhassa Avrupa ülkeleriyle müzakereler bağlamında bir koz olarak sahada tutuyor olması olası gözükmektedir. İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Avrupa’nın önde gelen güçleri, Esad’ın ardından hızlı bir şekilde Ahmed Şara ile temasa geçip diplomatik temsilcilikleri açarak yeni döneme olumlu baktıklarını göstermişlerdir. Lakin Ahmed Şara ve devrime kadar liderlik ettiği HTŞ’nin ideolojik profillerinin Suriye’ye gelecek Batı fonlarının önünde bir engel olabileceği, kimi Batılı siyasiler tarafından ilk etapta dile getirilmişti. Takip eden dönemde Suriyeli yetkililerin Brüksel'deki Suriye Donörler Konferansı’na davet edilmeleri ve Suriye’ye yönelik 5,8 milyar avro civarındaki yardım taahhüdü, Avrupa-Şam temaslarında trendin olumlu seyrettiğini göstermektedir. Trendin olumlu seyrettiği noktada Rusya ile de benzer olumlu mesajların sürdüğünü göz önüne aldığımızda Şara’nın hem Batı hem de Rusya ile eş zamanlı olarak iyi ilişkiler inşa etmek gibi zor bir işi şimdilik başardığı söylenebilir. Yine de ilerleyen süreçte Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı, Batı fonlarının Şam’a verilmesi sürecinde gündeme gelebilir.

 

ABD Temkinli, İsrail ise Saldırgan

Son olarak İsrail ve ABD’nin Suriye’ye yaklaşımlarına bakıldığında Washington’ın oldukça temkinli hareket ettiği görülmektedir. Esad’ın düşüşünün ardından Amerikan diplomatlardan oluşan bir heyet Şara ile görüşmüş ve ilk temas sağlanmıştır. Bu temasın ardından ABD tarafından Şara’nın başına konulan ödül kaldırılmıştır. Yine son dönemde YPG/SDG ile Suriye hükümetinin imzaladığı mutabakat metninde, YPG/SDG’nin masaya oturması ve Şara ile mutabakat imzalanması sürecinde, Pentagon yetkililerinin örgüte baskı uyguladıkları da ABD kaynaklarınca iddia edilmiştir. Yine de ABD, Avrupa hükümetlerinin aksine yeni Şam hükümeti ve lideri ile temaslarında belli bir seviyenin ötesine geçmeyip temkinli davranmaktadır. Bunda Şara’nın siyasi geçmişi kadar Trump yönetiminin bölgedeki en büyük müttefiki İsrail’in yeni Suriye’ye yönelik tavrı da etkili olmaktadır.

Netanyahu yönetimi için Esad rejimi; işlevsiz ordusu, kitle temsiliyetinden uzak azınlık kodları ve uluslararası alandaki gayrimeşru imajı ile adeta bir sigorta konumundaydı. Uluslararası alanda izole olmayan aksine iyi ilişkiler kurmak hususunda güçlü sinyaller veren, en yakın müttefiki bir NATO ülkesi (Türkiye) olan ve halk devrimiyle inşa edilen bir Suriye idaresi, Golan’da işgalci konumunda olan İsrail için orta ve uzun vadede yeni bir tehdit anlamına gelmektedir. Netanyahu yönetimi, Esad’ın düşüşünün ardından Suriye’ye yönelik hava saldırılarını kesmek bir yana artırmış ve dönem dönem karadan tacizlerle düzenli olarak Şam’ın egemenliğine saldırmaktadır. Şara yönetimi ise İsrail’in bu tacizlerine yönelik söylem bazında gereken karşılığı verse de Suriye’nin askeri ve ekonomik olarak içerisinde bulunduğu zor şartların da etkisiyle sahada İsrail ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınmaktadır. Yine de önlem olarak İsrail’in Şam’a karşı bir kart olarak kullanmak istediği Dürzi azınlığın yeni yönetim ile uyum sağlaması adına Şam hükümeti Süveyda bölgesinde hatırı sayılan askeri grupların komutanları ve Dürzi kanaat önderleriyle verimli toplantılar gerçekleştirmiştir. Bu sürecin sonunda Dürzi siyasi ve askeri figürlerin pek çoğu ile ortak bir frekans tutturan Şara yönetimi, İsrail’in kullanmak istediği azınlık kartını “şimdilik” ekarte etmiştir. Lakin İsrail’in tacizlerine karşı Türkiye’nin askeri varlığının güney Suriye’de bir an evvel teşkil edilmesi büyük önem taşımaktadır.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası