Sarı Yelekliler 17 Kasım 2018’de akaryakıt zamlarını protesto amaçlı ortaya çıkmıştı. Hızla orta sınıf kızgınlığına dönüÅŸtü ve oradan da “patronları kollayan” Macron karşıtı bir harekete. Fransa geneline yayıldı, üniversite öÄŸrencileri hatta liseli gençler de eylemlere katıldı. Kendine ait bir marşı, manifestosu ve sembolleri olan –ÅŸimdilik– lidersiz bir harekete dönüÅŸtü. Bugünlerin tarihini yazacaklara temel ipuçlarını veren pek çok sosyal olay armaÄŸan etti.
EÄŸer aylardır devam eden “gilets jaunes” hareketi için bir ÅŸey söylenecek olursa Fransız İhtilali’nden beri sokak olaylarını birer baÅŸyapıta dönüÅŸtüren Fransızlar yine kendi tarzlarını ortaya koydu denilebilir. Onlar modern dünyanın tecrübeli protestocuları. Tabii 1960’lardaki gibi bu eylemlerin dünyaya ilham olup olmayacağı henüz bilinmiyor. Henüz Sarı Yelekliler bir protesto dehlizi yaratamadı. Ama kendince bir stil ortaya koydu ve uluslararası bir etki de yarattı. En azından “akaryakıt zamlarından kaynaklanan” ve hükümetin kolayca bastırabileceÄŸini düÅŸündüÄŸü bir hareket olarak kalmayıp ortaya Fransız bir stil koydu.
Hükümetin ilk tepkisi eylemcilerin taleplerini gündemine almadan bastırmak ÅŸeklinde oldu. Güç kullanıldı hem de ne güç. Hükümetin açıkladığı rakamlara göre gösterilerde ÅŸimdiye kadar 11 kiÅŸi hayatını kaybetti, 2 binden fazla kiÅŸi yaralandı, 8 bin 400’den fazla kiÅŸi gözaltına alındı ve bin 796’dan fazla kiÅŸi hapis cezasına çarptırıldı.
Hasara daha detaylı bakılırsa 5 kiÅŸinin eli koptu, 21 kiÅŸi gözünü kaybetti; 204 kiÅŸi başı, 13 kiÅŸi eli, 41 kiÅŸi gövdesi, 68 kiÅŸi bacakları ve 16 kiÅŸi de belinden yaralandı.
Eylemcilere karşı Fransız polisinin takındığı tavır Avrupa BirliÄŸi (AB) tarafından defalarca kınandı. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic Fransa’ya Sarı Yelekliler’in eylemlerinde insan haklarına daha saygılı olma, barışçıl gösteri özgürlüÄŸüne aşırı kısıtlamalar getirmeme ve biber gazı kullanımını yasaklama çaÄŸrısında bulundu. Yüksek bilançoya raÄŸmen Fransız hükümeti sert bir tutum sergiliyor.
Protestolar devam ettikçe ÅŸiddet adeta kanıksandı. Artık Sarı Yelekliler’e ÅŸiddet haberleri eskisi gibi infial oluÅŸturmuyor. Zira ÅŸiddet karşılıklı olarak artmaktadır. Polis ÅŸiddetini artırdıkça Sarı Yelekliler de eylemlerini ve üst sınıflara karşı nefretlerini artırmaktadır.
Gazeteciler Hedefte
Sarı Yelekliler protestolarını takip eden gazetecilerin polis ÅŸiddetine maruz kalmak konusunda eylemcilerden hiç farkı yok. Yaralananların 56’sı gazeteci, üstelik Fransız gazeteciler. Uluslararası yayın yapan basın kuruluÅŸlarının mensuplarına karşı protestocular ve polis dünyadaki imajlarının sarsılmaması açısından bir nebze daha dikkatli. Uluslararası medyada yer alan gazetecilere saldırı vukuatları, Fransa vatandaşı olmadıkları için kayda geçip gözlemci kuruluÅŸların raporlarına girmemiÅŸ de olabilir. Eylemcilerin, protestoları yansıtma biçimlerinden memnun olmadığı, polisin de protesto görüntülerini çekmesini engellemek istediÄŸi Fransız gazeteciler konuyu defalarca yargıya taşımış bile.
Sınır Tanımayan Muhabirler (RSF) “gilets jaunes” eylemlerinde gazetecilere karşı ÅŸiddet kullanımını raporlaÅŸtırmıştır. Zaten internette bol bol izaha gerek duyulmayacak ÅŸekilde polisin gazetecileri itip kaktığı, kameralarını yerlere attığı görüntüler mevcuttur. Yani Fransız polisi gazetecilere “ÅŸiddet uygulamadığını” söyleyecek durumda deÄŸil. Olsa olsa onlar gazeteci deÄŸildi veya orada ne amaçla bulundukları belirsizdi gibi güvenlik perspektifli bir savunma getirebilir. O sebeple RSF raporu ÅŸiddete uÄŸrayan gazetecilerin isimlerini çalıştıkları kurumlarla beraber veriyor. Yasal basın kuruluÅŸlarına çalışan bu gazetecilerin ÅŸiddete uÄŸradıkları esnada baÅŸlarında “basın” yazan kasklarının olduÄŸu, üzerinde açıkça basın olduÄŸunu belirten yelekler giydikleri, önlerinde çalıştıkları kurum ve isimlerini açıkça belirten kimlik kartları olduÄŸu halde bilerek polis ÅŸiddetine uÄŸradıklarını ifade ediyor.
Rapora göre Fransız polisi genellikle fotoÄŸraf çeken muhabirlerin makinelerini hedef alıyor ve “yakın mesafe”den saldırıyor. Elbette en yoÄŸun ÅŸekilde hedef alınanların foto muhabirleri olması ise tesadüfi deÄŸil. Genellikle ÅŸiddetin ortasında kalan veya bilinçli olarak “arbede”ye yaklaÅŸanlar onlar. Burada “arbede” kelimesini bilerek seçtim. Çünkü “arbede” aslında birçok hukuksuzluÄŸa da zemin oluÅŸturacak bir durum. Üzerinde açıkça basın yazmasına raÄŸmen gazetecilerin hedef alınması tam da bu yüzden “Åžiddetin ortasında kaldı” veya “Yanlışlıkla zarar gördü” veya “yanlışlıkla zarar gördü” ÅŸeklinde örtbas edilebiliyor. Halbuki RSF’nin raporunda karakolda gazetecilerin verdiÄŸi ÅŸikayetlere dayanarak ifade edildiÄŸi üzere gazeteciler “arbede arasında kalmak” veya “yanlışlık” ile deÄŸil doÄŸrudan hem de sırt ve boyun bölgelerinden hedef alınarak ÅŸiddete maruz kaldıklarını belirtiyor.
İnternette tüm kullanıcılar tarafından bilinen bazı görüntülerde ÅŸiddete maruz kalan gazetecilerin basın olduklarını bağırarak ifade etmelerine raÄŸmen kameralarıyla hedef alındığı ve ÅŸiddetin devam ettiÄŸi açıkça gözüküyor. Birkaç örnek vermek gerekirse ParisienAujourd’hui en France gazetesinin fotoÄŸrafçısı Yann Foreix Åžanzelize’deki gösterilerde ensesinden bilinçli olarak yaralanıyor ve ÅŸuurunu kaybederek hastaneye kaldırılıyor. Simon Louvet isimli, 76 actu internet sitesi için çalışan gazeteci Rouen’de bir gözaltını filme alırken polisin saldırısına uÄŸruyor. Gazetecinin kendi Twitter hesabındaki ifadelerine göre polis bilinçli olarak Louvet’i hedef alıyor ve bir baÅŸka polis memuru sol eline copla vuruyor. Liberation gazetesi için çalışan fotoÄŸrafçı Thibaud Moritz ise Bordeaux’daki protestoları takip ederken hemen hemen aynı ÅŸekilde polisin bilinçli saldırısına uÄŸruyor. The Hans Lucas Studio’nun fotoÄŸrafçısı Jeremie Lusseau da yine polisin yaptığı gözaltıları filme alırken polisin “Sıradaki sen olacaksın, hem aÄŸzını hem kameranı kıracağım” tehdidine maruz kaldığını söylüyor.
Yine QR koddan ulaşılabilen çok yaygın bir video Fransız gazeteci Nicolas Gregoire’nun Toulouse’da polisin saldırısına uÄŸrayışı ve kamerasının zarar görüÅŸünü gösteriyor. Burada hedef alınanın “gazetecilik” olduÄŸu aÅŸikar.
Elbette olayların fotoÄŸraflanmasından oldukça rahatsızlar. Öyle ki dünyaca ünlü Fransız ajanslarının muhabirleri dahi bu ÅŸiddetten payını alıyor. Gazetecilerin ifadelerine göre polisin gazetecilere yaygın olarak saldırma ÅŸekli kamera ve çekim ekipmanlarının yanı sıra kask, gaz maskesi ve diÄŸer güvenlik saÄŸlayıcı eÅŸyalarına da el konulması. Bu durumla karşı karşıya gelen muhabir güvenlik sebebiyle saha çalışmasına ara vermek zorunda kalıyor.
Gazetecilerin ekipmanlarına el koymak polis için o an gazeteciyi alandan uzaklaÅŸtırmanın bir yolu. Geçen sene Fransa’da Visa d’Or ödülünü alan gazeteci Veronique de Viguerie fotoÄŸrafçı bir arkadaşıyla eylemleri takip ederken polisin ellerinden kask ve maskelerini almasını bir caydırma politikası olarak deÄŸerlendiriyor. EÄŸer gazeteci polise kamerasını veya ekipmanlarını vermekte direnirse gözaltına alınmak tehlikesiyle karşı karşıya geliyor. RSF bütün bu olanlar karşısında Fransız Ombudsmana bu ÅŸiddet eylemlerini incelemek üzere bir çaÄŸrıda da bulunmuÅŸtur.
Basın mensupları, “Sarı Yelekliler”in Fransa’daki akaryakıt zamları ve kötüleÅŸen ekonomik koÅŸulları protesto ettiÄŸi gösterileri zorlu ÅŸartlar altında takip ediyor.
Maalesef bu saldırılar sebebiyle henüz herhangi bir polis için dava görülmüÅŸ deÄŸil. Macron göstericilerle anlaÅŸmak için geri adım atmış gözüküyor fakat sırada bir dizi tazminat davasının beklediÄŸini görmek çok zor deÄŸil. Macron’un uzlaÅŸma meselesi gün geçtikçe daha çetrefilli ve zor bir hal alıyor.
Fransız gazeteciler için hal böyleyken dünyadan Sarı Yelekliler eylemlerinin çekiciliÄŸi ve biricikliÄŸinin cazibesine kapılan binlerce gazeteci de Fransa’ya akın etti. Bunlar içinde daha evvel orada bir ofis tutmamış ve düzenli muhabiri bulunmayan basın kuruluÅŸları da var. Bu basın kuruluÅŸu mensuplarının bir kısmının vize talebi reddedildi. Neden olarak da “daha evvel Fransa’da gazetecilik yapmamış ve akredite olmamış olması” gibi nedenler gösterildi. Yani aslında bugün “Åžimdi hiç lazım deÄŸilsiniz” demek istendi.
İki Ateş Arasında
Tabii gazetecilere ÅŸiddetin bir tek polisten geldiÄŸini söylemek mümkün deÄŸil. Protestocular da sıklıkla sahada iÅŸini yapan gazetecilere saldırmakta. 8 Aralık 2018’de Türkçe konuÅŸan bir eylemci de sahada iÅŸini yapan TRT muhabirine saldırılmıştı. Avrupa’da özellikle Fransa ve Almanya’da özenle desteklenen Türkiye karşıtı muhalefetin kendi ülkelerinde de eyleme dönüÅŸmesinin tehlikesini Türkiye defalarca dile getirmiÅŸti. Tabii bu konu ancak baÅŸka bir yazının konusu olabilir.
Protestocuların tepkileri genellikle Macron yanlısı yayın yaptıkları ve eylemleri düzgün ifade etmediÄŸini düÅŸündükleri gazetecilere ve medya binalarına yöneliyor. France Television, 24-Hour TV News gibi kanalların önünde gruplar halinde toplanılıp “iÅŸ birlikçiler”, “bunlar yalan haberler” diye sloganlar atılıyor.
Sarı Yelekliler’in kamerasını alıp kırdığı ve hangi yayından geldiÄŸini bilmediÄŸi halde gazeteciyi “düzen destekçiliÄŸiyle suçladığı” videolar da mevcut. Fransa’da gazetecilik yapan ve ismini vermek istemeyen bir dostum ÅŸunları söylüyor: “İki taraflı hırpalanıyoruz ve kimseye derdimizi anlatamıyoruz. Bazen aslında bize ne gerek var diye düÅŸünüyorum çünkü biz bu haberleri yazmadan zaten her ÅŸey sosyal medyadan yayılmış oluyor. Protestocular da her ÅŸeyi çekip sosyal medyaya koyuyor ve herkes kendi hikayesini ezberlemiÅŸ oluyor.” Ayrıca bu gazeteci arkadaşım protestocuların yerleÅŸik medyayı düzenin bir kurumu olarak algılamakta haksız olmadığını da düÅŸünüyor.
Belki de medya, protestolar ve sahada iÅŸini yapan gazeteciler arasında dönen tartışma artık yeni ve oldukça eÅŸitlikçi bir adaletsizlikler düzenine girildiÄŸini gösteriyor.
2013’te Tahrir Meydanı’nda ve Mısır’da olanları canlı izlerken göstericilerin her ÅŸeyi anlık bir ÅŸekilde çekip sosyal medyaya koyması yeni bir durumdu. Bu yeni durum bir moda halini almış ve Arap Baharı’nın ÅŸekillenmesinde oldukça önemli bir rol oynamıştı.
Bu pervasız ve ölçüsüz bilgi akımı sadece Arap toplumlarıyla sınırlanmadı elbette. 2013’te Gezi Parkı Åžiddet Eylemleri esnasında orantısız bir dezenformasyon yayılmıştı ve sosyal medyadan kullanıcılar eliyle yayılan bu yalan bilgiler dünya basınında ciddiye alınarak haber dahi olmuÅŸtu. Bugün Sarı Yelekliler sosyal medyayı oldukça aktif kullanarak söylem ve eylemlerinin anlatısını kendileri biçimlendirmekte. Artık “bazı ülkelerde bir ÅŸeyleri kahretmek” için kullanılan araçlardan bu araçları üretip destekleyen ülkelerin de kurtulması zor gibi gözüküyor. Evet, her ÅŸey orada ve sosyal medyada. Belki de bu yüzden bu yazıya bile gerek yok aslında.
