Kriter > Dosya > Dosya / Toplum |

Tarım ve Hayvancılık Sektörlerinde Göçmen İş Gücü Talebi


Türkiye’de Afganistan, Suriye ve Türkistan bölgesindeki ülkelerden gelen göçmenlerin tarım ve hayvancılık sektörlerindeki istihdamı görünür olmuştur. Öyle ki, sektör temsilcilerine göre, sığınmacı iş gücünün mevcut açığı kapattığı ve bu istihdam biçimine son verilmesi halinde birçok sektörün “kapısına kilit vuracağı” görüşü ön plana çıkmaktadır. Tarım ve hayvancılık sektörlerindeki göçmen iş gücüne ihtiyaç sadece Türkiye’ye mahsus bir durum değildir. Bu durum birçok Avrupa Birliği ülkesi için de geçerlidir.

Tarım ve Hayvancılık Sektörlerinde Göçmen İş Gücü Talebi

Tüm dünyada azalan, artmayan ve durağanlaşan biçimlerde seyreden ülke nüfuslarına dair gündem, görünürlüğünü sürdürmektedir. Doğurganlık eğilimlerinin azalması ve büyük ölçüde bu duruma bağlı olarak toplam nüfus içerisindeki yaşlı nüfusun her geçen yıl artan oranı dikkate alındığında istihdam ve iş gücü piyasalarındaki farklı vasıflara sahip emek gücünün daralma ihtimali de belirginleşmektedir. Bununla birlikte birçok ülkede görüldüğü üzere, kırsal alanlardan kentlere doğru gerçekleşen hareketlilik biçimleri de kırsal alanlardaki tarım ve hayvancılığın biçim değiştirmesine yol açmakta, nesiller boyu tarım ve hayvancılığın gerçekleştirilme eğilimini sekteye uğratmaktadır. Bu türden durumlar ise “yeni kırsallıklar”ın görünür olmasına ve kırdaki üretim faaliyetinin aksamasına sebebiyet vererek küresel ısınmanın, iklim değişikliğinin, su ve gıda krizi gibi durumların çoğu halde arka planı oluşturduğu bir ortamda, tarımsal ve hayvansal üretimin ev sahibi toplumlar nezdinde arkadan gelen nesiller tarafından gerçekleştiril(e)mediği gerçeğini gözler önüne sermektedir.

Doğum ve ölümleri çoğu durumda merkeze alan demografi literatürüne göre nüfusu artırıcı ve azaltıcı unsurların bir diğerini göçler meydana getirmektedir. Doğurganlık ile nüfuslarını diri tutamayan ülkeler, göç hareketleri ve uyum politikaları ile iş gücü piyasaları için gerekli olan insan unsurunu nüfuslarına dahil etmeye çalışmaktadırlar. Başta ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, iş gücü sıkıntısı çeken ülkeler uyum politikaları çerçevesinde göçmen kabulüne yönelik politikalar benimsemektedirler.

Bu metinde, bilhassa tarım ve hayvancılık sektörlerinde çalışan göçmen nüfusa odaklanılarak göçmenlerin ev sahibi toplum nüfusuna etkileri ve ekonomik katkıları ulusal ve uluslararası veriler ve politikalar çerçevesinde irdelenmektedir.

 

Göçmenler Azalan ve Artmayan Nüfuslara Çözüm Olabilir mi?

Göçmen nüfusun kaynak ülkeden hedef ülkeye gidip kalması, ilk anda nüfusun artması açısından olumlu bir durum olarak anlaşılsa da süreç içerisinde sosyal, siyasal ve ekonomik başta olmak üzere birçok unsuru barındıran uyum kapsamı çerçevesinde bazı sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Son yıllarda birçok ülkede görüldüğü üzere, göçmenlere yönelik sergilenen yabancılaştırıcı, dışlayıcı ve ötekileştirici söylem ve eylemler, hedef ülkelerin siyasal ve toplumsal dinamiklerine etki etmektedir. Bu türden durumların idaresi de oldukça güç hale gelmektedir.

Azalan, artmayan ve hatta yaşlanan nüfusların en temel açmazlarından olan iş gücü arzının eksikliği ve yaşlı bağımlılık oranının artması gibi durumlara karşı birçok ülke, göçmenlerin istihdam piyasasına dahil edilmesiyle iş gücünde kısa, orta ve uzun vadede çözüm arayışlarına girmektedirler. Göçmenler, çoğunlukla ev sahibi topluma göre daha genç yaş grubundan olmaktadırlar. Aynı zamanda hedef ülkedeki iş potansiyeline göre de cinsiyet dağılımları farklılık göstermektedir. İlk anda göçmenlerin erkek ağırlıklı olmaları akla gelse de son yıllarda çocuk ve hasta bakım alanları başta olmak üzere birçok alanda kadın göçmenlerin artan varlığı da görünürlük arz etmektedir. İş gücü piyasalarındaki göçmenlerin varlığı, bilhassa ev sahibi toplumun dahil olmadığı emek yoğun sektörlerdeki iş gücü azalmasını dengeleyebilecek vasıftadır. Bu durum belirli süreler dahilinde yaşlı bağımlılık oranlarının büyümesini yavaşlatabilmekte ancak uzun vadede iş gücü piyasası için kalıcı çözümlerin oluşmasını sağlayamamaktadır.

Az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere giden göçmenlerin sahip oldukları doğurganlık eğilimlerinin ev sahibi toplum üyelerine göre daha yüksek olması, hedef ülkedeki doğurganlık oranını 2,1 seviyesine yaklaştırabilmektedir. Bu durum öncelikle olumlu olarak gözükse de uzun vadede hedef ülkedeki uyum politikalarının kapsayıcı olup olmamasıyla ilişkili olarak göçmenlerin nesiller boyunca o ülkede kalıp kalamayacaklarını belirleyen en önemli unsurlardan biri olmaktadır. Kapsayıcı uyum politikalarına sahip olan güçlü devletler, doğurganlık ile sağlayamadıkları nüfus ikamesini göçmenler ile nesiller boyunca sürdürebilmektedirler.

Bu hususta Avrupa Birliği ülkelerinden Almanya, İtalya, İspanya ve İsviçre başta olmak üzere ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkeler, göçmenler sayesinde nüfuslarını diri tutmaya ve pozitif net göç miktarlarını artırmaya çalışmaktadırlar. Öyle ki, Avrupa Birliği ülkelerinin ortalamasına bakıldığında ölümlerin doğumlara kıyasla fazla olması negatif nüfusu ortaya çıkarmasına rağmen bu durumu, göçle gelen nüfus olumlu yönde değiştirmektedir. 2023’e ait verilere göre, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden 4,3 milyon göçmen Avrupa Birliği ülkelerine gelmiştir.[1] Avrupa Birliği’nin dışında ABD, önceki yıllara göre düşüş gösterse de 50 milyonu aşkın göçmen ile (toplam nüfusun yaklaşık yüzde 15’inden fazlası) dünyada en fazla sayıda göçmene ev sahipliği yapmaktadır.[2] Avustralya’da yüzde 30’dan fazla[3] ve Kanada’da ise yüzde 23’lük oran[4] ile göçmen nüfuslar görünür olmaktadırlar. Nüfuslarına oranları bakımından ise Körfez ülkeleri ilk sıralarda gelmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri’nde nüfusuna kıyasla göçmen oranı yüzde 74’lere erişmişken, bu oran Kuveyt’te yüzde 67’yi ve Suudi Arabistan’da ise yüzde 40’ı aşmış vaziyettedir.[5]

Dünya geneli çalışma çağındaki kişi sayısı, AA İNFO
Dünya geneli çalışma çağındaki nüfus 2024 sonu itibarıyla 5,3 milyar kişi olurken, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tahminlerine göre, 2060'a kadar OECD ülkelerinde çalışma çağındaki nüfus yüzde 8 azalacak. ABD'de gelecek 25 yıl içinde 65 yaş ve üzeri nüfus, çalışma çağındaki nüfustan çok daha hızlı artacak. Çin'de ise çalışma çağındaki nüfus 2010'ların ortasından beri azalma eğiliminde. (Ufuk Celal Güzel / AA, 10 Kasım 2025)

 

Göçmenlerin Hedef Ülkeler İçin Ekonomik Avantajları ve Dezavantajları

Göçmenlerin vardıkları hedef ülkede meydana getirdikleri avantajlar ve dezavantajlar çok boyutlu olmaktadır. Ülkeler için çok önemli avantajların yanı sıra muhtemel riskler taşıyan göçmen iş gücü, göçmenlerin niteliklerine, hedef ülkedeki iktisadi yapıya ve uyum politikalarına göre faydalı ya da zararlı sonuçlar üretebilmektedir.

Giderek azalan nüfuslara sahip gelişmiş ülke ekonomilerinde iş gücü arzı ihtiyacını karşılayan göçmenler, çoğunlukla ev sahibi toplumun yapmaktan kaçındığı işlerde çalışmaktadır. Bu süreçler, birçok ülkede kayıt dışında kalmakta ve göçmenlerin somut ekonomik katkıları görünmez olmaktadır. Göçmenlerin bilfiil üretim halinde bulunmalarının dışında kayıtlı olmaları halinde bulundukları ülkelere vergi ödemeleri, kayıtsızlık durumunda ise dolaylı vergiler yoluyla ülke ekonomisine katkı yaptıkları bilinen gerçeklerdendir.

Göçmenlerin bu gibi ekonomik katkılarının dışında ucuz iş gücü olma potansiyelleri iş gücü piyasasındaki ücret dengelerinin değişimine sebebiyet vermektedir. Aynı zamanda ev sahibi toplumun kaçındığı işleri üstlenen göçmenler, belirli bir süre sonunda o sektöre hâkim de olabilmektedir.

Göçmenlerin barınma konusu da hedef ülkedeki ekonomik faktörlere etki edebilmektedir. Mülk sahiplerinin göçmenlere yönelik olarak yüksek düzeyde adil olmayan kiralama miktarları belirlemesi, ev sahibi toplumdaki kira seviyelerine de olumsuz etki etmektedir.

Göçmenlerin büyük bir kesimi kaynak ülkeden kesin bir biçimde ayrılıp yepyeni bir hayat arayışına gir(e)memektedir. Bu türden bir göç hareketliliği gurbet olarak izah edilebilir. Bu doğrultuda hareket eden gurbetçi göçmenler en kısa sürelerde en fazla geliri elde edip kaynak ülkeye dönme ve/veya düzenli biçimde kaynak ülkedekilere para gönderme motivasyonunu sürdürebilmektedirler. Göç literatüründe göçmen dövizi (remittance) olarak kavramlaştırılan bu eğilim, kaynak ülke ekonomileri açısından olumlu, ev sahibi ülke ekonomileri açısından ise olumsuz biçimde değerlendirilmektedir. Zira göçmenin hedef ülkede elde ettiği birikim orada kalmayıp büyük ölçüde göçmenin kaynak ülkesine transfer edilmektedir. Bu anlamda takip edilebilen para transferi akışları, 2024 itibariyle 905 milyar dolardan fazladır. Ancak yasal olmayan ve masrafsız yollar ile kaynak ülkelere gönderilen meblağlar da düşünüldüğünde küresel ölçekte ne kadar büyük miktarlarda nakit hareketliliğinin yaşandığı da tahayyül edilebilir. Bu akışlarda Hindistan, 137 milyar dolardan fazla göçmen dövizi alan ülke olarak ilk sırada yer almaktadır. Hindistan’ı Meksika (67 milyar dolardan fazla) ve Filipinler (40 milyar dolardan fazla) takip etmektedir.[6]

 

Tarım ve Hayvancılık Sektörlerindeki Göçmenler

Nüfusun besin ihtiyacının karşılanması, başka sektörler için ham madde sağlanması, ihracın artırılması, kırsal refahın sürdürülebilir kılınması ve yeterli nüfusa sahip olunabilmesi bakımından tarım ve hayvancılık sektörleri her ülke için stratejik bir öneme sahiptir. Küresel eğilimler çerçevesinde kırsal nüfusun kent alanlarına göç etmesi tarım ve hayvancılık sektörlerinde ciddi bir istihdam sorununu gündeme getirmektedir. Bilhassa kırsal alanın göç verme eğilimi ve doğurganlığın azalması gibi durumlar giderek yaşlanan bir kırsal nüfusun görünümünü belirginleştirmektedir. Kırsal alanda var olmaktan başka çaresi olmayanlar için iş gücü talebinin karşılanması, başka ülkelerden gelen göçmenler ile gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

Türkiye’de de Afganistan[7], Suriye ve Türkistan bölgesindeki ülkelerden gelen göçmenlerin tarım ve hayvancılık sektörlerindeki istihdamı görünür olmaktadır. Öyle ki, sektör temsilcilerine göre, sığınmacı iş gücünün mevcut açığı kapattıklarını ve bu istihdam biçimine son verilmesi halinde birçok sektörün “kapısına kilit vuracağı” görüşü ön plana çıkmaktadır.[8]

Tarım ve hayvancılık sektörlerindeki göçmen iş gücüne ihtiyaç sadece Türkiye’ye mahsus bir durum değildir. Bu durum birçok Avrupa Birliği ülkesi için de geçerli olmaktadır. Bu bölgede, Avrupa Birliği’ne daha sonra dahil edilen Polonya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkeler başta olmak üzere Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri vatandaşları tarım ve hayvancılık sektöründe aktif rol almaktadır.[9] Bu tercihin fayda-maliyet açısından da bir karşılığı olmaktadır. Bir örnek olarak İtalya’da göçmen istihdam edilen mandıra çiftliklerinin etmeyenlere kıyasla daha az iş gücü maliyeti ile daha yüksek sayıda verimli çıktı elde edildiği görülmüştür.[10]

Göçmenler, azalan nüfusun yol açtığı iş gücü eksikliklerini hafifletmek, yaş dağılımını daha dengeli hale getirmek ve ekonomik canlılığı sürdürmek için hayati bir araç görevi görür. Ancak, göçmen akışı tek başına, düşük doğurganlık oranlarının yol açtığı uzun vadeli demografik sorunları kalıcı olarak çözme kapasitesine sahip değildir. Bu nedenle, göçün potansiyel faydalarının tamamını sağlayabilmesi için, başarılı ve kapsayıcı uyum politikalarıyla desteklenmesi büyük önem taşır.

Bu durum bilhassa tarım ve hayvancılık gibi emek yoğun sektörlerde farklı statülerde istihdam edilen göçmen işçiler açısından kritik önemdedir. Hedef ülkelerdeki bu sektörlerde verimlilik ve sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için göçmenlerin nesiller boyu uyumu gereklidir. Ancak uyumun layıkıyla gerçekleşebilmesi için bazı zorlu koşulların düzeltilmesi gerekmektedir. Çoğunluğu göçmen olan tam zamanlı yahut mevsimlik tarım ve hayvancılık işçilerinin içinde bulundukları durum yaygın bir biçimde düşük ücret ve güvencesizlik koşulları taşımaktadır. Birçok ülkede bu sektörlerde iş gücü olmak istemeyen ev sahibi toplum üyelerine rağmen gıda tedarik zincirlerinin ve ekonomik sürdürülebilirliğin temelini göçmenler meydana getirmektedirler.

Başta gıda olmak üzere buna bağlı birçok sektörde üretim gerektiği şekilde gerçekleşmediği takdirde ithalata bağımlı olma riski çok yüksektir. Doğurganlığını, nüfusunu diri tutmaya yetecek kadar artıramayan ve mevcut nüfus yapısı ile tarım ve hayvancılık sektörlerini verimli ve sürdürülebilir kılamayan ülkeler için en büyük risklerden biri ihtiyaç duyulan iş gücüne sahip olamamaktır. Geriye bu sektörlerde çalışabilecek göçmenlerin ülkeye girişi ve uyumu kalmaktadır. Bu süreci de yönetmek bir hayli zor olmakla birlikte nüfusun doğurganlık ile artırılamadığı bir durumda göçmen iş gücünün sevk ve idaresi, ülkelerin gelecekte karşılaşacakları öncelikli hususlardan olacaktır.

 

[1] “Bu rakam, bazı ülkeler için geçici koruma altında olan Ukrayna'dan gelen sığınmacıları ve/veya mültecileri içermemektedir. Daha önce ikamet ettiği ülke bilinmeyen 73 bin 400 kişinin de bir AB ülkesine göç ettiği hesaba katıldığında, bu, 2023 yılında uluslararası göç sonucu toplam 5,9 milyon varışa denk gelmektedir.” https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Migration_to_and_from_the_EU

[2] https://www.pewresearch.org/short-reads/2025/08/21/key-findings-about-us-immigrants/#:~:text=Unauthorized%20immigrants%20are%20those%20without,to%20work%20in%20the%20U.S.

[3] https://www.abs.gov.au/statistics/people/population/australias-population-country-birth/latest-release

[4] https://www12.statcan.gc.ca/census-recensement/2021/dp-pd/prof/details/page.cfm?LANG=E&GENDERlist=1,2,3&STATISTIClist=4&HEADERlist=23&SearchText=Canada&DGUIDlist=2021A000011124

[5] International Labour Organization, Assessment of Labour Migration Statistics in the Arab States Regional Report, 2023.

[6] https://data.worldbank.org/indicator/BX.TRF.PWKR.CD.DT?most_recent_value_desc=true

[7] Kendi ülkelerinde yaygın olarak çiftçilik, çobanlık ve hayvancılık ile geçinen Afgan göçmenlerin Türkiye’ye bu türden bir iş gücü vasfına dayalı olarak adaptasyonu daha kolay olmuştur. Bkz. Kara, Y., ve Kaya Tilbe, F. (2023). “Tarım ve Hayvancılık Sektöründe Çalışan Afgan Göçmenlerde Ekonomik Konumlanma ve Entegrasyon: Trakya Bölgesi Örneği”. MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12(4), 1413-1424.

[8] Çankal, G., ve Koyuncu, A. (2024). “Sığınmacı İşgücünün Hayvancılık Sektöründeki İstihdama Etkilerinin Yerel Aktör Perspektifinden Değerlendirilmesi: Konya İli Örneği”. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tarım ve Doğa Dergisi, 27(Ek Sayı 2 (Suppl 2), 542-558.

[9] Open Society European Policy Institute, Are Agri-Food Workers Only Exploited in Southern Europe? Case Studies on Migrant Labour in Germany, the Netherlands, and Sweden, Policy Brief, July 2020.

[10] Federico Antonioli, Simone Severini ve Mauro Vigani (2023) “Visa for Competitiveness: Foreign Workforce and Italian Dairy Farms’ Performance”. European Review of Agricultural Economics, 50(1), 115–150.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası