Son günlerde mahalli seçim atmosferinin de etkisiyle özelde patates-soÄŸan fiyatları, genelde gıda enflasyonu Türkiye gündeminin önemli konularından biri haline geldi. Åžimdilerde sebzede olduÄŸu gibi geçmiÅŸte farklı temel gıda maddelerinin üretimi, fiyatları, tüketimi ve taÄŸÅŸiÅŸlerine yönelik tarım politikaları tartışmaların hep odağında yer aldı. Tartışmalar bir uçta tarım bitirildi ezberleri diÄŸer uçta da tozpembe tablo çizen söylemler arasında sürdü ve sürmektedir. İnsanoÄŸlu var olduÄŸu müddetçe tarım bitmeyeceÄŸi gibi tarımın problemleri de devam edecektir. Önemli olan bu problemlere saÄŸlıklı yaklaÅŸmak, doÄŸru tespitler yapmak ve isabetli çözümler üreterek sahada disiplinli bir ÅŸekilde hayata geçirebilmektir.
Tarım
Türkiye tarımının problemlerini yeter miktarda tarımsal üretim (gıda güvencesi), saÄŸlıklı gıda üretimi (gıda güvenliÄŸi) ve kırsaldaki iÅŸ ve yaÅŸam ÅŸartları (kırsal kalkınma) baÅŸlıkları altında toplamak mümkündür. Genel anlamda çözüm gıda güvencesinde verim açığını kapatmak, gıda güvenliÄŸinde denetimin yanında alternatif tarımı yaygınlaÅŸtırmak ve kırsal kalkınmada da kırsalı iÅŸ ve yaÅŸam ÅŸartları açısından kentle yarışır hale getirmektir. Her ne kadar ileri teknolojilerle verimliliÄŸin artırılması tarımın geliÅŸmesinin temel ÅŸartlarından olsa da iç içe olan yaÅŸam ve iÅŸ ÅŸartları iyileÅŸtirilmeden, tarımsal destekler çiftlik düzeyinde karşılık bulmadan ve tarımsal ürünler için deÄŸer fiyat ve pazar emniyeti saÄŸlanmadan üretime yönelik teknolojik iyileÅŸtirmeler saÄŸlanamaz. Dolayısıyla yaÅŸanabilir kırsal alan, sürdürülebilir tarım ve tarladan çatala etkin kurumsal yapı öncelikli hedefler olmalıdır.
Farklı iklimlerin saÄŸladığı ürün çeÅŸitliliÄŸi, artan gıda talebinin neden olduÄŸu piyasa canlılığı ve ithalata baÄŸlı gıda tüketimi yüksek ülkelere yakınlık avantajları yanında geliÅŸen ileri teknolojileri ve yeni tarım anlayışlarını dikkate alarak Türkiye tarımına yeniden bakmak gerekir. Sürdürülebilir arazi ve su kullanımı yanında sertifikalı tohumun yaygınlaÅŸtırılması, sulanabilir alanların artırılması, gübre ve ilaç gibi kimyasallardan hassas tarım yaklaşımıyla yararlanma ve daha iyi iÅŸletmecilik yoluyla verim açığını gıda güvenliÄŸinden taviz vermeden azaltmak mümkündür. Ayrıca üretim kaynaklarını daha etkin kullanarak maliyetleri düÅŸürmek, yoksul yanlısı sürdürülebilir tarım anlayışlarına yer vermek ve güvenilir gıda üretimi çabalarına yoÄŸunlaÅŸmak gerekmektedir.
Alternatif kullanıma sahip taban araziler yerine eÄŸimli arazilerde meyvecilik yapmak, ihraç ürünlerinde organik tarıma geçerek uluslararası piyasada doÄŸal ürün imajı oluÅŸturmak, artan mevsim dışı talebi karşılamak için alternatif enerjilerle örtü altı üretimi artırmak, uygun kamu arazilerini süs bitkileri üreticilerine tahsis etmek ve Anadolu’nun tıbbi ve aromatik bitki hazinesini ekonomik zenginliÄŸe dönüÅŸtürmek lazımdır. Arazisi kıt ancak yöresel ürünleri, doÄŸal güzellikleri, geleneksel yaÅŸam tarzları, kültürel varlıkları ve mikro kliması olan daha çok daÄŸlık/vadi bölgelerde katma deÄŸeri yüksek yöresel ürünlere dayalı kırsal/ekolojik turizmi geliÅŸtirmek, yeter ve sürdürülebilir gelir açısından bir zorunluluktur.
Hayvansal üretimdeki nispi artış, çoklu ıslah/seleksiyon politikaları ve daha iyi bakım/besleme ÅŸartları yanında üretim maliyetlerini azaltan sistemler geliÅŸtirerek devam etmelidir. BüyükbaÅŸ hayvancılıkta gelir canlı hayvan ve süt satışından oluÅŸur. Dolayısıyla süt satış gelirinin çok düÅŸtüÄŸü bölgelerde süt üretiminde soÄŸuk zincirin tesisi ve yaygınlaÅŸması bir gerekliliktir. Hayvansal üretim maliyetinin yüzde 60-70’ini yemin oluÅŸturduÄŸu gerçeÄŸinden hareketle yem satın alarak karlı bir hayvancılığın mümkün olmadığı bilinciyle yetiÅŸtirici ihtiyacı olan yemi üretebilmelidir. Ayrıca ülkenin en ücra köÅŸesinde yetiÅŸen tüm kaba yemleri zayi etmeden et ve süte dönüÅŸtürecek düÅŸük maliyetli sürdürülebilir bir hayvancılığı yaygınlaÅŸtırmak kaçınılmazdır.
Daha iyi sürü idaresi, bakım, besleme ve seleksiyonla ikizlik oranını da artırarak çok daha karlı küçükbaÅŸ hayvancılık yapmak mümkündür. Kanatlı sektörünün geliÅŸen ivmesi, damızlık ve yem girdisi temininde ithalata bağımlılık azaltılarak devam etmelidir. Su ürünlerinde iç tüketimin artırılması çabalarının yanında birliklerin güçlenmesi, sigortanın yaygınlaÅŸtırılması, yeni dış pazarlara açılma ve kıyı lojistik tesisleri ile ihtisas organize bölgeleri kurulması saÄŸlanmalıdır. Arıcılık yan ürünleri üretimini yaygınlaÅŸtırmak, bölgelere uygun ana arı temin etmek ve organik bal üretimini desteklemek yanında verimli/saÄŸlıklı kolonileri iyi meralarda tutmak ve yetiÅŸtirici eÄŸitimleri vermek arıcılığı geliÅŸtirecektir.
Gıda güvenliÄŸi kaygılarını giderecek uygun üretim sistemleri, iÅŸleme standartları ve daha iyi pazarlama ÅŸartları oluÅŸturulmalıdır. Tarım sektörünün gıda imalatı sanayiine istenen kalite ve miktarda ham madde saÄŸlayamaması ve gıda enflasyonu problemleri, anlaÅŸmalı çiftçilik, kooperatifçilik, yeni hal yasasının yürürlüÄŸe girmesi ve lisanslı depoculuÄŸun iyileÅŸmesiyle çözüm bulacaktır. Gıda imalatındaki teknolojilerin yenilenmesi, iÅŸletmelerin ekonomik ölçeÄŸe yaklaÅŸtırılması, düÅŸük kapasitelilerin yapılanması yanında gıdalarla ilgili bilgi kirliliÄŸinin giderilmesi, gıda içeriklerinin güvenirlik ve ÅŸeffaflığının saÄŸlanması önemlidir. Gıda kalitesi etiketlerinin yaygınlaÅŸması ve gıda denetimlerinin etkin yapılması gerekmektedir.
Yeni yapılanan Tarım ve Orman Bakanlığı tarım ve ormancılığa bütüncül bir yaklaşım saÄŸlayarak çalışmaların etkinliÄŸine vesile olabilecektir. Sektöre daha yararlı olabilmesi için Bakanlık düzenleyen, denetim yapan ve kaynak saÄŸlayan bir konuma çekilmelidir. İllerde valiliÄŸe baÄŸlı, üniversitelerle iÅŸ birliÄŸi içinde ve Bakanlıkla koordinasyon halinde olan güçlü taÅŸra teÅŸkilatları oluÅŸturulmalıdır. Küçük ilçelerde teÅŸkilat yerine ile baÄŸlı, kaymakamlıkta konumlanan yetkin tarım uzmanları olmalıdır. Kurumlarda yöneticilerden çok sahada çalışanların öne çıktığı ve dolayısıyla sahadaki mühendis ve veteriner hekimlerin yeterli güç, yetki ve sorumlulukla donatıldığı iÅŸ ortamında insanın doÄŸasında olan “yaptım/baÅŸardım” öz güveninin verdiÄŸi bağımsızlık, canlılık ve üretkenlik ortaya çıkarılmalıdır.
Tarım Politikaları
Tarım politikaları ve destekler temelde gıda güvencesini/güvenliÄŸini saÄŸlamayı, aile iÅŸletmelerini korunmayı ve tarımda düÅŸük getiriyi gidermeyi hedeflemektedir. Desteklere bağımlı olmayan ve rekabet edebilir bir sektör oluÅŸturmak için destekler hem çiftçi gelirini artırıcı hem de sektörün yapısal problemlerini çözücü olmalıdır. Tarımsal desteklerin istenen yönde deÄŸiÅŸim saÄŸlaması için altı-yedi yıl yürürlükte kalması, katma deÄŸeri yüksek ürünlere yoÄŸunlaÅŸması ve bölgesel farklılıkları dikkate alması gerekir. Destekler talebi canlandırmak ve düÅŸük gelirlilere gıda desteÄŸi saÄŸlamak için tüketimi de teÅŸvik etmelidir. Genç ve piyasaya üretim yapan çiftçilere ağırlık verilmesi, iyi duyurularak tabana yayılması ve amacı doÄŸrultusunda uygulanması desteklerin etkinliÄŸini artıracaktır.
Arazi mirası kanunu, arazi toplulaÅŸtırması, havza bazlı destekler ve lisanslı depoculuk gibi önemli tarım politikalarının çiftçi nezdinde kabulü ve iyileÅŸtirilmesi için sosyoekonomik yönü de dikkate alan etki analizleri yapılmalıdır. Kırsal alanlardaki iÅŸ ve yaÅŸam ÅŸartlarının cazip hale getirilerek yoÄŸun göç eÄŸilimlerinin tersine döndürülmesine katkı veren kırsal kalkınma projelerine ayrılan kaynak miktarları ve etkinlikleri artırılmalıdır. Kırsal kalkınma projeleri yerel potansiyelleri harekete geçirme, projeli çalışma alışkanlığı edindirme, kalkınmanın paydaÅŸları arasında iÅŸ birliÄŸi ve iyi uygulama örneklerini görünür kılarak birbirinden öÄŸrenme gibi kazanımları da saÄŸlamalıdır.
Motorin, gübre, ilaç ve tohum gibi girdilerin desteklenmesinde hassas tarım anlayışıyla hareket edilmelidir. Tohumculukta tekelleÅŸme önlenmeli, yerli/yerel tohum teÅŸvik edilmeli ve tohum ıslahına yoÄŸunlaÅŸmalıdır. Devlet kredi vermekten ziyade düzenlemede yer almalıdır. Kısıtlı su kullanımı, basınçlı sulama, alternatif su kaynakları bulma, sulama suyu kalitesini artırma ve yeni su kullanım yasa tasarısı öne çıkmalıdır. Aile iÅŸletmelerinin pazar gücünü artıracak ve pazarlama zincirini kısaltacak kooperatiflerin baÅŸarısı için iÅŸlevsel ve profesyonel olmaları yanında kötü imajlarının iyi uygulama örnekleriyle giderilmesi gerekmektedir.
Tarım yükseköÄŸretimi, tarımsal araÅŸtırmalar, sahadaki personelin çalışmaları ve üretici faaliyetlerinde kaliteyi yükseltmek ve tarımın geleceÄŸini emniyete almak için tarım yükseköÄŸretimi daha iyi burs imkanları ve iÅŸ garantisiyle cazip kılınarak kapasiteli öÄŸrencileri çekmelidir. Üniversitelerdeki akademik birikim ile Bakanlık kaynakları, TÜBİTAK ve özel sektörün de katkılarıyla bir araya getirilerek öncelikli alanlara yoÄŸunlaÅŸmış ses getiren problem odaklı araÅŸtırmalarla yeni bilgiler üretmek ve yaymak gerekmektedir. Tarımsal eÄŸitim, araÅŸtırma ve yayım faaliyetleri arasında sıkı bir baÄŸ kurarak sahadaki problemleri araÅŸtırma konusu yapıp yeni bilgiler üretilmeli, bu bilgiler de sınıftaki öÄŸrenciye ve tarladaki çiftçiye aktarılabilmelidir. İnteraktif bir eÄŸitim ağında sadece eÄŸitimci, araÅŸtırmacı ve yayımcı deÄŸil aynı zamanda çiftçi, ilgili kurum ve kuruluÅŸ, uzman ve politika yapıcıların yanında girdi tedarikinde ve gıda sektöründeki firmalar da olmalıdır.
Türkiye tarımsal ticareti artırmak için katma deÄŸeri yüksek ürünlere ağırlık vermek, geleneksel ihraç ürünlerini organiÄŸe dönüÅŸtürmek, uluslararası piyasa çeÅŸitliliÄŸi ve büyüklüÄŸünü artırmak, kalite standartlarını yükseltmek ve ürün temininde devamlılığı saÄŸlamak durumundadır. Stratejik gıdalarda kendine yeterlilik, güvenlik meselesi olsa da mukayeseli üstünlüÄŸü olan ürünlerin ticaretine ağırlık vermelidir. Avrupa BirliÄŸi Ortak Tarım Politikası’na uyum için verilen IPARD hibelerinden azami ölçüde ve etkin bir ÅŸekilde yararlanarak kırsal kalkınma hızlandırılmalıdır. Gümrük BirliÄŸi’ni güncelleyerek –tarım dahil– ürün yelpazesini geniÅŸletmek ve üçüncü ülkelerle AB’nin imzaladığı “serbest ticaret alanları”nda Türkiye’nin uÄŸrayacağı kayıpların önüne geçmek doÄŸru olacaktır. Dünya Ticaret Örgütü’nün serbest ticaret misyonu doÄŸrultusunda Türkiye’nin rekabet edebilir bir tarım ticareti tesis etmesi ve saÄŸlanan ayrıcalıklardan azami ölçülerde yararlanması gerekmektedir.
DoÄŸal kaynakların tarım dışı kullanımlarının tarıma olumsuz etkilerini en aza indirmek için bu kullanım kararlarında uzun vadeli düÅŸünülmelidir. Orman kaynaklarıyla ilgili gündemdeki önemli konulardan biri ormanların amaç dışı kullanımı ise diÄŸeri de orman altında ve etrafındaki meraların ve otların kullanımdan uzak tutularak israf edilmesidir. Tarımsal ormancılık bu kaynakları kullanarak çevresel, ekonomik ve sosyal sorunların çözümüne katkı sunacaktır. Kaynakların sürdürülebilirliÄŸi, yoksul yanlısı kalkınma ve gıda güvenliÄŸi için tarım ormancılığının uygulamaya koyulup yaygınlaÅŸması çok yararlı olacaktır.
Yaklaşımlar
Türkiye tarımı ve politikalarına yönelik seçilerek sıralanan yukarıdaki öncelikli önerilerden anlaşılacağı gibi tarım, problemlerine çok çözümlü bir anlayışla yaklaşılırsa daha hızlı geliÅŸir. Tek çözümlü yaklaşımın yanlışa götürmesi kuvvetle muhtemel olduÄŸundan zaman, mekan ve ÅŸartlara göre farklı çözümlere ihtiyaç duyulabilir. Hayvansal üretimi artırmak için büyük iÅŸletmelerin gerekliliÄŸi gibi ülkenin en ücra köÅŸesindeki yem kaynaklarını deÄŸerlendiren bir-iki ineklik ve/veya üç-beÅŸ koyunluk iÅŸletmeler de çözümün bir parçası olabilir. Hayvan başına verimi artırmada suni tohumlama kullanılabileceÄŸi gibi doÄŸal aşım ve seleksiyon da iyi bir ıslah yöntemi olabilir. Büyük iÅŸletmelerde girdi yoÄŸunluklu kitlesel üretim yapılması yanında tamamen öz tüketim amaçlı hobi bahçesinde bireysel üretim de çözümün bir parçası olabilir.
Tarım sektörü doÄŸası itibarıyla “bitmeyeceÄŸi” gibi sorunlarının çözümü de anında gerçekleÅŸmeyecektir. Ülkenin en ücra köÅŸesindeki iÅŸletmelere ulaÅŸmak ve istenen yönde dönüÅŸümü saÄŸlamak zaman alacaktır. Öz tüketim için üretim yapanları piyasa sinyalleri ve tarımsal desteklerle dönüÅŸtürmek çok mümkün olmadığından kırsal kalkınma politikaları, sosyal politikalar ve dolayısıyla deÄŸiÅŸim için uzun zamana ihtiyaç olacaktır. Ayrıca kırsaldakilerin nispeten yaÅŸlı olması, genel eÄŸitim seviyelerinin düÅŸüklüÄŸü ve yeniliklere çok açık olmamaları geliÅŸmeyi zorlayacaktır. Dolayısıyla az veya çok deÄŸiÅŸimi saÄŸlayan politikalar süreklilik arz etmeli ve sabırla yürütülmelidir.
Tarım sektörü bir baÅŸka sektör gibi kolayca etki altına alınamaz. Ülkenin en ücra köÅŸesinde bile yapılan çok yaygın üretimin olduÄŸu bir sektördür. Bu üreticilere ulaÅŸmak, kararlarına müdahil olmak ve istenen doÄŸrultuda yönlendirmek çok mümkün deÄŸildir. Tarım sektöründe çok ihtisaslaÅŸmış iÅŸletmeler hariç iÅŸ ve yaÅŸam iç içe girmiÅŸtir. Böyle bir yapıda aile içi kararlarla üretim kararları birbirini etkiler. Sektöre ait ölçüm hatası yüksek verilerle isabetli stratejiler geliÅŸtirmek her zaman mümkün olmayabilir. Dolayısıyla Bakanlık tarım sektörünü zapturapt altına alabilecekmiÅŸ anlayışıyla politikalar üretmek yerine tarımın daha iyi ortamda sürdürülebilir yapılması ve kırsal nüfusa daha iyi ve sürdürülebilir iÅŸ ve yaÅŸam ÅŸartları saÄŸlayacak politikalar üretmenin peÅŸinde olmalıdır.
Tarım sektöründe sil baÅŸtan anlayışıyla “yukarıdan aÅŸağı” kurgulanan politikalar yerine en iyiyi deÄŸil ama daha iyiyi hedefleyen politikalar öne çıkartılabilir. Ayrıca yerel inisiyatiflerin geliÅŸtirdiÄŸi “aÅŸağıdan yukarı” tasarlanan projeler daha az risklidir ve baÅŸarılı olmaları kuvvetle muhtemeldir. GeliÅŸmiÅŸ ekonomiler bu yolu izlemiÅŸ ve istikrarlı bir ÅŸekilde büyümüÅŸtür. Dolayısıyla sorunlara çoklu ve daha iyiye götüren çözümler sürekli ve istikrarlı bir ÅŸekilde üretilmeli ve uygulanmalıdır.
