Kriter > Dosya > Dosya / İran-İsrail Savaşı |

12 Gün Savaşı ve İran Balistik Füze Saldırılarının Teknik Analizi


İsrail’in hedefli hava saldırılarına İran balistik füze programı kapsamında karşılık vermiştir. Bu misillemeler 12 gün boyunca belirli bir tempoda sürdürülmüştür. İlk safhada dört dalga halinde başlatılan, toplamda yaklaşık 43 dalga şeklinde gerçekleştirilen İran’ın balistik füze saldırıları, çatışma süresince devam etmiş, ABD ve İsrail kaynakları saldırılarda, yaklaşık olarak 500-550 balistik füzenin kullanıldığını ileri sürmüştür. Nihayetinde söz konusu kapasitenin ateşkesin sağlanmasında belirleyici bir etken olduğu değerlendirilmektedir.

12 Gün Savaşı ve İran Balistik Füze Saldırılarının Teknik Analizi
İran'ın misilleme saldırılarında, Tel Aviv kentindeki Savunma Bakanlığı'nın çok yakınına isabet eden füzelerden biri bölgede bulunan yapılarda hasara yol açtı. (Mostafa Alkharouf / AA, 14 Haziran 2025)

13 Haziran 2025 tarihinde İsrail, İran’a yönelik çok aşamalı ve hedefli hava saldırıları başlatmıştır. Bu saldırılarda, İran Devrim Muhafızları ordusu askeri komuta kademesi ve nükleer bilim adamları muhtelif güdümlü mühimmatlarla hedef alınarak suikasta uğramıştır. İsrail saldırılar yoluyla askeri komuta ve kontrol zincirini devre dışı bırakmak isterken nükleer ve balistik füze programını da sakatlamayı hedeflemiştir. Öyle ki suikastlarda öldürülen Devrim Muhafızları ordusunun üst düzey komuta kademesinin Nisan ve Ekim 2024’te gerçekleştirilen “Sadık Vaad-1” ve “Sadık Vaad-2” operasyonlarının komuta ve kontrolünde rol oynadığı görülmüştür. Bu doğrultuda, “Sadık Vaad-3” operasyonunun gerçekleştirilmemesi ya da bu operasyonu gerçekleştirecek komuta-kontrol kademesinin devre dışı bırakılması önceliği, İsrail’in ilk aşamadaki en önemli hedeflerinden birisi olarak değerlendirilebilir. Nitekim İsrail’in saldırıları, bu hedef ve maksatlara uyum sağlamıştır. Bu yüzden 12 gün savaşının önemli önceliklerden birinin İran’ın balistik füze programı olduğunu söylemek mümkündür. Bu tarafıyla İsrail’in İran’ın balistik füze programını hedef almasında, İran’ın karşı saldırıya geçme kapasite ve kabiliyetlerini sakatlama ve sınırlama motivasyonu belirleyici olmuştur. Bir başka ifadeyle, İsrail İran’ın “ikinci vuruş” kapasitesini sınırlamak ve sakatlamak istemiştir. Bu hedefin öncelenmesinde, İran’ın savunma ve güvenlik doktrinlerinin belirleyici olduğu değerlendirilmektedir.

İran, ülkenin temel güvenlik ve savunma doktrinlerini, “ikinci vuruş” kapasitesi üzerine temellendirmiştir. Benimsenen bu anlayış, İran’ın savunma ve güvenlik doktrinlerinde balistik füze programı ve vekil güçlerin (Direniş Ekseni) uygulama ve pratiklerde istikrarlı olarak önem kazanmasına neden olmuştur. Nitekim, İsrail ilk aşamada 2024 içerisinde, öncelikle İran’ın bölgesel olarak konuşlandırdığı Direniş Eksenini sakatlamış ve sınırlandırmıştır. Bu durum 2024 itibariyle İsrail’in İran’ın temel güvenlik doktrininin ana çatısını hedef aldığını göstermiştir. Benzer şekilde 13 Haziran’da başlatılan saldırılar da söz konusu hedefin devamı niteliğindedir. Gelişen bu yöndeki eğilimleri, antik dönemde bir savaşçının miğferini ve kalkanını kaybetmesi ile benzetmek pek tabii bir çıkarım olabilir. İran, Direniş ekseni vekil güçlerini miğfer ve kalkan şeklinde konumlandırmış, buna bağlı olarak İsrail’in saldırıları ile miğfer ve kalkanını görece kaybetmiş bir savaşçı haline gelmiştir. Buna karşın, balistik füze programı, bu metafor dahilinde savaşçının mızrağı yerine geçmektedir. Bu açıdan 2024’teki İran’ın bölgesel vekil güçlerini hedef alan saldırılar ve oluşan büyük kayıplar (Lübnan-Suriye), “ikinci vuruş” kapasitesinin iki temel unsuru, vekil güçler ve balistik füze programının hedeflendiğine dair önemli göstergeler sunmuştur. Öte yandan, İran askeri komuta kademesini, yeni atamalarla saldırıların olduğu gün içinde yeniden devreye sokmuş, İsrail’in hedefli hava saldırılarına balistik füze programı kapsamında karşılık vermiştir. Bu misillemeler, 12 gün boyunca belirli bir tempoda sürdürülmüştür. Nihayetinde söz konusu kapasitenin ateşkesin sağlanmasında belirleyici bir etken olduğu değerlendirilmiştir.

İran'a saldırıların İsrail'e ekonomik maliyeti, AA İNFO
İran'a saldırıların yüksek maliyeti, İsrail ekonomisini zorlu bir sınavla karşı karşıya bıraktı. (Mehmet Yaren Bozğun / AA, 26 Haziran 2025)

 

İran Balistik Füze Saldırıları ve Teknik Analizi

13 Haziran 2025 Cuma günü akşam saat 21.03 sıralarında İsrail’in saldırılarına karşılık olarak İran balistik füze salvoları ile misilleme saldırıları başlatmıştır. Bu salvolar, saat 21.29 sıralarında ikinci dalga olarak devam etmiş ardından akşam saat 21.42 itibariyle üçüncü dalga ile sonuçlanmıştır. Son olarak 14 Haziran gece saat 01.00 sıralarında dördüncü dalga balistik füze saldırıları gerçekleştirilmiştir. İlk safhada dört dalga halinde başlatılan, toplamda yaklaşık 43 dalga şeklinde gerçekleştirilen balistik füze saldırıları, “Sadık Vaad-3” Operasyonu olarak adlandırılmıştır. Saldırılar, 12 gün süren çatışma süresince devam etmiş, ABD ve İsrail kaynakları, bu saldırılarda yaklaşık olarak 500-550 balistik füzenin kullanıldığını ileri sürmüştür. 12 gün savaşı boyunca, Ok-2, Ok-3, Davut Sapanı, THAAD ve diğer savunma sistemleri olmak üzere orta ve yüksek irtifa hava savunma sistemleri dahilinde yaklaşık en az 257 önleme füzesi kullanıldığı iddia edilmiştir. Buna karşı farklı bir veri olarak, ABD merkezli kaynaklar, 39 adet THAAD, 34 adet Ok-3 ve 9 adet Ok-2 olmak üzere toplamda 82 önleme füzesinin kullanıldığını ileri sürmüştür. Ancak 550 ve üzeri balistik füzeye karşı 82 önleme füzesi kullanılması makul karşılanmamaktadır.

Öte yandan, en az 257 önleme füzesinin kullanımı, 12 gün savaşı sonrası ileri sürülen milyarlarca dolarlık savunma ve önleme maliyetleriyle görece daha tutarlı görülmektedir. Bu sayı, muhtelif açık kaynaklarca İran’ın toplamda 631 balistik füze fırlattığı argümanını güçlendirmektedir. Ancak ulaşan balistik füze sayısının, 500-550 arası olduğu hem İsrail ve ABD hem de İran kaynaklarınca büyük ölçüde uzlaşılan bir veridir. İsrail’e ulaşan 500-550 adet balistik füze sayısı dikkate alındığında, 12 gün boyunca İran’ın ortalama balistik füze fırlatma sayısının 42-49 adet arasında değiştiği ileri sürülebilir. Bu saldırılarda açık kaynak bulgularından hareketle birincil isabet ve etki alanlarının sayısının muhtelif ve çelişen kaynaklarca yaklaşık 25-46 arasında değiştiği değerlendirilmiştir. Ancak misket bombası ve parçacıklı mühimmatların etki alanları ve isabetleri de eklendiğinde bu sayı 60-80 arasında değişen isabet ve vuruş noktasına yükselmektedir.

Diğer taraftan, bu sayılar, açık kaynaklar temelinde yaklaşık verilerden oluşmakta olup, isabet ve etki alanlarının net sayısı, aktörlerin psikolojik harp ve gri bölge uygulamalarından ötürü oldukça tartışmalıdır. İsabet ve vuruşların birçoğunun katı yakıtlı ve savaş başlıkları gelişmiş füzelerce gerçekleştirildiğini söylemek mümkündür. Buna ek olarak, bazılarının da sıvı yakıtlı fakat savaş başlığı itibariyle küçük-orta ve büyük ölçülerde “misket bombaları” taşıyan başlıklar kullandığı (Kadir-F) değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, yaklaşık 7-13 arası değişen dakikalarda hedeflerine ulaşan orta menzilli balistik füze (hedef menzili:1.100-1.400 kilometre) türlerinin sıklıkla kullanıldığı, gelişmiş savaş başlıkları ile çoklu bomba taşıma fonksiyonları bulunan balistik füzelerin etkili olduğu 12 günlük çatışma sürecince görülmüştür. İsabet eden savaş başlıklarının tekli ya da çoklu bombalar dahilinde yaklaşık 450-900 kilogram arasında değişen ağırlıklarda olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar, yaklaşık bin 800 kilogram ağırlıklı savaş başlığına sahip Hürremşehr-4 (Hayber) balistik füzesi kullanıldığı ileri sürülse de buna dair herhangi somut ve güvenilir bir bulguya rastlanmamıştır. Yine bu yönde bir kullanıma uygun hasar ve tahribat ölçeğine de rastlanılmamıştır.

Bununla beraber, iki aşamalı katı yakıtlı Siccil balistik füzesinin seyir görüntüleri açık kaynaklara yansımış (18 Haziran 2025, 19.30, Tahran-İslamşehr fırlatma, Ürdün üzerinde önlendi), fakat Siccil’in tesir ya da etkisine dair herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır. Ek olarak, saldırılarda Hac Kasım balistik füzesinin kullanıldığı da ileri sürülmüştür. Ancak söz konusu balistik füzenin kullanımıyla ilgili olarak mobil fırlatma aracı üzerinde yer alan Hac Kasım balistik füzelerinin İsrail tarafından hedef alınma görüntülerinden başka saldırı sonrası herhangi bir kullanım göstergesine dair somut bir bulguya rastlanmamıştır. Açık kaynak bulguları, balistik füzelerin Tebriz, Şiraz, Kereç, İsfahan, Kirmanşah ve Tahran’daki balistik füze üslerinden fırlatıldığına işaret etmiştir.

Öte yandan saldırılar dahilinde görülen patlama, çarpışma ve isabet görüntüleri, balistik füzelerin “Sadık Vaad-2”de de kullanılan katı yakıtlı balistik füzeler olduğuna işaret etmiştir. Bu tarafıyla, Fettah-1 (Haziran 2023) ve Hayberşiken (Şubat 2022) orta menzilli balistik füzeleri, “Sadık Vaad” operasyonlarında kullanılan katı yakıtlı, yüksek hızlı, isabet oranları (CEP/Vuruş Hassasiyeti: 20-500 metre) ve tahribat gücü görece yüksek, İsrail-ABD hava savunma sistemlerini (Ok-2/3, THAAD) etkisiz bırakan balistik füze türlerini oluşturmaktadır. Zira bu füzeler, savaş başlıkları itibariyle terminal aşamada yüksek hızlarda manevra yapabilme (MaRV) teknolojilerine sahiptir. Füzelerin atmosfere yeniden giriş sırasında yüksek hızlarda (hipersonik hızlarda-5 mach ve üzeri) manevra yapabilme kabiliyetleri, hava savunma sistemlerini etkisiz bırakmaktadır. Ancak bu füzeler, popüler söylemin aksine fırlatmadan terminal aşamaya (atmosfere yeniden giriş-hedefe yönelme) kadar olan seyir davranışları ve kabiliyetleriyle hipersonik balistik füzeler (hipersonik kayma aracı (HGV) /hipersonik seyir füzeleri (HCM)) sınıfına girmemektedir. Bu yüzden söz konusu balistik füzeleri, gelişmiş savaş başlığı teknolojilerine sahip (MaRV) görece yeni nesil orta menzilli balistik füzeler olarak nitelemek daha doğru olacaktır.

Saldırı sonrasında Tel Aviv, Hayfa ve Birüssebi şehirleri olmak üzere bazı yapılarda görülen büyük ölçekli hasarın, bu füzelerin tahribat ölçekleriyle uyumlu olduğu değerlendirilmiştir. İsabet ve etki alanları olarak ise Kirya-Askeri Karargahlar/Savunma Bakanlığı Yerleşkeleri (13 Haziran 2025, 21.09, Kereç-İsfahan-Tahran-Kirmanşah’tan fırlatıldı, 7-9 isabet), Glilot- Moşe Dayan Kampı, Askeri İstihbarat Akademisi Yerleşkesi (17 Haziran 2025, 09.45/ 4 İsabet 3’ü 600 metre sapma, biri 1 kilometre), Hayfa Limanı-Bazan Petrol Rafinerisi (16 Haziran 2025, 23.09), Rehovot-Weizman n Enstitüsü (15 Haziran 2025, 02.30), Necef Gelişmiş Teknoloji Merkezi/Askeri-Siber Faaliyetler (17 Haziran 2025), Ramon hava üssü (2-3 isabet) ve son olarak Ramat Gan Borsa Binası (19 Haziran 2025, 07.24, 4-7 isabet) gibi önemli lokasyonlar sıralanabilir. Açık kaynak bulguları da söz konusu isabet ve etki alanlarını doğrulamıştır.

Diğer taraftan saldırıda sıvı yakıtlı İmad ve Kadir balistik füzelerinin kullanıldığı da açık kaynaklara yansımıştır. “Sadık Vaad-3” operasyonunda da “Sadık Vaad-1” ve “Sadık Vaad-2” operasyonlarında olduğu gibi eski ve sıvı yakıtlı füzelerin (2003/Şahap-3 balistik füzesi türevleri) sık kullanıldığı görülmüştür. 2000’li yılların sonlarına doğru envantere giren Kadir balistik füzesinden geliştirilen İmad balistik füzelerinin (2017) çoğunlukla kullanıldığı değerlendirilmiştir. İlk salvolarda, çok sayıda sıvı yakıtlı ve eski nesil balistik füzeler ile toplamda bin ve üzeri kamikaze İHA’nın (Şahit-136, Şahit-101, Areş-2) sıklıkla kullanımı, hava savunma sistemini doygunluk noktasına ulaştırarak satüre etme maksadıyla açıklanabilir. Söz konusu sıvı yakıtlı orta menzilli balistik füzelerin, 12 gün süren çatışmada katı yakıtlılara göre daha fazla kullanıldığı tespit edilmiştir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası