Kriter > Dosya > Dosya / Afrika |

Doğu Afrika'da Radikalleşme ve Terörizm


Doğu Afrika’da radikalleşme, toplumda gerçek veya gerçek olarak algılanan yerel sorunları olan ve terör örgütlerinin kolay istismar edebileceği belli grupları hedef aldı ve bu grupların, terör örgütü saflarına gönülden geçmelerine ve toplumda düşman olarak gösterdiği gruplara karşı yaptığı şiddet eylemlerine destek kazandırdı.

Doğu Afrika'da Radikalleşme ve Terörizm
Afrika Boynuzu ülkelerinin liderleri, terör örgütü eş-Şebab'a karşı ortak mücadeleyi görüşmek üzere ilk kez toplandı. Somali'nin başkenti Mogadişu'da bir araya geldi. (Somali Başkanlığı/AA, 1 Şubat 2023)

Radikalleşme çeşitli yönleriyle tartışılmaya devam ediliyor. Öncelikli tartışma konusu ise radikalleşmenin gerçekten şiddete yol açıp açmadığıdır. Bir grup, radikalleşme ile şiddetin nedensel bir bağlantısının olmadığını ve radikalleşmenin mutlaka şiddete yol açmayacağını ileri sürüyor. Bireylerin radikal görüşlere sahip olmasına izin verilmesi gerektiğini, bunun düşünce ve ifade özgürlükleri de dahil olmak üzere toplumsal özgürlükler kapsamında kesinlikle kabul edilmesi gerektiğini de ekliyorlar. Ancak radikalleştiğine inanılan kişilerin şiddet eylemlerine karışması durumunda, güvenlik kurumlarının müdahalesini gerektiren bir sınırın olmasını da kabul ediyorlar. Bu gruba göre, şiddete karışmada başka faktörler de var ve radikalleşme bunlar arasında yalnızca çevresel bir faktör olarak yer alıyor.

İkinci bir grup ise radikalleşmeye yol açan temel sebeplere daha fazla önem veriyor. Bu gruptakiler psikolojik sebepler de dahil olmak üzere bireysel/özel faktörlerin radikalleşmenin önde gelen nedenleri olduğunu savunuyorlar. Tabii bu iki grubun yanında radikalleşmenin asıl nedenlerinin toplumsal faktörler olduğunu savunan argümanlar da var. Bireysel faktörlerin radikalleşmeye ağırlıklı sebep olduğunu savunanlar, belirli türdeki insanların diğerlerine kıyasla radikalleşmeye daha yatkın olduğu iddiasında. Ama bu iddia, her bireyin radikal görüş ve inançlara karşı eşit derecede savunmasız olup olmadığı sorusunu beraber getiriyor. Toplumsal faktörleri önceleyen tez, radikalleşmeyi toplumsal etkileşimler ve bireyin sosyal ortamındaki faktörlere bağlama eğiliminde olduğu için gittikçe daha fazla destek görüyor. Bireyin sosyal ortamındaki faktörler içinde, yoksulluğa maruz kalmasını, eğitimini, çevresel zorlukları, teknolojik donanımı ve teknolojiye ulaşımını sayabiliriz.

Radikalleşmenin doğası ve kullandığı araçlar da bu tartışmayı yeni mecraya taşıdı. Buradaki yeni tartışmalar, bireylerin üçüncü bir kişiden yardım veya radikal görüş almadan kendi başlarına radikalleşip radikalleşemeyecekleri sorusunu da içeriyor. Bireyler, çevresel olarak radikal içeriklere çok az maruz kalsalar bile, internetin yardımıyla kendi kendilerini radikalleştirme konusunda muazzam bir potansiyel kazandılar. İnternet, radikalleşme alanını etkiledi ancak bu konuda da görüş farklılıkları var. Örneğin internetin, radikal içeriğe kolay erişimi mümkün kılmakla birlikte, neden toplumun bazı kesimlerinin veya bazı bireylerin yalnızca radikal içeriğe erişim ve bu içeriği tüketmekle potansiyel olarak radikalleşirken; diğerlerinin bunu yapmadığıdır. Radikal içerikler, artan sayıda farklı internet kullanıcıları tarafından farklı şekilde erişilmekte ve farklı şekilde işlenmektedir ancak kitlesel radikalleşme görülmemektedir. Çevrim içi iletişim teknolojileri, şiddet eylemlerine katılmayan bireylerin de toplumda radikalleşmesi ihtimallerini artırdı.

 

Doğu Afrika’daki Radikal Terör Örgütleri

Radikalleşme ile terörizm arasındaki yukarıda belirtilen bağlantılar, bizi Doğu Afrika'daki radikalleşme ve terörizm değerlendirmemizi sınırlamamaktadır. Doğu Afrika'daki radikal terör gruplarına aktif olarak katılan aktörlerden bazılarını incelemek, bizi ilginç sonuçlara götürür. 2012’den bu yana el-Kaide bağlantılı olan eş-Şebab, bölgede radikalleşme ve terörizm şiddetine bulaşan en aktif aktör konumundadır. Merkezi Somali'de bulunan grup, son derece radikal ve şiddet yanlısı olup hem Somali'de hem de Kenya dahil birçok komşu ülkede, saldırılar ve adam toplama faaliyetleri yürütmektedir.

Bölgedeki ulus ötesi şiddete uyum sağlama yeteneği ve kapasitesi artan diğer radikal ve şiddet yanlısı aktörler arasında, DEAŞ'ın ana terör örgütünün önde gelen finansal lojistik üslerinden biri olan Somali'deki DEAŞ yapılanması yer alıyor; bir de son zamanlarda Mozambik'in Cabo Delgado bölgesine ayak basan Ensar’ül Sünne. Bu grubun, özellikle Ruanda ve Tanzanya'nın komşu bölgelerinde radikalleşme ve eleman toplama faaliyetleri yürüttüğüne inanılıyor. Bu üç aktörün; Somali'deki eş-Şebab, Somali'deki DEAŞ ve Mozambik'teki Ensar’ül Sünne, radikal ideolojileri birbiriyle yakından ilişkili olup; yerel sorunları ve çoğunlukla İslami inançları istismar ederek büyümektedirler.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde bulunan ve son zamanlarda Uganda'da öğrencileri palalarla ve yakarak öldüren ADF gibi diğer şiddet eylemcilerinin, Uganda kuvvetleri tarafından yıllardır mağlup edilmesinin ardında zayıf bir radikalleşme gündemine sahip olduğu değerlendirilmektedir. Ancak, bu durum, muhtemelen ADF'nin son zamanlardaki DEAŞ ile ortaklık, yeniden markalaşma ve faaliyetlerinin canlanması için kurduğu ilişki nedeniyle değişebilir.

Somali'de binlerce kişinin katılımıyla eş-Şebab terör örgütüne karşı gösteri gerçekleştirildi.

Somali'de binlerce kişinin katılımıyla eş-Şebab terör örgütüne karşı gösteri gerçekleştirildi. Binlerce kişi, başkent Mogadişu'nun Eng Yarisow Stadyumu'nda bir araya geldi. "Mogadişu Halk Ayaklanması" adıyla ilk kez düzenlenen gösteride eş-Şebab terör örgütü protesto edildi. (Hodan Mohamed/AA, 12 Ocak 2023)

 

Nasıl ve Neden Radikalleşiyorlar?

Peki bu aktörler, Doğu Afrika'da radikalleşme ve terör kampanyalarını nasıl yürütüyorlar? Ana hedefler kimlerdir ve neden? Şiddet uygulayan aktörler, özellikle bölgedeki meşru otoriteler tarafından uygulanan terörle mücadele tedbirlerine yanıt olarak son derece uyumlu olduklarını kanıtladılar. Başlangıçta eş-Şebab gibi gruplar, özellikle gençlere radikal ideolojileri zerk etmek için camiler ve okullar dahil kamusal alanları kullandı. Örneğin kontrgerilla operasyonlarının en ihtiyatlı olduğunun iddia edilebileceği Kenya'da, Nairobi ve Mombasa'daki bir dizi simgesel kamu camisine, gençleri hedef alan radikalleşme kampanyaları yürüten eş-Şebab yanlısı din adamları sızdı. Din adamlarından bazıları, takipçileri arasında potansiyel olarak saygı uyandıran, yüksek profilli İslami şahsiyetlerdi; bu da muhtemelen mesajlarının etkisini artırıp, gençler arasında cihat adı altında şiddet çağrısını yaygınlaştırdı. Radikalleşme, toplumda gerçek veya gerçek olarak algılanan yerel sorunları olan ve terör örgütlerinin kolay istismar edebileceği belli grupları hedef aldı ve bu grupların, terör örgütü saflarına gönülden geçmelerine ve toplumda düşman olarak gösterdiği gruplara yaptığı şiddet eylemlerine destek kazandırdı.

Eş-Şebab, nüfusun okuma yazma bilmeyen kesimlerinin yanı sıra çok sayıda eğitimli ve yüksek vasıflı ancak işsiz gençten de yararlanıyor. Eş-Şebab ayrıca etnik çeşitliliklerin, bölgesel şartların ve hatta aile bağlantılarının radikalleşme ve üye kazanma amacıyla kullanılmasına da büyük önem veriyor. Radikalleşmenin hedefi olan bireylere, eşlerin kocalarını radikalleştirmekle görevlendirilmesi gibi, hayatlarındaki tanıdık ve yakın kişiler tarafından yaklaşılıyor. Radikalleşme için uygun olan açık alanlarda keşif ve gözetlemenin artırılması, örgütün faaliyetlerini, saf genç kitleleri hedef aldığı kırsal ve gri alan olarak adlandırılan alanlara hapsetti.

Açık alanların gözetimi, radikalleşme ve eleman toplama maliyetlerini artırdı ve bu grupları, yerel dillerde çeviriler de dahil olmak üzere özel mesajlarla daha geniş kitleleri hedefleyebilecekleri çevrim içi iletişim teknolojilerine geçmeye zorladı. Ancak yetkililer tarafından çevrim içi içeriğe yönelik uygulanan iyileştirilmiş düzenlemeler ve kontroller sayesinde, internetteki radikalleşmenin uzun süre devamı önlenmektedir. Yetkililer ile terör grupları arasında sosyal medya hesaplarının açılması ve kapatılması konusunda sıkı bir rekabet olarak ortaya çıkan bu durum, birçok çevrim içi iletişim kanalının yetkililer tarafından neredeyse anında sansürlenmesine neden oluyor.

 

Radikalizm ve Terörizme Karşı Alınan Önlemler

Doğu Afrika'da yetkililerin bölgedeki terör şiddetini engellemek için radikalleşme karşıtı aldığı önlemler üzerinde durmak önemli. Terörizmle mücadelede radikalleşmeyi önleyici etkinliğine ilişkin, bölgedeki yetkililer, toplumun teröre eleman kazandırma ve radikalleşmeye karşı genel farkındalığını ve direncini artırmak için temel önlemler geliştirirken, sivil toplum kuruluşları ve toplumun içindeki diğer gruplarla ortaklık halinde üç ana yaklaşım başlattılar. Kenya örneğinde, maksimum etki için ana müdahaleler, ilçelere ve taban düzeylerine devredilmiştir. “Epuka Ugaidi” (terörizmden uzak durma) gibi kamuyu bilinçlendirme programları aracılığıyla toplum üyeleri duyarlılaştırılır ve radikalleşmeyi ortaya çıktığı kaynakta/noktada engellemek için gerekli kapasitelerle donatılır. Diğer önlemler arasında, toplumlararası forumların kullanılması ve hatta toplumun kritik kesimlerinin radikalleşmeyle mücadeledeki rollerinin etkinliğini artırmak için duyarlı hale getirilmesi yer alıyor. Somali, eş-Şebab anlatılarının kökünü kazımadaki etkilerini en üst düzeye çıkarmak için akademisyenlerin, dini şahsiyetlerin ve toplum liderlerinin duyarlılaşmasına öncelik verdi.

İkinci kategorideki önlemler ise yüksek riskli ve radikalleşmeye karşı savunmasız olarak değerlendirilen grupları hedef alan, daha spesifik müdahalelerdir. Ancak toplumun belirli kesimlerini yüksek riskli veya savunmasız olarak sınıflandırmak anlamsızdır ve radikalleşmeyle mücadele programlarının etkinliğini engelleyebilir. Toplulukların veya toplumun belirli kesimlerinin bu şekilde profillenmesi, potansiyel olarak direnişi körükler ve kitlesel topluluğun radikalleşme olasılığını artırır. Buna yönelik olarak yapılan ikincil tedbirler, bu nedenle daha kapsamlı ve daha çok toplumun şiddeti önlemeye yönelik kendi öncülüğünde yaptığı girişimleridir. Toplumun önderlik ettiği süreçleri desteklemek için saygın sivil toplum kuruluşları ve inanç temelli gruplar, sürece dahil olmuştur. Hedefli ikincil önlemlerin uygulanmasında daha iyi sonuçlar için en üst düzeyde şeffaflığa, saygıya ve dürüstlüğe öncelik verilir.

Üçüncül olarak adlandırılan son tedbir kategorisi ise halihazırda radikalleşmiş ve şiddet içeren gruplara katılmış olanları hedef alıyor. Şiddet içeren gruplara aktif olarak yeni üye kaynağı sağlanmasını engellemek yerine, üçüncül programlar, şiddet içeren grupları dezavantajlı hale getirmeyi amaçlar; bu da potansiyel olarak kaçışlara yol açabilecek şekilde yeni üyeler arasında anlaşmazlık ve hoşnutsuzluk oluşturur. Müdahaleler arasında özellikle eş-Şebab'dan ayrılanlar, kurtarılanlar ve geri dönenler için silahsızlanma, demobilizasyon, deradikalleşme ve yeniden entegrasyon programları yer aldı. Kenya ve Somali yetkilileri, karşı-radikalleşme amaçları için firari ve geri dönen teröristlere örgüt içinde yaşadıkları korkunç deneyimlere dair görüşlerini toplum ile paylaşmaları için af sağlamışlardır. Kaçanların ve geri dönenlerin kullanılması, genel nüfusa güçlü bir radikalleşme karşıtı mesaj iletir. Radikalleşme ve terör şiddetine katmak amacıyla istismar edilerek mağdur edilen bu kişiler kullanılarak, dini metinlerin yorumlanmasındaki kusurlar göz önüne serilir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası