Kriter > Dış Politika |

Yeni Dış Politika Vizyonunun Sahnesi: Antalya Diplomasi Forumu


Antalya Diplomasi Forumu, Türkiye’nin dış politika anlayışındaki yenilikçi eğilimleri somutlaştıran önemli bir platform olarak öne çıkmaktadır. Forum, yalnızca belirli aralıklarla düzenlenen bir zirve ya da toplantı serisinden ibaret olmayıp Türkiye’nin küresel ve bölgesel meselelerde oynamayı planladığı rollerle ve benimsediği yeni dış politika vizyonuyla uyumlu bir araç olarak değerlendirilmektedir. Forum, bir anlamda Türkiye’nin diplomasi anlayışındaki değişimin vitrini olma işlevi de görmektedir.

Yeni Dış Politika Vizyonunun Sahnesi Antalya Diplomasi Forumu
Antalya Diplomasi Forumu 2025 (Harun Özalp / AA, 11 Nisan 2025)

Son yıllarda Türk dış politikasında gözlemlenen dönüşüm, yalnızca karar alma süreçleri ve dış politika önceliklerinde değil, aynı zamanda diplomasinin uygulanış biçimlerinde de belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Bu dönüşüm, Türkiye’nin uluslararası sistemde değişen güç dengelerine ve yeni küresel dinamiklere uyum sağlama arayışının doğal bir yansımasıdır. Geleneksel devletler arası müzakere formatlarının sınırları aşılmış, bunun yerine çok aktörlü, katmanlı ve çok düzlemli diplomatik alanlar oluşturulmaya başlanmıştır. Bu yeni yaklaşım, klasik diplomasi anlayışının ötesine geçerek daha kapsayıcı, esnek ve dinamik bir model ortaya koymaktadır.

Bu yeni diplomatik paradigmanın en görünür tezahürlerinden biri, 2021’de başlatılan Antalya Diplomasi Forumu’dur (ADF). Forum, Türkiye’nin dış politika anlayışındaki bu yenilikçi eğilimleri somutlaştıran önemli bir platform olarak öne çıkmaktadır. ADF, yalnızca belirli aralıklarla düzenlenen bir zirve ya da toplantı serisinden ibaret olmayıp Türkiye’nin küresel ve bölgesel meselelerde oynamayı planladığı rollerle ve benimsediği yeni dış politika vizyonuyla uyumlu bir araç olarak değerlendirilmektedir. Forum, bir anlamda Türkiye’nin diplomasi anlayışındaki değişimin vitrini olma işlevi de görmektedir.

Bu bağlamda ADF, Türkiye’nin dış siyaset vizyonunu teşvik eden bir araç olmanın ötesinde, zaten şekillenmiş ve uygulamaya konmuş bu vizyonun uluslararası kamuoyuna açık bir şekilde sunulduğu ve sergilendiği bir sahne olarak da değerlendirilebilir. Başka bir ifadeyle ADF, yeni bir diyalog ortamı sağlamakla birlikte Türkiye’nin dış politika söylemini kurumsallaştırma ve bu söylemi uluslararası düzeyde meşrulaştıracak diplomatik bir zemin oluşturma yönündeki stratejik çabasının da ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

İlki 2021’de gerçekleştirilen ADF, kısa süre içerisinde hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemli aktörlerin ve saygın uluslararası kuruluşların dikkatini ve ilgisini çekmeyi başarmıştır. Forumun bu başarısı, büyük ölçüde Türkiye’nin dinamik ve çok boyutlu dış politika yaklaşımının yansıması olarak değerlendirilebilir. ADF, geleneksel anlamda yalnızca hükümet yetkilileri ve diplomatları bir araya getiren bir platform olmak yerine, daha geniş ve kapsayıcı bir katılımcı profiline sahiptir.

Forum; devlet başkanlarından dışişleri bakanlarına, uluslararası kuruluşların üst düzey temsilcilerinden önde gelen düşünce kuruluşlarının uzmanlarına, akademisyenlerden iş dünyasının liderlerine ve deneyimli gazetecilere kadar geniş bir yelpazede katılımcıyı ağırlamaktadır. Bu çeşitlilik ADF’nin geleneksel diplomasi sınırlarını aşarak yeni bir diplomatik etkileşim modeli sunduğunun somut bir göstergesidir.

Katılımcı profiline ve içerdiği diyalog ortamına bakıldığında, ADF her yıl artan bir şekilde diplomatik çeşitlilik ve çoğulculuğun merkezlerinden biri olma niteliğini güçlendirmektedir. Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde geliştirdiği bu yeni diplomasi anlayışı, ADF üzerinden hem içerik hem de biçim açısından uluslararası kamuoyuna aktarılmakta ve yaygınlaştırılmaktadır.

ADF 2025, AA İNFO
4. Antalya Diploması Forumu (Yasin Demirci / AA, 14 Nisan 2025)

 

ADF’nin Katılımcı Profili ve Kurumsal Büyüme Eğilimi

Düzenlendiği son dört yılda ADF, ele aldığı konu başlıklarıyla birlikte katılımcı çeşitliliği ve yoğunluğundaki artışla da kayda değer bir gelişim sürecinden geçmiştir. Forumun katılımcı profiline ilişkin veriler, Türkiye’nin dış politika önceliklerini, hangi aktörlerle temas kurmayı öncelediğini, hangi coğrafyalara ağırlık verdiğini ve diplomaside nasıl bir rol üstlendiğini daha iyi anlamamıza olanak sağlamaktadır. Bu bağlamda ADF, yalnızca bir diplomasi platformu olmayıp Türkiye’nin dış politika yaklaşımının somut bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

ADF’ye yıllara göre katılım verileri, forumun sadece içerik açısından değil, organizasyonel ve kurumsal anlamda da gelişme ve büyüme hedeflediğini açıkça göstermektedir. Örneğin 2021’de 140 olan katılımcı sayısı 2022’de 188’e yükselmiş, 2024’te ise büyük bir sıçramayla 340 kişiye ulaşmıştır. Bu ivme, 2025’te de korunarak 318 katılımcı ile sürdürülebilir bir büyüme eğilimini ortaya koymuştur.

Bu artış, sayısal bir büyüme ile birlikte diplomatik platformun içerik ve kimlik bakımından da zenginleştiğini ve çeşitlendiğini göstermektedir. Farklı meslek gruplarından -devlet başkanları, bakanlar, diplomatlar, uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler, düşünce kuruluşları üyeleri, iş insanları, medya mensupları gibi- ve farklı coğrafyalardan temsil düzeyi yüksek katılımcıların artışı, ADF’nin uluslararası görünürlüğünü ve tanınırlığını da güçlendirmiştir.

Verilerin harita görselleştirmesi üzerinden yapılan incelemede (Şekil 2), ADF’nin bugüne kadarki katılımcı profili bakımından nasıl bir coğrafi kapsayıcılığa ulaştığı açıkça görülmektedir. Harita üzerinde dikkat çeken en önemli unsur, Türkiye’nin yakın çevresinde yer alan Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu, Afrika ve Orta Asya ülkelerinin yoğun katılım gösteren bölgeler olarak öne çıkmasıdır. Bu bölgelerden gelen yüksek düzeydeki temsil, Türkiye’nin coğrafi yakınlık ve tarihsel ilişkiler üzerinden inşa ettiği dış politika temaslarının bir yansıması niteliğindedir.

Bununla birlikte; Güneydoğu Asya, Latin Amerika ve Okyanusya’dan da anlamlı ve dikkat çekici bir katılım gözlemlenmektedir. Bu durum, ADF’nin yalnızca Türkiye’nin komşu bölgeleriyle değil, daha geniş bir küresel yelpazede etkileşim kurma arzusunu ve çabasını ortaya koymaktadır. Forumun bu şekilde dengeli bir coğrafi temsiliyete sahip olması, Türkiye’nin dış politikasında küresel angajmana verdiği önemi ve bu doğrultuda çok yönlü diplomatik açılım stratejisini yansıtmaktadır.

Söz konusu dağılım, ADF’nin Global Kuzey ile birlikte Küresel Güney ile de yoğun ve dinamik ilişkiler kurma hedefini ve bu ilişkileri ilerletme isteğini göstermektedir. Katılımcıların önemli bir kısmının klasik devlet temsiliyetinin ötesine geçerek; uluslararası örgütler, düşünce kuruluşları, akademik çevreler ve sivil toplum kuruluşları gibi aktörlerden oluşması ise Ankara’nın yumuşak güç kapasitesini küresel ölçekte artırma yönündeki stratejik hedefiyle doğrudan örtüşmektedir.

ŞEKİL 1: KATILIMCILARIN ÜLKE BAZLI DAĞILIMLARI

Çok Paydaşlı Diplomasi

Yıllara göre meslek grubu bazlı katılım verilerini gösteren çubuk grafik (Şekil 2), ADF’nin çok paydaşlı ve çok aktörlü diplomasi anlayışını nasıl somutlaştırdığını ve bu vizyonu nasıl geliştirdiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Grafik üzerinden yapılan değerlendirmede, üst düzey devlet yöneticilerinin -özellikle devlet başkanları ve bakanlar düzeyindeki temsilcilerin- her yıl yüksek sayıda katılım gösterdiği görülmektedir.

Uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımı da dikkat çekici bir şekilde artış eğilimi göstermektedir. Bu aktörlerin temsiliyetindeki yükseliş, ADF’nin yalnızca devletlerarası bir diyalog sahnesi olmadığını, aynı zamanda uluslararası çok taraflı yapılarla daha fazla bütünleşen ve küresel yönetişim dinamiklerine doğrudan temas eden bir platform olarak geliştiğini göstermektedir.

ŞEKİL 2: KATILIMCI SAYISININ MESLEK GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI

Bunun yanı sıra, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve düşünce kuruluşlarından gelen katılımcıların toplam temsiliyetlerinde de yıllar içerisinde belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Her ne kadar bu grupların oranları yıllara göre forumun tema ve odak farklılaşmalarına bağlı olarak değişkenlik gösterse de, genel eğilim bu aktörlerin ADF içerisindeki yerlerinin güçlendiğini ve forumun çok katmanlı diplomasi misyonuyla daha uyumlu bir yapıya evrildiğini ortaya koymaktadır.

Ayrıca, gazeteci meslek grubunun da forumdaki temsiliyetinin her yıl artarak sürdüğünü görmekteyiz. Bu artış, ADF’nin bilgi dolaşımına, küresel kamuoyunda görünürlüğüne ve kamu diplomasisi kanallarına sağladığı katkının doğrudan bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Gazetecilerin aktif katılımı, forumun ulaştığı uluslararası medya etkisini ve küresel anlatı üretme kapasitesini de pekiştirmektedir.

 

ADF: Türkiye'nin Küresel Diplomasideki Yeni Paradigması

ADF’nin katılımcı profiline dair veriler, Türkiye’nin dış politika yaklaşımını anlamak için tamamlayıcı ve açıklayıcı bir işlev görmektedir. Forumun kurumsal yapısı ve temsil çeşitliliği, Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği çok boyutlu ve esnek dış politika stratejisinin somut bir yansımasıdır.

Türkiye, uzun süredir büyük güç bloklarından birine tam anlamıyla angaje olmaktan kaçınan, bunun yerine bölgesel özerkliğini güçlendiren ve küresel düzeyde etkili bir "orta güç" olarak konumlanan bir dış politika hattı izlemektedir. Bu pozisyonlanma, kriz dönemlerinde arabuluculuk üstlenme, insani diplomasiye öncelik verme ve çok taraflı platformlarda görünürlüğü artırma yönelimleriyle belirginleşmektedir. ADF, bu stratejinin kurumsal düzeyde somutlaştırıldığı ve sahneye taşındığı önemli bir platform haline gelmiştir.

Özellikle Afrika ve Asya ülkelerinden yüksek düzeyde katılımın sağlanması, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerini sürdürürken aynı anda Küresel Güney ülkeleriyle çok yönlü ve çok katmanlı bir diplomasi geliştirme hedefinin altını çizmektedir. Bu durum, Ankara’nın dış politikada bloklar arası bir denge kurma, NATO üyeliğini sürdürürken çok kutuplu küresel düzenle de temas kurma niyetini açıkça yansıtmaktadır.

ADF’nin yapısal kurgusu, klasik devletlerarası diplomasi kalıplarının ötesine geçerek kamu diplomasisini ön plana çıkaran bir model ortaya koymaktadır. Forumun, düşünce kuruluşları, gazeteciler, akademisyenler ve özel sektör temsilcilerini düzenli olarak sürece dahil etmesi, diplomasinin yalnızca resmi kurumlar arasında değil, daha geniş ve kapsayıcı bir kamusal alanda da inşa edilmesi gerektiği düşüncesiyle örtüşmektedir. ADF, bu bağlamda Türkiye’nin yalnızca belirli jeopolitik pozisyonlar alan değil, aynı zamanda normatif içerik üreten ve bu içerikleri uluslararası kamuoyuna aktarmaya çalışan aktif bir aktör haline geldiğinin de göstergesidir.

ADF’nin sunduğu tematik ve kurumsal çeşitlilik, Türkiye’nin dış politikasında son dönemde giderek daha sık vurgulanan "stratejik özerklik" söylemiyle de güçlü bir biçimde ilişkilidir. Türkiye, Batı merkezli çok taraflı yapılara olan bağlılığını sürdürmekle birlikte alternatif iş birliği kanalları ve diplomatik mekanizmalar geliştirerek dış politika araçlarını çeşitlendirme yoluna gitmektedir. ADF, bu ikili yönelimi dengeleme işlevi gören bir araç konumundadır: Bir yandan geleneksel müttefiklerle diyalog kanallarını güçlendirirken, diğer yandan daha az temsil edilen bölgelerden ve aktörlerden temsilcilerle doğrudan ve özgün temaslar kurulmasını sağlamaktadır.

Bu denge politikası, Türkiye’nin gündem kurucu ve platform sağlayıcı bir diplomatik figür olarak öne çıkma çabasının da göstergesidir. Forumun yapısında, yalnızca dışişleri bakanları ve devlet başkanlarının değil; düşünce kuruluşları temsilcilerinin, gazetecilerin ve akademisyenlerin de yer bulması, Türkiye’nin dış politikada "diplomatik alanı genişletme" stratejisini ve çok katmanlı aktörlerle etkileşim kurma yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır.

Veriler açıkça göstermektedir ki Türkiye, ADF aracılığıyla klasik devlet diplomasisinin sınırlarını genişletmekte ve bu diplomatik alanı çok paydaşlı yapılar üzerinden yeniden tanımlamaktadır. Üst düzey devlet temsilcilerinin yanı sıra düşünce kuruluşları, uluslararası örgütler, akademisyenler ve gazetecilerin katılımı, Türkiye’nin yalnızca ikili ilişkiler geliştirmekle kalmayıp; fikir üretimi, kamu diplomasisi ve norm inşası gibi daha kapsayıcı alanlara da güçlü bir şekilde yöneldiğini ortaya koymaktadır.

Bölgesel düzeyde bakıldığında ise Türkiye’nin Afrika, Asya, Latin Amerika ve Balkan ülkelerinden gelen temsilcileri etkin bir biçimde sürece dahil etmesi, dış politikasının yalnızca Batı eksenli bir çizgiyle sınırlı olmadığını; çok merkezli, çok kutuplu ve esnek bir yönelim benimsediğini kanıtlamaktadır. Bu yönelim, Türkiye’nin stratejik özerklik arayışını ve küresel diplomaside “orta güç” rolünü daha görünür kılma hedefiyle de doğrudan örtüşmektedir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası