Kriter > Siyaset |

AK Parti’de Yeni Atılım Dönemi


16 Nisan halk oylamasıyla anayasal hüküm haline gelen “partili cumhurbaşkanlığı” sisteminin bir merhalesi daha hayata geçti.

AK Parti de Yeni Atılım Dönemi

16 Nisan halk oylamasıyla anayasal hüküm haline gelen “partili cumhurbaşkanlığı” sisteminin bir merhalesi daha hayata geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 21 Mayıs günü Ankara’da gerçekleştirilen tarihi öneme sahip 3. Olağanüstü Büyük Kongre’de kurucusu ve lideri olduğu AK Parti’ye yeniden genel başkan seçildi.

Erdoğan’ın Ağustos 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimi için partisinden ayrılmasının üzerinden 998 gün geçmişti. AK Parti teşkilatı ve tabanı bütün bu süreyi, lideriyle bağı hiç zayıflamamasına rağmen büyüyen bir özlemle geçirmişti. Öyle ki Erdoğan Parti’ye üye olurken ve genel başkan seçilirken bazen konuşmalarda bazen de afiş ve sloganlarda “hasret” ve “vuslat” en sık kullanılan kelimeler oldu.

Erdoğan’ın 1.370 delegenin oyuyla tek aday gösterildiği, 1.414 oyla genel başkan seçildiği Kongre’ye 100 bin kişinin katıldığı açıklandı. Hınca hınç dolu salonun dışında içerdekinden daha büyük bir kalabalık vardı. Türkiye’nin dört yanından, illerden, ilçelerden otobüslerle gelen, uzun süren yolculuklardan dolayı yorgun olmaları beklenen kitlede tam aksine dinmeyen bir coşku vardı. Salonun enerjisi hiç düşmedi. Büyük çoğunluğu sabah 4’ten beri orada olmasına rağmen...

Vatan Size Minnettar

Nabzın çok yükseldiği anlar Erdoğan’ın salona girdiği ve kürsüye çıktığı zamanlar oldu. Bir de tabii meydanların kanını kaynatan ve kitleleri aynı duyguda coşturan Dombra’nın çalındığı anlar.

İki istisnası oldu bunun. Salon Erdoğan haricinde iki kez daha hareketlendi. Birinde “Emaneti sahibine teslim ediyorum” diyen Başbakan Binali Yıldırım kürsüdeydi, diğerinde ise 15 Temmuz’un büyük kahramanı Şehit Ömer Halisdemir’in babasının salonda olduğu duyurulmaktaydı. İkisinde de hâkim duygu minnetti.

15 Temmuz gecesi FETÖ teröristlerince şehit edilen AK Parti’nin başarılı reklamcısı Erol Olçok ile oğlu Abdullah Tayyip Olçok’un suretlerinin basılı olduğu posterde de bu yazılıydı: “Vatan size minnettar.”

Basın Locası Ne Yaptı?

Medyanın ilgisi hayli yüksekti Kongreye. Akreditasyon yaptıran yerli ve yabancı medya mensubu sayısının beş yüzden fazla olduğu açıklandı. Basın locasını ulusal medyanın tanınmış isimlerinden çok, yerel medya mensuplarıyla yabancı gazeteciler doldurmuştu. Türk gazeteciler için Erdoğan-halk buluşmasındaki coşku yahut AK Partililerin Erdoğan’a duyduğu sevgi sürekli şahit olunan bir gerçektir. Ama yabancı medya mensuplarının şahit olduklarına şaşırdıkları aşikardı. Erdoğan’a yapıştırılmak istenen “diktatör” etiketinin yapaylığı ve saçmalığını idrak etmiş olmalılar.

Haber kanalları gün boyu canlı yayındaydı. AK Partililer ve yorumcular canlı yayınlarda Kongreyi ve yeni dönemi değerlendirdi, Yıldırım ve Erdoğan konuşmuyorsa tabii.

Öte yandan kendine “AK Parti’ye yakın” şeklinde bir titr ve bu sayede bir tür kariyer edinmiş, TV ekranları ya da sosyal medyada sık sık AK Parti adına konuşurken görülen isimlerin büyük çoğunluğu kongre salonunda yoktu.

Birlik, Beraberlik, Devamlılık

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partiden uzak kaldığı dönem AK Parti için hasret, “Erdoğan’sız AK Parti” hayali kuranlar için fırsat demekti. Fitne denemeleri, hizip arayışları kimse için sır değil. Kongrede olduğu gibi yeni dönemde de bu çabaları beyhude kılacak işaretleri muhtemelen sıkça göreceğiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım salona birlikte girdi; konuşmalarında, jestlerinde birlik, beraberlik ve devamlılık mesajı vardı. Yıldırım’ın selefi Davutoğlu ve partinin kurucularından Arınç’ın Kongreye katılmış olması da olası dedikoduları önledi.

Bu bağlamda anmasak olmaz: AK Parti’nin seçtirdiği 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül davetli olmasına rağmen Kongrede yoktu. Çünkü Gül görevi bıraktığı günden beri “siyasi programlar”a katılmıyor. Gül kararını tarihi Kongre için de bozmadı ancak kürsüden okunan “hayırlı olsun” mesajının salondan aldığı cılız alkışa bakılırsa AK Parti tabanı ve teşkilatı bu mesafeden pek hoşnut değil.

Yeni Değil Yeniden

AK Parti’nin 3. Olağanüstü Büyük Kongre’sinin ana başlığı “Yeni Atılım Dönemi: Demokrasi, Değişim, Reform” idi.

Devletin başı olan cumhurbaşkanının milletin en fazla teveccüh ettiği partinin başına geçerek, 9 buçuk milyon kayıtlı üyesiyle ülkenin en büyük siyasi örgütlenmesi olan AK Parti’de biriken sivil enerji ve değişim talebini ülkenin hayrına değerlendireceği bir dönemden geçiyoruz. Yeni dönem için seçilen alt başlıklar sadece AK Parti’yi değil Türkiye’nin tamamını ilgilendirir nitelikteydi o yüzden.

Lakin demokrasi, reform ve değişim kavramlarının AK Parti için “yeni” olduğunu söylemek imkansız. Çünkü her biri AK Parti’nin alamet-i farikası sayılır. AK Parti 2001’de kurulurken de bunun üzerine inşa edildi. 15 yıl boyunca halktan oy alırken ve gereğini yaparken de bununla anıldı. Bu sebeple yapılan konuşmalar ve satır aralarının yardımıyla bu kavramların yeni dönemde yeniden motto olacağını anlıyoruz.

Nitekim Erdoğan’ın mesajları kongre salonunu ve AK Parti’yi aşıp toplumun tamamını kapsar nitelikteydi. “Milletimizin mesajını aldık” diyerek referandumda evet diyenleri de demeyenleri de önemsediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Taahhütleri

Erdoğan “Yolumuzdan dönmeyeceğiz”, “Terörle mücadele sürecek”, “OHAL kalkmayacak”, “AB’nin ikiyüzlülüğüne katlanmak zorunda değiliz” derken saldırılara karşı mücadele kararlılığını korudu.

Yeni dönem siyasetinin yüzde 50+1 standardında ve merkezde oluşacağı gerçeğini hatırlatarak toplumsal memnuniyeti gözeten mesajlar verdi. Yeni dönemin etnik, dini ve ideolojik her tür kimlik siyasetinin marjinalleşeceği, makulün makbul kabul edileceği, merkezin güçleneceği bir dönem olacağı Erdoğan’ın tasavvuru ve yaptığı tasvirlerden de bir kez daha anlaşıldı.

Konuşmanın en mühim ve benzersiz kısmı kendi tabanı ve teşkilatı üzerinden tüm Türkiye’ye verdiği taahhüttü: “Erdoğan’ın milletin hayrına olmayan bir işini görürseniz, geçmişteki işlerini bir kenara koyun ve gereğini yapın” diyerek siyasi ahlakının şahsi ahlakıyla bitişik olduğunu ispatladı.

Erdoğan salona girene dek Cumhurbaşkanlığı forsu kullanılmıştı ama konuşma yaptığı kürsüde fors yoktu. Cumhurbaşkanlığı ve parti genel başkanlığı rolleri birbirine karışırsa diye endişe edenler için küçük bir ilk örnek sayılabilir bu dikkat.

Yeni Tüzük: Yeni Ahlak, Yeni Hukuk

Türkiye’de siyaset kültürü ve pratiğini değiştiren parti olarak AK Parti “değişim” mottosunu bir kez daha önce kendi bünyesinde uyguladı. Tüzük değiştirildi. 2019’a dek geçerli olması öngörüsüyle Başbakan Yıldırım’ın pozisyonu için “genel başkan vekilliği” statüsü ihdas edildi. Milletvekilliğinde üç dönem kuralı esnetildi, Türkiye’nin ortaklaştığı “tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak”  ise Rabia olarak girdi parti tüzüğüne.

Çarşaf liste halinde oylamaya sunulan 50 kişilik MKYK kadrosunda 19 isim yeniydi. İkisi 21 ve 23 yaşlarında gençlerdi. Böylece siyaset ve Meclisi gençleştirmeyi önererek seçilme yaşının 18’e indirilmesini sağlayan AK Parti ilk adımı kendisi attı. Ancak MKYK’da radikal, sarsıcı bir değişimden çok tedrici bir değişimin amaçlandığı, tecrübe ile gençliğin, gelenek ile geleceğin tartıldığı, parti içi kimi dengelerin ve uyumun gözetildiğini düşündüren bir inisiyatif kullanıldı.

Parti hukuku ve ahlakı konusunda net tutum alındığı söylenebilir. Çünkü MKYK’nın yetkileri teşkilatların yenilenmesi ve “yük olanlar”dan arındırılması için genişletildi. Disiplin bahsi ağırlaştırıldı. Parti mensubiyeti ve pozisyonunu millete hizmet için değil şahsi menfaati için kullanan fırsatçıları ihraç etmekle yetkilendirildi MKYK.

Vatandaşla doğrudan temas eden ve lekelenmesi halinde kiri en kolay gösteren kurumların belediyeler olduğu gerçeğinden hareketle yerelde hassasiyetin artacağı belli oldu. Erdoğan “Millete yük olan değil yük alanlarla çalışacağız” vurgusuyla yeni hizmet kriterini ilan etti.


Etiketler »