İstanbul Şehir Hatları Boğaz Turu
Kriter > Siyaset |

24 Haziran Tarihi Bir Eşik


Türkiye ekonomisi 2008 küresel finans krizi sonrasında 27 çeyrek dönem ardı ardına pozitif büyüme başarısı ortaya koyan beş ülkeden birisi oldu.

24 Haziran Tarihi Bir Eşik

MHP lideri Bahçeli’nin grup toplantısındaki “erken seçim” çağrısına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’nin yetkili kurulları ile istişare ettikten sonra olumlu yanıt vermesinin ardından Türkiye erken seçime gidiyor. Bu tarihin açıklamasıyla 2019 Kasım’ında gerçekleşeceği düşünülen Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine yönelik yurt dışı mihraklar ve yurt içindeki iş birlikçilerinin hazırladıkları planlar kursaklarında kaldı. Oysa 1990’lar gibi bölücü terörün kudurduğu, 28 Şubat sürecinin toplumsal travmaya sebep olduğu, FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmayı hızlandırdığı, Yunanistan’ın da gaza getirilip Kardak krizine sebep olduğu günlere benzer hazırlıkların denendiği günlerden geçiyoruz. “24 Haziran tarihi de nereden çıktı?” diye soranlara hatırlatalım. Bir yanda Irak ve Suriye’de küresel oyunlar bir yanda tüm tehlikeli terör örgütleriyle topyekun mücadele diğer bir yanda döviz kurları üzerinden yürütülen ekonomik manipülasyonlar ve algı operasyonları var.

Moody’s sanki not indirimi kararıyla “algı manipülasyonu”na odun taşıyan kendisi değilmiş gibi Nisan’da yeni bir raporla gözdağı verdiğini zannediyor. “Bu döviz kurları artık gerilemez” nakaratını hep birlikte söyleyen “faiz baronları” ABD’deki “siyasi” davadan Türkiye’ye “kriz” biçen operasyon timleri, tüm küresel mihraklar ve yurt içi uzantıları “24 Haziran 2018” ile ters köşeye yattı. İşin ilginci Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimin tarihini açıklaması sonrasında uluslararası piyasalarda Türk tahvillerine yönelik yılbaşından bu yana ilk kez ABD kökenli tahvil fonlarından 600 milyon dolarlık alım yapıldığına dair bilgiler piyasalara yansıdı. Gösterge tahvilinin 2. el faizi kısa sürede 50 baz puan gerilerken dolar-TL kuru bir anda 4 TL psikolojik sınırını zorladı. Açık söyleyeyim Londra ve Zürih bazlı dolar-TL kur kotasyon manipülasyonu ile 4,19 TL’ye kadar getirilmiş kur önce 4,09 TL ardından da 4 TL’ye geriledi diye kimse sevinmesin, teselli olmasın. Dolar kuru 3,92 TL’ye gerileyene kadar “Artık bu seviyenin altını görmez” manipülasyonuna kimse prim vermesin.

Türkiye, Cumhuriyet’in kurulmasını sağlayan Milli Mücadele’nin, beka mücadelesinin aynısını, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçeceği süreç adına yaşıyor. Çünkü yeni hükümet sistemi Türkiye için ikinci nesil reformları, küresel rekabet açısından gerçek manada maliyet yönetimini, yepyeni bir kamu yönetim modelini getirecek. Küresel odaklar için terör örgütleri, siyaset odakları ve ekonomi manipülatörleri üzerinden yürütülen “operasyon” Kasım 2019’a kadar adım adım derinleştirilecekti. Cumhur İttifakı tarihi bir adımla manipülasyonu darmadağın etti. Ama oyun sertleşecek. Bizi 24 Haziran’a kadar tarihi bir “demokrasi nöbeti” bekliyor.

Faiz Kıskacı ve 24 Haziran

Türkiye Dünya Bankası ve IMF verilerine göre kamu borç stokunun GSYH’ye oranında 181 ülke içerisinde 26. sırada, Avrupa Birliği’ne üye ve aday ülkeler ile G20 ülkeleri arasında en iyi performansa sahip ilk dört ülke arasında yer alan bir ekonomiye sahip. 2008 küresel finans krizinden bu yana dünyanın önde gelen ekonomileri arasında kamu borcunun GSYH’ye oranını azaltabilmeyi başaran 14 ülke arasında Norveç ile birlikte en iyi performansa sahip ülke olarak öne çıkıyor. Kamu mali disiplin başarısı, bütçe ve kamu borç stoku oranı performansı Türkiye’yi Avrasya’da “oyun kurucu” bir ülke olarak öne çıkaran bir hareket alanı sağlamakta.

Türkiye’nin 2008 küresel finans krizi sonrasında hayata geçirdiği makro ihtiyati tedbirlerin başarısı Türkiye’yi küresel ölçekte büyüme performansıyla da öne çıkardı. 2010-2017 arasında Türkiye Ekonomisi yüzde 6,8’lik bir ortalama büyüme yakaladı. Bu performans kamu açısından sürdürülebilir güçlü bir vergi ve vergi dışı normal gelirin oluşması adına mali disiplin başarısını da destekledi. Türkiye’nin artan ekonomik performansından, “ekonominin demokratikleşmesi”nden, Türkiye’nin 2008’den beri dünyada yapılabilen mega projelerin yarısından fazlasını tek başına yapabilen bir ekonomi olmasından haz etmeyen ve küresel ekonomi politikte yükselen konumundan rahatsız olan küresel çevreler, 15 Temmuz FETÖ hain darbe girişimi de aynı kararlılık ve başarıyla bertaraf edilmiş ve 2017’de Türkiye G20 ülkeleri arasında büyüme rekoruyla ilk sıraya yerleşmiş olmasına rağmen uluslararası derecelendirme kuruluşlarının “not indirme” operasyonlarıyla döviz kurları üzerinden ve faizleri yükselterek ülkeyi kıskaca almak istediler ve denemeyi de sürdürecekler.

Türkiye ise bu dönemde tüm ekonomik tuzaklara rağmen mega projeleri bir bir tamamlamayı sürdürerek, reel sektöre yeni finansman modelleri oluşturarak, 1 milyon 400 bin kişilik bir istihdam artışı yakalayarak, küresel asimetrik düzenin “faiz kıskacı”na karşı “bağışıklık sistemi”ni güçlendirdi. 24 Haziran seçimleri Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin vücut bulması açısından tarihi bir eşik. Türkiye ekonomisinde 2. nesil reformlar tasarrufları artıracak, milli yatırımlarla ithalata bağımlılığı hızla azaltacak, cari açıkta ciddi azalmaya imkan sağlayacak ve ülkeyi “asimetrik düzen”in ekonomik algı operasyonlarına karşı dayanıklı hale getirecek yeni Türkiye’ye kavuşacağımız önemli bir dönüm noktası.

Kamu yönetim modelinde performansa dayalı yeni bir dönem başlıyor. Yeni büyüme modelinden yatırım ortamının iyileştirilmesine, etkin istihdam piyasasından yüksek teknoloji odaklı AR-GE hamlesine kadar siyasi istikrarı kalıcı kılacak kritik önemde adımların önü açılmış olacak. 16 Nisan referandumunun önünü açtığı yeni Türkiye 24 Haziran’da oylayacağımız Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ekonomisini “prodinamik” bir yapıya kavuşturacak. Türkiye kendi doğal ve finansal öz kaynaklarını daha etkin kullanarak bir karar alma süreci oluşturacak. Ekonomi alanında büyümenin ve kalkınmanın hızlandırılması, fırsatların etkin değerlendirilmesi adına karar alma süreçlerinin hızlı ve yalın olmasını sağlayacak yeni bir ekonomi yönetimi modeli oluşturacak. Yeni ekonomi yönetiminin bakan ve bürokratları performans açısından detaylı bir değerlendirme sürecinden geçecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan yerel siyaset ve yönetimden başlamış olan 42 yıllık proaktif çalışma becerisini ve liderliğini yeni bir “ekip çalışması” anlayışı ile Türkiye ekonomisini dünyanın saygın ülkeleri arasında konumlandıracak bir prodinamik çalışma sürecine dönüştürecek.

AK Parti’yle “Milli Ekonomi Hareketi” ve “Kıskacı Delme” Harekatı

Türkiye 1990’ların bütününde ekonomik ve siyasi özgüvenini kaybettiği bir dönem yaşadı. 2003’ten itibaren AK Parti’nin tek başına iktidar olduğu on beş yılda başlatılmış olan ekonomik ve demokratik reformlarda çıta üst noktaya taşındı. Türkiye’nin küresel alandaki algısında gözlenen sıçrama ekonomi ve siyaset alanında yeniden öz güven yakalamamızı sağladı. Türkiye’nin öz güvenini yeniden yakalaması ile birlikte 2003-2006 arası yarısı özel sektör yatırımları ile gerçekleşen yüzde 7,4’lük rekor bir büyüme gerçekleştirildi. Özel sektörün ekonomideki ağırlığı, ekonomiye hakimiyetinde büyük bir sıçrama yaşandı. Ekonomik reformlarla güçlenmiş olan ekonomik yapı 2008 küresel finans krizine dayandı. Türkiye ekonomisi 2008 küresel finans krizi sonrasında 27 çeyrek dönem ardı ardına pozitif büyüme başarısı ortaya koyan beş ülkeden birisi oldu. Türkiye’nin Avrasya’daki oyun kurucu gücünü, Avrasya’nın kaderini değiştirecek ülke olma konumunu perçinledi. 2008 küresel finans krizi döneminde “asimetrik düzen” ve Türkiye’deki uzantıları “IMF ile anlaşma”yı dayatmaya çalışsalar da Türkiye aldığı makro ihtiyati tedbirlerle krizin etkilerini bertaraf etti. Cumhuriyet tarihinde ilk kez küresel finans krizinin yaralarının sarılması için IMF’nin oluşturduğu destek fonuna 5 milyar dolar destek sağlayan ülke konumuna geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ekonomide elde dilen bu başarılar Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte yeni bir aşamaya taşınacak. AK Parti küresel finans oligarklarının iş birlikçileriyle kurmak istediği kumpası yarıp geçecek. Bu aynı zamanda Erdoğan ile kendini bulan milli ekonomi hareketi ve küresel sistemin ürettiği kıskacı delme harekatıdır.


Etiketler »