Kriter > Dış Politika |

Yeni Haritalar Umutla Çizilecek: Türkiyesiz Gelecek, Suriyesiz Barış Olmaz


Türkiye, Avrasya’daki oyun kurucu rolünü ve küresel ekonomi-politikte yükselen etki alanını, insan ve kalkınma odaklı dış politika becerisiyle, Suriye’nin yeniden ayağa kalkış sürecinde eşsiz bir role dönüştürüyor. Suriye, 13 yılı aşkın bir süredir devam eden ağır bir savaşın ardından, yıkımın gölgesinden çıkmak ve yeniden ayağa kalkmak üzere bir eşikte duruyor ve Türkiye’nin gözünün içine bakıyor.

Yeni Haritalar Umutla Çizilecek Türkiyesiz Gelecek Suriyesiz Barış Olmaz
ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldıracağını açıklamasının ardından, ülkede kutlamalar devam ediyor. Trump, Erdoğan ile yaptığı görüşmelere atıfta bulunarak yaptırımların kaldırılacağını duyurmuştu. (Tamam Jerbi / AA, 15 Mayıs 2025)

Suriye’de bugün yaşanmakta olan sürecin ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamak adına, öncelikle şunu belirtmek isterim: Türkiye’nin kararlılığı ve gücü o kadar büyük bir etki oluşturmuş durumda ki, küresel ulus üstü yapıların 2010’da Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da acımasızca yürüttükleri “parçalayarak yönetme” stratejisinin bir yeni aşaması olarak hayata geçirdikleri sürece telafisi mümkün olmayan ağır bir darbe indirdi. Türkiye, Avrasya’daki oyun kurucu rolünü ve küresel ekonomi-politikte yükselen etki alanını, insan ve kalkınma odaklı dış politika becerisiyle, Suriye’nin yeniden ayağa kalkış sürecinde eşsiz bir role dönüştürüyor. Suriye, 13 yılı aşkın bir süredir devam eden ağır bir savaşın ardından, yıkımın gölgesinden çıkmak ve yeniden ayağa kalkmak üzere bir eşikte duruyor ve Türkiye’nin gözünün içine bakıyor.

 

Geçmişin Gölgesinden Geleceğin Işığına

Çünkü, Suriye halkı da farkındadır ki, ülkenin toparlanma süreci sadece siyasi uzlaşmalarla değil; esas kalkınma, yeniden inşa, sosyal onarım ve bölgesel iş birliğiyle mümkün olabilir. Bugün artık uluslararası kamuoyunun da kabul ettiği net gerçek şudur: Ortadoğu’da artık Türkiyesiz gelecek kurulamaz, üniter bir Suriye olmadan Ortadoğu’da kalıcı bir barış da olmaz. Bu, hiç kuşkusuz, sadece stratejik bir tespit değil; aynı zamanda tarihsel ve insani bir zorunluluktur. Türkiye, sahada topyekun güvenliği sağlayan bir aktör olmaktan çok daha fazlasını üstlenmiş durumdadır: Cumhurbaşkanımızın kararlı, güçlü ve vizyoner liderliğinde, Suriye’de barış inşa eden, kalkınmayı taşıyan ve artık yön tayin eden bir kurucu ülke konumunu…

Birleşmiş Milletler çatısı altında uzman kuruluşların hazırladığı son raporlar da göstermekte ki, Suriye'nin önündeki en büyük engel artık savaşın sıcaklığı değil, savaş sonrası çözümsüzlük halidir. İşte tam bu noktada, Türkiye'nin yapıcı, kalkınmacı ve kuşatıcı rolü belirleyici oluyor. Türkiye’nin hem güvenlik hem diplomasi hem de altyapı tecrübesiyle yürüttüğü strateji, Suriye’nin ayağa kalkışında anahtar bir konuma oturmuş durumda. Nitekim, Başkan Trump’ın da Türkiye'yi Suriye’de “birincil muhatap” ilan etmesi, sadece geçici bir tercih değil, jeopolitik bir gerçeğin kabulüdür.

ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın, Batı’nın Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Ortadoğu’da uyguladığı dışlayıcı, parçalayarak yöneten yaklaşımının uzun vadede nasıl bir enkaza yol açtığını açıkça ifade etmesi, adeta bir yüzleşme niteliğinde.

Büyükelçi Barrack, ABD’nin Türkiye, Körfez ülkeleri ve Avrupa ile birlikte hareket ederek, bu defa askerler, nutuklar ya da hayali sınırlarla değil, Suriye halkının kendisiyle omuz omuza durduğunu hatırlatıyor; Esed rejiminin düşmesiyle birlikte barışa açılan kapının aralandığını ifade ederek, yaptırımları kaldırarak Suriye halkının nihayet o kapıyı açmasına ve yenilenmiş bir refah ve güvenliğe giden yolu keşfetmesine olanak sağlandığının altını çiziyor. Barrack, Batı’nın bir asır önce haritalar, manda yönetimleri, çizilmiş sınırlar ve yabancı yönetimler dayattığını; Sykes-Picot haritasının Suriye'yi ve daha geniş bir bölgeyi barış için değil emperyal kazanç için böldüğünü ve bu hatanın nesillere mal olduğunu da vurguluyor. Amerikan büyükelçisi ülke olarak bu hatayı bir daha tekrarlamayacaklarını, artık “Batı müdahalesi” döneminin sona erdiğini, geleceğin bölgesel çözümlerin yanı sıra ortaklıklara ve saygıya dayalı bir diplomasiye ait olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin kararlı ve güçlü duruşu ile Ortadoğu’da artık haritaların emperyal amaçlarla değil, umutla çizileceği yeni bir döneme giriyoruz.

Şam'da, Uluslararası Yapı-İnşaat Malzemeleri ve Enerji Fuarı
Suriye'de Baas rejiminin yıkılmasının ardından başkent Şam'da, çok sayıda Türk şirketinin katıldığı ilk Uluslararası Yapı-İnşaat Malzemeleri ve Enerji Fuarı kapılarını ziyaretçilerine açtı. Fuarın açılış törenine, Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Büyükelçi Burhan Köroğlu, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir (sağ 2), Ekonomi Bakanı Nidal Şaar (sağda), Suriye Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Abdulrezzak (sağ 3) ve Şam'daki bazı yabancı misyon temsilciliklerinin büyükelçileri ile üst düzey yetkililer katıldı. (İzettin Kasım / AA, 7 Mayıs 2025)

 

Türkiye’nin Rolü: Güvenlikten Kalkınmaya Geçiş

Türkiye’yi yükselen gelişmekte olan ekonomiler arasında müstesna kılan, demokratik meşruiyeti önceliklendirerek, kalkınma ve hizmet odaklı bir siyaset anlayışını Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde inşa etmiş olması ve bu tarihi dönüşümün aynı zamanda geniş bir Avrasya coğrafyasına bir medeniyet vizyonu taşımasıdır. Bugün Türkiye'nin öne çıkardığı model, salt bir kalkınma projesinin ötesinde; özünde 21. yüzyıl için en hayati öneme sahip insan odaklı bir medeniyet restorasyonu mücadelesidir. Dünyadaki tüm mazlumlara Türkiye’nin sahip çıkmasının özü de budur. Türkiye, işte bu anlayışla Suriye’deki mazlumlara da kapısını açmış ve kapsamlı bir süreç yürütmüştür. Bu nedenle, Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” vizyonu doğrultusunda yürüttüğü sınır güvenliği politikası, yalnızca iç güvenliğe dönük bir tedbir olmasının ötesinde, Suriye’nin toprak bütünlüğü, siyasi istikrarı ve parçalanmasını önleyici bir refleks olarak da değerlendirilmelidir.

Ankara, Şam yönetimiyle diplomatik temasları, sahadaki istikrarı tahkim eden hamleleri ve bölgesel denklem kurucu adımlarıyla artık sadece bir aktör değil, bir yön gösterici aktör konumundadır. Çok kutuplu bir dünya tartışmalarının öne çıktığı yeni küresel düzen arayışlarında, Cumhurbaşkanımızın güçlü ve kararlı liderliğinde, Türkiye artık “uyum sağlayan” değil, kendi coğrafyası için yeni medeniyet değerleri de üreten bir aktördür. Bugün, Türkiye’nin öncülüğünde şekillenen yeni iş birliği modelleri, Ortadoğu’da 1960’ların sonlarında ve 1970’lerde kaçırılan iş birliği fırsatının çok daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir versiyonunu sunma potansiyeli taşıyor. Türkiye, topyekun kalkınma odaklı yeni bir sürecin de kapılarını açıyor. Türkiye, Suriye’nin kalkınmasına katkı anlamında sahaya yönelik somut ve uygulanabilir projeler ortaya koyuyor:

- Halep–Gaziantep Demiryolu hattının yeniden canlandırılması

- Suriye iş dünyası ile ortak yeni nesil organize sanayi bölgeleri

- Tarım altyapısının onarımı ve kırsal kalkınma programlarının hızlandırılması

- Afet dayanıklı konut projeleri

- Türkiye ile Suriye arasında lojistik entegrasyonu

- Körfez Bölgesi’nden gelecek enerji boru hatlarının geçişinde iş birliği

- Küresel tedarik ve ulaştırma koridorlarında bölgenin rolünü artıracak ortak hamleler

Türkiye’nin öncülük edeceği topyekun kalkınma hamlesinin, ülke düzeyinde stratejik planlanmanın yanı sıra, kentler bazında da stratejik önceliklere göre yerel kalkınma adımlarının hazırlanması da isabetli olacaktır:

- Halep: Sanayi ve lojistik merkezi

- Rakka: Dijital ekonomi ve kültürel miras kalkınması

- Humus: Sosyal refah altyapısı

Yerel kalkınma ve kentlerin dönüşümünde, Türkiye'nin belediyecilik deneyimi bu süreçte kardeş şehir modelleriyle desteklenebilir: Gaziantep–Halep, Şanlıurfa–Rakka gibi iş birlikleri, anlamlı ve işlevsel sonuçlar verecektir. Türkiye'nin uzunca bir dönemdir edindiği büyükşehir yönetimi tecrübesi, Suriye kentleri için ilham kaynağı olacaktır. Konya, Kayseri ve Gaziantep örnekleri; altyapı, sosyal hizmet ve sanayi planlamasında model olarak Suriye’nin yerel kalkınmasına sunulabilir. Kalkınmanın finansmanında Körfez ülkeleriyle iş birliği de önemli bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin; BAE, Katar ve Suudi Arabistan ile geliştirdiği yatırım ilişkileri, Suriye’de yeni yatırım fırsatlarını beraberinde getirecektir. Birlikte oluşturulacak ortak yatırım fonlarının yanı sıra, uluslararası çok taraflı kalkınma bankaları ile gerçekleştirilecek iş birliği Suriye’nin ayağa kaldırılmasında önemli bir işlev ortaya koyacaktır.

Türkiye’nin eğitime yaptığı yatırım, sadece mülteciler için değil, Suriye’nin yeniden yapılanması için de stratejik bir kaynak oluşturuyor. Bugüne kadar bir milyona yakın Suriyeli çocuk, Türk eğitim sisteminde yer aldı. Türk üniversitelerinde eğitim gören Suriyeli gençler, yarının kalkınmacı kadrolarını oluşturmak üzere, kendi vatanlarında görev almaya hevesli olacaklardır. Suriye’nin yeniden yapılanmasında, yeşil dönüşüm ve dijital altyapı da kilit rol oynayacak. Türkiye’nin yenilenebilir enerji projelerindeki son dönemdeki başarısı, Suriye’ye enerji bağımlılığını azaltacak modeller sunabilir. Bunun yanı sıra TPAO’nun dünyanın farklı coğrafyalarında ortaya koyduğu sondaj ve arama becerileri ve başarıları, Suriye’nin yer altı zenginliklerinin ülke ekonomisine ve dünya ekonomisine kazandırılması noktasında Türkiye’nin yine öncü rol üstlenmesini sağlayacaktır.

Akıllı şehircilik uygulamaları, dijital kamu hizmetleri entegrasyonu, Türkiye’nin e-devlet uygulamasındaki uluslararası başarısı, Suriye’nin kamu hizmetlerinin toparlanmasına katkı sunabileceği alanlar olarak öne çıkıyor. Yüzyıl önce cetvelle çizilen haritalar, tüm bir Ortadoğu’yu “böl ve parçala” amaçlıydı. Bugün ise, yeni haritalar bu defa bölmek ve parçalamak için değil, zenginlikleri ekonomiye kazandırmak, stratejik planlamaya katkı sağlamak, artık üretimi, istihdamı, toplumsal refahı ve umudu birbirine bağlamak için gerekli olacak. Bir zamanlar “Suriyesiz barış, Mısırsız savaş olmaz” denirdi. Bugünse yeni denklem çok açık: Artık Türkiyesiz gelecek olmaz. Türkiye, artık sadece güvenlik sağlayan değil; toplumu onaran, şehirleri ayağa kaldıran ve bölgesel hafızayı gelecekle buluşturan bir medeniyet aktörü olarak yepyeni roller üstleneceği bir dönemin eşiğinden geçiyor.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası