Kurultaylar partisi olarak bilinen CHP, önce Deniz Baykal’ın sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzun ve neredeyse rakipsiz genel başkanlık dönemlerinden sonra yine bir “şaibeli” kurultay etrafında parti içi iktidar mücadelesine dönmüş durumda… CHP’de taşların yerinden oynadığı, parti içi iktidarın kuşatıcı bir şekilde kurulamadığı ve kırılganlığın giderek arttığı bir ikinci yıla giriliyor.
Kılıçdaroğlu Hizbinin Tutmayan Planı
Bugün CHP içindeki problemin, Ekrem İmamoğlu’nun etrafında gelişen yolsuzluk soruşturması ve 4 Kasım 2023’te Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’nu yendiği “şaibeli kurultay davası” ile derinleştiği ortada… Ancak problemin asıl kaynağı, parti içindeki hiziplerin bir arada olmayı ve partiyi beraber yönetmeyi içine sindiremeyerek karşı hizbi partiden kesinlikle tasfiye etmeye çalışmasıdır. 4 Kasım 2023’teki CHP kurultayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve başında bulunduğu belediyenin lojistik desteği ve siyasi gücüyle Özgür Özel, 13,5 yıldır CHP Genel Başkanlığı yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nu şaşırtıcı ve tartışmalı bir şekilde yendi. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ikilisi, parti yönetimini ele alınca 31 Mart 2024 yerel yönetimler seçimlerinden itibaren Kemal Kılıçdaroğlu hizbini ağır baskıyla tasfiyeye yöneldi.
Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın belediye başkanları, belediye meclisi ve il genel meclisi üyeleri tasfiye edildi veya aday gösterilmedi. Kemal Kılıçdaroğlu hizbi ise 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ikilisinin başarısız olacağı varsayımıyla buna sessiz kalarak parti içi muhalefetin alarm saatini 1 Nisan 2024’e kurdu… Kılıçdaroğlu hizbinin yerel seçimler hesabı yanlış çıktı ve 14/28 Mayıs 2023 TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasi istikrarı garanti altına alan sağ seçmen, tepkisini sandığa gitmeyerek gösterdiği için CHP öngörülmeyen bir başarıyla çıktı yerel yönetim seçimlerinden. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in CHP yönetimi 31 Mart seçimlerinden sonra da Kemal Kılıçdaroğlu’nu belediyelerden tasfiye ve belediye yönetimlerinden dışlama tavrını devam ettirdi. Bu şekilde Kılıçdaroğlu, sadece yerel seçimlerden önce değil yerel seçimlerden sonra da tasfiyeye uğradı. Yeni CHP yönetiminin yerel seçimler başarısı dolayısıyla bu tasfiyelere açıkça bir tepki de gösteremediler.
İmamoğlu ve Özel İkilisinin Başarısızlığı
Kemal Kılıçdaroğlu hizbi, aslında Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisinin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde başarısız olacağını hesaplayarak 1 Nisan 2024’te CHP’de yeni kurultay sürecini başlatacak bir hazırlık içindeydi. CHP’nin 31 Mart 2024 seçimlerindeki başarısı bu hazırlığı akim kıldı.
İmamoğlu-Özel ikilisi, 4 Kasım 2023 CHP kurultayını ve 31 Mart 2024 yerel seçimlerini kazanmasına rağmen bu başarıları parti içi muhalefeti; ikna edecek, partide tutacak ve parti yönetimini herkesi içine alacak kadar kuşatıcı hale getirecek şekilde kullanamadılar. Tam aksine Kılıçdaroğlu hizbini daha çok ezmek, ufalamak ve dışlamak için kullanmaya kalktılar. Bu da parti içi muhalefeti daha çok yeraltına itti… Parti içi muhalefetin yeraltına itilmesi, İmamoğlu-Özel açısından ciddi bir liderlik eksikliği ve kötü yönetim örneğidir.
İmamoğlu-Özel ikilisinin liderlik zaafı ve kötü yönetim örneği, sadece parti içi muhalefete yönelik dışlayıcı ve ayrımcı tavrıyla sınırlı değil, 4 Kasım 2023 tarihli CHP kurultayında kendisiyle iş birliği yapan isimleri de tatmin edememesi ve bu isimler arasındaki anlaşmazlıkları sulh içinde çözememesidir. Bu hatalar yüzünden İmamoğlu’nun lojistik imkanları ve CHP’nin belediyelerde artan gücüyle pekala parti içinde çözülebilecek meseleler; giderek büyüdü, parti dışına taştı ve nihayet hukuk mecrasına akmaya başladı. Böylece 4 Kasım 2023 CHP kurultayındaki şaibeler mahkemelere intikal etti.
Partinin Hukuksal İmtihanı
Diğer taraftan CHP’deki tek meselenin kurultay süreci olmadığı, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütçe ve gücünü CHP’yi ve CHP’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığı statüsünü elde etmek için lojistik imkanının kullanılmasının hukuku ihlal etme ve yolsuzluk iddialarına konu olmasıyla yeni bir mahkeme kapısı daha açılmış oldu. Ekrem İmamoğlu’nun üniversiteye nakil meselesindeki hukuksuzluklar ise ayrı bir mahkeme sürecine yol açtı.
19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk ve terör konularından binden fazla kişiyle beraber gözaltına alınmasıyla İmamoğlu-Özel ikilisi, bu süreci parti içi muhalefeti ve Ekrem İmamoğlu dışındaki Cumhurbaşkanı aday adayı CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı baskı altına alacak siyasi stratejiyi devam ettirecek bir imkan olarak gördüler. İmamoğlu’nun lojistik imkanlarıyla ele geçirilen CHP medyası ve sosyal medya ağının linç tehdidi ile Kılıçdaroğlu hizbi ve Yavaş’ın adaylığını isteyen çevre bir süre susturuldu. Ancak İmamoğlu-Özel ikilisi, Kılıçdaroğlu hizbine ve Mansur Yavaş çevresine susmak ve itaat etmek dışında bir şey vaat edemediler. İmamoğlu soruşturmalarının ilerlemesi ve yolsuzluk davasında 40’ın üzerinde itirafçının çıkması, şaibeli kurultay davasındaki gelişmeler ve ufukta erken seçimin görünmemesiyle beraber parti içi muhalefetin üzerinde kurulmaya çalışılan korku ve linç rejiminin çökmesine yol açtı. Hele CHP’nin şaibeli kurultayının mutlak butlan ile malul olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkan olma ihtimalinin konuşulması, Kılıçdaroğlu hizbinin artık yeraltı muhalefetinden meydan muhalefetine doğru geçmesinin önünü açtı. Bu şekilde parti içindeki mücadele bir anda alenileşti ve çirkinleşti. Kılıçdaroğlu taraftarları İmamoğlu tarafını yolsuzluk ve çalmakla, İmamoğlu-Özel tarafı da Kılıçdaroğlu’nu iktidarla iş birliği ve mezhepçilikle suçladı… İki taraf da birbirlerini tasfiye etmeye kararlı bir şekilde birbirlerine etmedikleri hakareti bırakmadılar. Bu şekilde İmamoğlu-Özel ikilisinin yolsuzluk soruşturması karşısında CHP’nin bir bütün olarak siyasi savunma yapma stratejisi bu şekilde çöktü. İzmir’deki CHP’li eski büyükşehir belediye başkanı Tunç Soyer ve CHP il başkanı dahil 130’un üzerinde kişinin gözaltına alınması ve hemen arkasından yine CHP Manavgat Belediyesinde rüşvette suçüstü yapıldığı 35 kişinin gözaltına alındığı soruşturmalar da CHP genel merkezinin stratejisini geçersiz kıldı.
İmamoğlu ve Özel ikilisinin Kılıçdaroğlu’nun üzerinde baskı kuramadığının anlaşılması ve İmamoğlu’nun soruşturmalardan kurtulamayacağı kanaatinin kamuoyunda yerleşmesiyle beraber Mansur Yavaş da “takımdan ayrı düz koşu” yaparak Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmediğini göstermiş oldu. Özgür Özel, buna giderek artan şahsi sert siyasi söylem performansıyla beraber CHP’nin bir önceki Cumhurbaşkanı adayı ve Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’yi CHP’ye transfer ederek cevap verebildi. Ancak CHP, davalarla ciddi bir siyasi belirsizlik ve hiziplere bölünme sürecine girmiş durumda. CHP’nin içine girdiği iç çekişme sürecinde, Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü “Terörsüz Türkiye” projesi, bölgede İsrail’in saldırganlığı ile gelişen İsrail-İran arasındaki 12 günlük savaş ve küresel jeopolitik belirsizlik karşısında CHP’nin politikasızlığı, kamuoyunda partiyi zor bir duruma sürüklüyor.
Dikkat edilirse CHP’nin Ekrem İmamoğlu üzerinden ideolojik ve siyasi boşlukları tek adam popülizmiyle aşma çabaları başarısız olmaktadır… CHP’nin içine düştüğü durum, aslında 1970’lerin ikinci yarısında CHP’nin yaşadığı bir açmazın tekrarıdır. Dönemin sosyal demokrat dergisi Toplumcu Düşün, bu durumu çok net olarak tespit etmiştir. O dönemde parlamenter sistem içinde dahi Bülent Ecevit üzerinden uygulanmak istenen “tek adam modeli”, bugün Ekrem İmamoğlu üzerinden uygulanmak istenmiştir. Toplumcu Düşün dergisinin 1979’da CHP için yaptığı teşhise bakınca tarihin ibret alınmadığı için tekrar ettiğini anlayabiliyoruz…
...(H)alkçı olmak, yeterince bilinçli olmayan ve ‘geçici bir süre için tutucu olan’ halka ‘öncü kişi ve grupların’ bilinç götürmesi ve kendisi için iyi olanı ona anlatması şeklinde anlaşılırsa; diğer bir deyişle, popülizmin halkçılık anlayışı benimsenirse, ortaya demokrat olmayan mekanizmalarla çalışan demokrat olmayan bir ideoloji çıkacaktır. Bunun uzantısı ise parti içinde ‘tek adam’ modeli, parti dışında ise tek bir partiyi uzun süre (aslında süresiz olarak) iktidarda tutmayı amaçlayan, parlamenter sistemi salt bu amaç için kullanan bir siyaset anlayışıdır. Ne yazık ki Ecevit’in kurultay konuşması CHP’nin, (bu yoruma) kayma olasılığının giderek artmakta olduğu intibaını vermiştir. Ecevit’e göre CHP’nin seçim yenilgisinin yurt içindeki sorumluları ‘halk’ı sömürenler, ‘halk’ın aklını çelenler, doğrudan ‘halk’a anlatmayanlardır. Çareyi ‘halka anlatmakta’ bulan Ecevit bu mantığına dayanarak ‘halk’la arasındaki kademeleri ortadan kaldırmayı ve yerel güçlere dayatılacak (…) yatay (tek katlı) bir örgütlenme modeli düşünmektedir. (Toplumcu Düşün Dergisi, 1979, S.13, s.608)
CHP bugün de 1970’lerin sonundaki çaresizlikle hizipler savaşına dönmüş bir şekilde muhtemelen bölünmeyi beklemektedir… Unutmayalım ki 1980 sonrası bir 20 yıl CHP bölünme ve birleşme meselelerini konuşarak geçirmiştir…
