Kriter > Dış Politika |

Şili'de 30 Yılı Aşkın Bir Süreden Sonra, İlk Defa Aşırı Sağ Doğrudan İktidara Geldi


Şili’deki seçim sonucu, toplumun bütünüyle sağcılaştığını değil; aksine 2019’daki geniş çaplı toplumsal isyanın ardından iktidara gelen reformist solun beklenen köklü değişimleri hayata geçirememesinin sebep olduğu hayal kırıklığını yansıtıyor. Yeni seçilen başkan Kast’ın başarısı, yalnızca kendi partisinin değil, sağın diğer önemli kesimlerinin de desteğini alabilen geniş bir koalisyon kurmasından kaynaklandı.

Şili'de 30 Yılı Aşkın Bir Süreden Sonra İlk Defa Aşırı
Şili'de düzenlenen 2. tur devlet başkanı seçimini aşırı sağın adayı Jose Antonio Kast 16 puan farkla kazandı. (Lucas Aguayo Araos / AA, 15 Aralık 2025)

Şili’de 14 Aralık’ta yapılan ikinci tur devlet başkanlığı seçiminde Cumhuriyetçi Parti’nin aşırı sağcı adayı Jose Antonio Kast, oyların yüzde 58’ini alarak solcu rakibi ve iktidar partisi adayı Jeannette Jara’yı 16 puan farkla hezimete uğrattı. Bu sonuçla Kast, askeri diktatör Augusto Pinochet döneminin sona erdiği 1990’dan bu yana ilk kez aşırı sağı demokratik yolla iktidara taşıyarak tarihsel bir kırılmaya imza attı. Ancak bu gelişme, Şili’nin bir diktatörlüğe döndüğü anlamına gelmez; daha çok sol açısından ciddi bir siyasi yenilgi ve uyarı niteliği taşır. Kast’ın başarısı, yalnızca kendi partisinin değil, sağın diğer önemli kesimlerinin de desteğini alabilen geniş bir koalisyon kurmasından kaynaklandı. Seçim sonucu, toplumun bütünüyle sağcılaştığını değil, 2019’daki geniş çaplı toplumsal isyanın ardından iktidara gelen reformist solun beklenen köklü değişimleri hayata geçirememesinin sebep olduğu hayal kırıklığını yansıtıyor.

Şili’de Pinochet diktatörlüğü 1973–1990 arasında sürdü ve 1990’dan sonra demokrasiye geçildi. Bu dönemde sağ hükümetler iktidara gelse de, Pinochet’yi açıkça savunmaktan kaçındılar. Bugün "aşırı sağ" denmesinin nedeni ise ilk kez Pinochet’nin mirasçısı olduğunu açıkça söyleyen, sert ve otoriter "kamu düzeni" politikalarını savunan bir siyasetçinin devlet başkanı seçilmesinden kaynaklanıyor. Kast'ın, Pinochet dönemindeki insan hakları ihlallerini eleştirmemesi ve bu mirası meşrulaştırma çabası, onu geleneksel sağdan ayırıyor ve "aşırı sağ" olarak tanımlanmasına yol açıyor.

Kast’ın 14 Aralık 2025’te büyük oy farkıyla kazandığı zafer, yalnızca Şili için değil, Latin Amerika siyasetinde sağa doğru bir eğilimin güçlenmesinin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Kast, ülke gündeminde giderek ön plana çıkan güvenlik, göç ve ekonomik belirsizlik gibi konular üzerinden kampanya yürüttü ve bu söylemler milyonlarca seçmen tarafından karşılık buldu. Sonuç olarak, Pinochet sonrası demokratik dönemde ilk kez açık şekilde sağcı ve sert politikaları savunan bir lider 15 Ocak'ta başkanlık koltuğuna oturacak.

 

Zorunlu Oy Uygulaması Sağın İşine Yaradı

Ülkede ilk kez oy kullanma uygulamasının zorunlu olduğu bu seçimde, sandığa giden ve daha önce siyasetten uzak duran milyonlarca seçmenin, büyük ölçüde "düzen", "güvenlik" ve "otorite" söylemiyle sağa yönelmesi, seçim sonucunun belirleyici unsuru oldu. Bu nedenle Kast’ın ezici zaferi, Latin Amerika’da otomatik bir sağ dalga anlamına gelmese de, sistemi gerçekten dönüştürmeyen sol hükümetlerin aşırı sağı güçlendirebileceğine dair güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Bu sonuç tesadüfi ya da anlık bir öfke patlaması değil, uzun süredir biriken siyasal bir sürecin ürünü olarak kabul ediliyor. Özellikle kurumsal ve reformist, "Atlantikçi sol" olarak tanımlanan çizginin topluma gerçek ve köklü bir dönüşüm projesi sunamaması, 14 Aralık'ta bu tabloya zemin hazırladı. Latin Amerika’da birçok seçim öncesi yaptığı tahminlerde başarısız olan kamuoyu araştırma şirketleri ise bu kez Kast’ın açık farkla kazanacağını doğru biçimde öngördü.

 

Kast’ın Zaferi Filistin Politikası İçin Ne Anlama Geliyor?

Solun kampanyasının olumlu ve dönüştürücü bir program sunamaması ve büyük ölçüde "Kast’ı durdurma" korkusuna dayanması, geniş kitleleri ikna etmeye yetmedi. Bu yenilgi yalnızca Şili’ye özgü değil; aşırı sağın küresel ölçekte güçlenmesi ve ABD ile muhafazakâr çevrelerin desteğiyle bağlantılı daha geniş bir eğilimin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Kast’ın zaferi, solun siyasi tıkanmışlığının ve yönsüzlüğünün bir sonucu olarak görülüyor. Kast’ın kazanması ayrıca, Arap dünyası dışında yaklaşık 500 bin Filistinli nüfusa ev sahipliği yapan Şili’nin Filistin meselesindeki eleştirel ve dayanışmacı çizgisinin zayıflaması ve İsrail ile ilişkilerin belirgin biçimde iyileşmesi anlamına geliyor. Zira sol düşünceli Devlet Başkanı Gabriel Boric, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını "soykırım" olarak nitelendirmiş ve Tel Aviv Büyükelçisini geri çekmişti. Boric dönemindeki insan hakları merkezli yaklaşımın yerini, güvenlik ve jeopolitik çıkarları önceleyen bir politika alacak olsa da, Şili’deki güçlü ve örgütlü Filistin diasporası, bu yönelimi kısmen dengeleyen önemli bir unsur olmaya devam edecektir.

Analistler, bu sonucu tek başına Şili’ye özgü görmüyor; Ekvador, Bolivya, Arjantin ve Honduras gibi ülkelerde sağın yükselişiyle birlikte, Latin Amerika genelinde bir sağa yönelim eğilimine dikkat çekiyorlar. Sol partilerin birçok ülkede seçim kaybetmesi; artan güvensizlik, mevcut siyasi seçeneklere duyulan memnuniyetsizlik ve güvenlik ile göç konularında sert çözümler talep edilmesiyle açıklanıyor. Ancak bu sağa kayışın kalıcı olup olmayacağı, yeni sağ hükümetlerin somut sonuçlar üretip üretemeyeceğine bağlı görülüyor. Şayet sağ müesses nizama geri dönerse, şiddetli sokak protestoları daha önce olduğu gibi yine sağın sonunu getirebilir. Bu nedenle Kolombiya’da beş ay sonra yapılacak seçimler ile gelecek yıl Brezilya’daki başkanlık seçimi kritik önem kazandı; çünkü bu iki ülke, bölgedeki solun önemli dayanakları. Kast’ın zaferi, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro tarafından “Nazi artığı kazandı” şeklinde nitelendirilirken, Brezilya ve Meksika ise daha temkinli ve iyimser açıklamalarda bulundu. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ise Kast’ı faşist ve askeri diktatörlüğün devamı olarak tanımladı. Tabi kuşkusuz bu sonuç, en çok Arjantin'in aşırı lideri Javier Milei ile ABD'nin sağ bayraktarlığını üstlenen Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yu mutlu etti.

Jose Antonio Kast, Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te
Şili’de cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Jose Antonio Kast, Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te Arjantin Ekonomi Bakanı Luis Caputo ile bir araya geldi. Kast, görüşmenin ardından Arjantin Ekonomi Bakanlığı binasından ayrıldı. Seçim zaferinin ardından ilk yurt dışı temasları kapsamında Arjantin’e gelen Kast’ın, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ile de bir araya geldiği bildirildi. (Matias Baglietto / AA, 16 Aralık 2025)

 

Sol Neden Kazanamadı?

Sol seçmen açısından Kast’ın kazanması, ılımlı ve reformist sol stratejinin ciddi sınırlarının açığa çıktığı önemli bir yenilgi olarak görülüyor. Kast’ın zaferi, bu nedenle sol için tehlikeli algılanıyor; çünkü "düzen", "güvenlik" ve "sertlik" söylemleri güç kazanırken, işçi haklarının, sendikaların ve öğrenci hareketinin baskı altına girme riski artıyor, toplumsal talepler ise kriminalize edilebiliyor. Bu sonuç, Latin Amerika genelinde otomatik bir sağ dalga anlamına gelmese de, değişim vaadiyle iktidara gelip sistemi gerçekten dönüştüremeyen sol hükümetlerin, istemeden de olsa aşırı sağı güçlendirebileceğine dair güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.

Bu sonuç aynı zamanda, toplumların aniden sağcılaşmasından ziyade ekonomik belirsizlikler, artan suç ve güvensizlik duygusu, göç meselesi ve sol hükümetlerin sebep olduğu popülist beklentileri karşılayamamasının doğurduğu hayal kırıklığıyla bağlantılı. Şili’de 2019’daki büyük toplumsal patlamanın ardından iktidara gelen solun, sistemi köklü biçimde dönüştürmek yerine yönetmekle yetinmesi, geniş kesimlerde "değişim olmadı" algısını güçlendirdi. Arjantin, Ekvador ve diğer ülkelerdeki benzer gelişmelerle birlikte okunduğunda bu tablo, Latin Amerika siyasetinin giderek kimlik, güvenlik ve otorite eksenine kaydığını gösteriyor; ancak bu durum kalıcı ve tek yönlü bir sağ dalgadan öte, solun stratejik ve programatik krizinin oluşturduğu geçici ama ciddi bir kırılma olarak görülüyor.

 

Sağ Neden Kazandı?

Aşırı sağ, özellikle siyasetten uzak, güvencesiz ve örgütsüz kesimlerin yoğun olduğu ve zorunlu oyla seçmen sayısının arttığı bölgelerde güç kazandı. Buna karşılık solun geleneksel olarak güçlü olduğu işçi mahallelerinde sol oylar, büyük ölçüde yine korundu, ancak bu, seçim kazanmaya yetmedi. Boric hükümeti; dış politikada ABD’ye yaklaştı, ekonomide patronlarla uzlaştı ve temel sorunları çözemedi. Bu süreçte solcu aday Jara da emeklilik reformu ve kamu düzeni politikalarında 2019’un taleplerinden uzaklaştı.

Kast’ın “acil durum hükümeti” ile artacak baskılar sıfırdan başlamıyor; öğrenci hareketine baskı, işgallerin dağıtılması, Araucania’nın askerileştirilmesi ve polisin cezasızlığı gibi uygulamalar önceki hükümet döneminde zaten hazırlanmıştı. Kast döneminde, Kamu Güvenliği Bakanlığı daha da güçlenecek ve devletin baskı mekanizmaları daha merkezi hale gelecek, ancak bu durum Pinochet dönemine birebir bir dönüş anlamına gelmiyor; çünkü o dönem çok daha kapsamlı ve açık bir terör rejimine dayanıyordu. Kast hükümeti, esas olarak halihazırda var olan devlet baskı aygıtına yaslanacak.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası