Trump’ın tarife politikası, aslında 2018’de başlayan ABD-Çin ticaret savaşının rövanş mücadelesi olarak değerlendirilebilir. İlk maçta, Trump Çin’den ithal edilen 360 milyar dolarlık mala yüzde 7,5 ila yüzde 25 oranında ek gümrük vergisi getirmişti. Çin, buna 110 milyar dolarlık ABD ürününe (soya fasulyesi, otomotiv, kimyasallar) misilleme vergileriyle karşılık vermişti. Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’ne (2025) göre, 2018-2019 tarifeleri, küresel ticareti yüzde 0,8 daralttı ve bu daralma, ABD tüketicilerine kabaca yıllık 40 milyar dolar ek maliyet yükledi (Bown, 2019). Ticaret savaşları, küresel tedarik zincirlerini altüst etti; o tarihlerde Apple ve Tesla gibi şirketler, üretimlerini kısmen Vietnam, Hindistan ve Meksika’ya kaydırmıştı.
2025’te Trump, daha da agresif bir yaklaşımla geri döndü. Nisan 2025’te açıklanan tarifeler, Çin’den ithalata yüzde 34, Avrupa Birliği’ne yüzde 20, Türkiye ve İngiltere’ye yüzde 10 vergi getiriyor. Çin, buna yüzde 84’lük misilleme vergileriyle (elektronik, tarım ürünleri, uçaklar) yanıt verdi. Trump ise hemen peşinden tarifeleri yüzde 125’e çıkardı. Bu karşılıklı restleşmenin küresel piyasalardaki etkisi sert oldu. Bloomberg’e göre; S&P 500 endeksi yüzde 4,8 düşüş (pandemiden bu yana en büyük kayıp) gösterdi. Bakır fiyatları yüzde 15 geriledi ve küresel ekonominin yavaşlayacağını fiyatlayan piyasaların etkisiyle petrol fiyatları da yüzde 15 düştü.
Obstfeld (2025), bir makalesinde, bu tarifelerin küresel büyümeyi yüzde 0,8 oranında daraltabileceğini ve dünyayı resesyona sürükleyebileceğini belirtirken; Oxford Üniversitesi’nden Hahn (2025), tarifelerin ABD’li tüketiciler için fiyat artışlarına yol açacağına, elektronik ve giyim gibi Çin’den ithal edilen ürünlerde yüzde 15-20 fiyat artışı beklendiğine dikkat çekmektedir. Allianz Grubu’nun (2024) raporuna göre ise tam teşekküllü bir ticaret savaşı, küresel GSYİH büyümesini üçte bir oranında azaltabilir.
Çin’in Potansiyel Tepkisi: Misilleme ve Farklı Seçenekler
Trump’ın beklentilerinin aksine Çin’in tarifelere yanıtı, misilleme vergileriyle sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Çin 2018-2019’da olduğu gibi, ABD’nin tarım ve enerji sektörlerini hedefine alıyor. Soya fasulyesi ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına getirilen yüzde 84’lük vergiler, ABD’li çiftçileri ve enerji şirketlerini vurabilir. Çin, aynı zamanda iç talebi canlandırmak için teşvik paketleri hazırlıyor. Goldman Sachs (2025), Çin’in 2025’te 2 trilyon yuanlık (yaklaşık 280 milyar dolar) bir mali teşvik planı açıklayabileceğini öngörüyor.
Çin, Kuşak ve Yol Girişimi’ni hızlandırarak Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki pazarlara erişimini güçlendirme gayretinde. Ayrıca, ASEAN ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmalarını derinleştiriyor. Xinhua (2024) göre 2024’te Çin-ASEAN ticareti 900 milyar dolara ulaştı bile. Çin, yuanın uluslararası kullanımını artırmak için de Suudi Arabistan ile petrol ticaretinde yuan kullanımı için pilot projeler başlattı. Ekonomist Yu (2025); “Çin, ABD’nin tarifelerine karşı ticaret ortaklarını çeşitlendirerek ve yuanın rolünü artırarak yanıt verecek” diyor.
Doların Akıbeti: Hakimiyetten Multi-Kutuplaşmaya Yolculuk
Doların küresel rezerv para statüsü, kısa vadede Trump’ın tarifeleriyle güçleniyor; zira tarifeler, güvenli liman olarak dolar talebini artırıyor. Ancak uzun vadede, BRICS’in de-dolarizasyon çabaları ve ticaret savaşlarının tetiklediği jeopolitik gerilimler, doların egemenliğini tehdit ediyor. IMF verilerine göre, doların küresel rezervlerdeki payı 2000’de yüzde 71 iken 2023’te yüzde 58’e geriledi (IMF, 2023). BRICS’in yerel para birimleri ile ticaret, SWIFT’e alternatif ödeme sistemleri ve yuanın petrol ticaretindeki artan rolü, çok kutuplu bir rezerv para sistemine geçişi hızlandırabilir. Dolar elbette bugünden yarına hemen lider rolünü yitirmeyecek, fakat yuan ve euro gibi para birimlerinin dünya ticaretindeki payının da her geçen gün artacağını öngörebiliriz.
Olası senaryolar şunlar:
- Doların Gücünde Azalma: BRICS’in alternatif sistemleri, doların payını yüzde 50’nin altına indirebilir. Ancak, ABD’nin finansal altyapısı (Wall Street, FED) ve askeri gücü, doları bir süre daha lider para birimi olarak tutabilir.
- Multi-Kutuplaşma: Yuan, euro ve diğer yerel para birimleri, bölgesel ticaretlerde öne çıkabilir. Örneğin, Çin’in Kuşak ve Yol ülkeleriyle yuan kullanımı 2024’te kabaca yüzde 20 artmıştı. Bu artış hızlanabilir ve çeşitlenebilir.
- Karmaşık Dönüşüm: Ticaret savaşları ve jeopolitik çatışmalar, küresel rezerv para sistemini belirsizliğe sürükleyebilir. Bu, altın veya kripto para gibi alternatif varlıklara talebi ciddi manada artırabilir.
Ticaret Savaşların Ötesi: Daha Neler Olabilir?
ABD-Çin ticaret savaşı, küresel ekonomiyi üç farklı yörüngeye sürükleyebilir:
- Genel Durgunluk: Bazı analizlerde olduğu gibi, tarifelerin küresel GSYİH büyümesini üçte bir oranında azaltması halinde, dünya 2026’da resesyona girebilir. Bu, özellikle Avrupa ve Asya’daki ihracat odaklı ekonomileri vurur. Petrol ve bakır fiyatlarındaki düşüş, bu riskin öncü bir göstergesi olarak okunabilir.
- Bölgesel Ticari Yoğunlaşmalar: Ticaret savaşları, ülkeleri bölgesel ittifaklara yöneltebilir. Çin, ASEAN ve BRICS ile ticaretini derinleştirirken, ABD, USMCA (Kanada ve Meksika) ile Kuzey Amerika odaklı derin bir blok oluşturabilir. Avrupa Birliği, iç pazarını güçlendirerek çevresi ile bağımsız bir kutup haline gelebilir. Bu, küresel ticaretin parçalanmasına yol açar. Teknolojik gelişim ve dönüşüm hızı da yavaşlar.
- Yeni Nesil Küreselleşme: Uzun vadede, ticaret savaşları, tedarik zincirlerinin “nearshoring” (bölgesel üretim) ve “friendshoring” (dost ülkelerle ticaret) modeline kaymasına neden olabilir. Bu, Vietnam, Hindistan ve Türkiye gibi ülkeler için fırsat oluştururken, küresel verimliliği bir miktar düşürebilir.
Ticaret Savaşlarının Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri
Türkiye, ticaret savaşlarında hem fırsatlar hem de risklerle karşı karşıya. Mevcut durumda, Türkiye’nin ABD ile dış ticareti 16,7 milyar dolar ihracat ve 16,5 milyar dolar ithalat ile dengeli bir görünüm sergiliyor. Ancak Türkiye’nin dış ticarette başkaca bir bağımlılığı var. Avrupa’ya bağımlılığı (yüzde 40) dış ticaretimizi kırılgan kılıyor. Trump’ın yüzde 10’luk asgari tarifesi, Çin (yüzde 34) ve Vietnam’a (yüzde 46) kıyasla Türkiye’ye avantaj sağlıyor. Tekstil, otomotiv ve gıda sektörlerinde Türkiye, ABD pazarında payını artırabilir. Örneğin, Çin’den tekstil ithalatına getirilen yüksek vergiler, Türk tekstil sektörüne potansiyel yeni ihracat alanları oluşturabilir. Ancak potansiyel riskleri de görmek gerekir:
- Avrupa’daki Yavaşlama: Trump’ın AB’ye yüzde 20 tarifesi, Avrupa ekonomisini daraltırsa, Türkiye’nin ihracatı dolaylı yoldan küçülebilir.
- Doların Kısa Vadede Güçlenmesi: Tarifeler, doların değerini artırıyor; bu, enerji ve hammaddede ithalatımızı daha pahalı hale getirerek enflasyon üzerinde negatif etki oluşturabilir.
Ticaret savaşları sonrası Türkiye için olası senaryolar:
- Fırsatların Gerçekleşmesi: Türkiye, Çin’in yerini alarak ABD ve Avrupa pazarlarında payını artırabilir. Yatırım ortamını iyileştirirse, Çinli şirketlerin üretim üssü haline gelebilir.
- Kısmi Daralma: Avrupa’daki resesyon ve doların güçlenmesi, Türkiye’nin ihracatını ve iç talebini daraltabilir. Enflasyonist baskılar, TL üzerinde yeni bir baskı oluşturabilir.
- Yapısal Reformlarla Direnç: Türkiye, serbest ticaret anlaşmalarını genişletir, lojistik altyapısını güçlendirir ve yapısal reformlar yaparsa, ticaret savaşlarından güçlenerek çıkabilir. Örneğin, BRICS ülkeleriyle ticaretin artırılması, dolar bağımlılığını azaltabilir.
Sonuç ve Gelecek
ABD-Çin ticaret savaşı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir hesaplaşma olarak değerlendirilmelidir. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, BRICS’in alternatif sistemleri ve yuanın yükselişi, küresel gücün Batı’dan Doğu’ya kayışını hızlandırıyor. Ancak, ABD’nin finansal ve askeri üstünlüğü, bu geçişi yavaşlatıyor. Bu perspektiften ticaret savaşı, kısa vadede ABD’li tüketicileri cidden üzecek gibi ama uzun dönemde küresel ekonomide kimin lider olacağına dair bu mücadele öyle hemen sona erecek gibi de gözükmüyor.
Gelecekteki küresel ekonomi, şu özelliklerle şekillenebilir:
- Bloklu Küreselleşme: Ülkeler, bölgesel bloklara çekilerek küresel ticareti parçalayabilir. Bu, verimliliği düşürse de yerel üretim kapasitelerini artırabilir.
- Teknolojik Rekabet: ABD ve Çin arasındaki teknoloji savaşı (yapay zekâ, yarı iletkenler), küresel inovasyonda denklemin baştan yazılabileceğini gösteriyor. Bloomberg’e göre Çin 2024’te yarı iletken üretiminde yüzde 15 büyüdü. Dolayısıyla rekabet kızışacak gibi görünüyor. İlerleyen zamanlarda Tayvan meselesi tekrar gündeme oturabilir.
- Yeşil Ekonomi ve Enerji: Ticaret savaşları, yenilenebilir enerji ve emtia ticaretini etkileyebilir. BRICS’in dolar dışı enerji ticareti, petrol ve gaz piyasalarını dönüştürebilir.
- Eşitsizlik ve Sosyal Gerilimler: Tarifelerin tetiklediği fiyat artışları, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sosyal huzursuzluğu artırabilir. Dünya Bankası (2025), küresel yoksulluğun 2026’da yüzde 1 artabileceğini öngörüyor.
Türkiye, bu yeni düzende stratejik bir konuma sahip. Coğrafi avantajı, serbest ticaret anlaşmaları ve BRICS ile artan ilişkileri, Türkiye’yi bölgesel bir ticaret merkezi yapabilir. Ancak, bu fırsatları değerlendirmek için teknolojik dönüşümde hızlanması şart. Savunma sanayii başta olmak üzere üst teknoloji grubunda kat edilen mesafenin diğer endüstrilere de sirayet etmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Türkiye küresel ekonomik dönüşümün meydana getirdiği fırtınada sıkışabilir. Tarih tekerrürden ibaret mi bilinmez ama bugün dünya tarihteki benzer kırılmalardan birini daha yaşamak üzere. Türkiye, bu fırtınadan yalnızca seyirci olarak değil, akıllı hamlelerle bir oyuncu olarak çıkabilecek tüm yeteneklere sahip. Küresel ekonominin geleceği belirsiz, ancak bu belirsizlik, doğru adımlarla kesinlikle fırsata çevrilebilir.
Kaynakça:
Allianz Grubu. (2024). Trump’s Policies and Global Economic Outlook.
Bloomberg. (2024). China’s Semiconductor Growth.
Bloomberg. (2025). Market Impacts of Trump Tariffs.
Bown, C. P. (2019). US-China Trade War: Economic Impacts. Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü.
Goldman Sachs. (2025). China’s Fiscal Stimulus Outlook.
Hahn, C. (2025). Consumer Costs of Trump’s Tariffs. Oxford University Press.
IMF. (2023). World Economic Outlook: Currency Composition of Reserves.
Obstfeld, M. (2025). Global Growth and Trade Wars. Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü.
World Bank. (2025). Global Poverty Outlook.
Yu, Y. (2025). China’s Response to US Tariffs. China Economic Review.
