Kriter > Siyaset |

Şaibatün Şaibatün Şaibe Yahut CHP…


CHP, kendi tanımlamaları ile ilk parti, kurucu parti. Ancak, siyasal yönetim deneyimleri ve pratikleri, arkasında yüz yılı geride bırakmış ilk ve kurucu bir parti gibi değil… Sürekli iç çekişmeler, hizipçilik ve sık tekrarlanan ve netice vermeyen olağan ve olağanüstü kurultaylar ile bilinen bir parti… Yüzyıllık parti hâlâ ideolojisini oturtabilmiş değil. Bazen merkezde mesajlar, bazen en marjinal eylemler ve yaklaşımlar arasında bocalıyor…

Şaibatün Şaibatün Şaibe Yahut CHP
CHP'nin 21. Olağanüstü Kurultayı, Genel Başkan Özgür Özel'in açılış konuşması ile çalışmalarına başladı. (Evrim Aydın / AA, 6 Nisan 2025)

CHP, 14 Mayıs 2023 milletvekili genel seçimi ve 28 Mayıs 2023’te neticelenen cumhurbaşkanlığı seçimi ile aldığı ağır yenilginin travmasını 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde kazandığı kısmi başarıya rağmen atamadı, atamıyor… Çünkü yenilgileri bahane ederek kapının önüne koydukları önceki genel başkanları Kemal Kılıçdaroğlu sonrası parti içinde oluşan güç-iktidar mücadelesine bir son verilemediği gibi, koltuk kapma yarışında birbirlerini yok etmek için kullandıkları İstanbul Büyükşehir Belediyesi merkezli imkan ve kaynaklar da bugün geriye dönük hesaplaşmaların cephanesi olarak birbirlerine karşı kullanılıyor…

Özgür Özel, CHP’nin şu anki genel başkan koltuğunda oturanı, kurultayları ile ilgili olarak yaptığı bir açıklamada demişti ki, “Delegelerimizin tertemiz iradesi ile tertemiz bir kurultay yaptık, kimse bu kurultaya şaibeli diyemez…” Neredeyse bir şiir gibi demediği kalmıştı. Ne var ki, bu tertemiz, şaibesiz dediği kurultayın üstünü örtmek için Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasını fırsat bilerek parti içi hakimiyetini biraz daha kuvvetlendirdiği bir olağanüstü kurultaya gitmek durumunda kaldı… Yani aslında öyle temiz bir şiir gibi değil de kendilerinin de kabul etmek zorunda kaldıkları bir şaibe hatta daha da ötesi parti içi mücadele ile karşı karşıyalar… Bu kurultay, aruz ile yazılmış bir şiir olsa, ilk mısraı herhalde başlıktaki gibi olurdu: Şaibatün şaibatün şaibe…

 

Oturmamış İdeoloji

Evet CHP, kendi tanımlamaları ile ilk parti, kurucu parti. Ancak, siyasal yönetim deneyimleri, pratikleri, arkasında yüz yılı geride bırakmış ilk ve kurucu parti gibi değil… Sürekli iç çekişmeler, hizipçilik ve sık tekrarlanan ve netice vermeyen olağan ve olağanüstü kurultaylar ile bilinen bir parti… Bu durum, elbette partinin hem iç ve dış kamuoyunda imajını hem de siyasi etkinliğini zayıflatıyor.

Yüzyıllık parti, hâlâ ideolojisini oturtabilmiş değil. Bazen merkezde mesajlar, bazen en marjinal eylemler ve yaklaşımlar arasında bocalıyor… Sosyal demokratlar, sosyalistler, ulusalcılar, liberal demokratlar, Güneydoğu’ya duyarlı solcular, laikçi-Kemalistler gibi birçok farklı düşünce çizgisinden gelen grup, aynı çatı altında bulunuyor. Bu farklılık, ortak bir ideoloji yerine geçici uzlaşmalar üzerinden yürüyen politik bir yapıya neden oluyor. Buna bir de seçim dönemlerinde mecburen girdikleri ittifaklarla kendilerine yük ettikleri en marjinal ve şiddet eğilimliler eklenince bugünkü manzara ortaya çıkıyor…

Kemal Kılıçdaroğlu ile liderlik konusunda uzun süreli bir istikrar sağlanmış gibi görünse de, bugün görülüyor ki, hepsi birer uyuyan hücre olan yapıların tamamının yakaladıkları ilk fırsatta birbirleriyle hesaplaşmak gibi bir derdi varmış. Nitekim seçimlerde elde edilen başarısızlık bahanesiyle Kılıçdaroğlu, CHP adasından uzaklaştırılan Surviver oyuncusu konumuna düştü. Kesinlikle bu noktaya gelinmesinde en büyük faktör, Kılıçdaroğlu’nun yönetim tarzı idi; başına buyruk, milletten kopuk, parti içi hakimiyetin tahkimatı ve siyaset üretmeksizin muhalefetin konforu içinde kurulan merkezi yapı, İBB imkanları ile delik deşik edildi…

 

İç İktidar Kavgasında Gruplar

Her zaman parti içi demokrasiden bahseden CHP’nin aslında parti içi demokrasi kavramına ne tür anlamlar yüklediği de yine bu vesilelerle ortaya çıktı. Özellikle son kurultayda aday olmak isteyenlerin önlerine konulan bariyerler, şaibeli kurultaylarda meyhane ve pavyonlarda değiştirilen fikirler, akçalı ilişkiler sistemin işleyişi ile ilgili yeterince fikir sahibi olmamızı beraberinde getirdi. Aday belirleme süreçlerinde merkezden atamalar ve ön seçim yapılmaması, örgütte küskünlükler ve ayrışmalara yol açtığı gibi tercihlerin belli kalıplar içinde yürütülmesi ve parti delegelerinin, kurultayı kendi şahsi ikballeri için bir fırsat olarak telakki etmelerinin önünü açtı…

“Yamalı bohça” veya “oportünist siyaset” olarak da ifade edebileceğimiz bu tarzı siyaset içinde hemen herkesin olması, herkesin CHP içinde tam ve yeterli olarak temsil gücüne erişebildiği anlamına gelmiyor.

Grupları biraz yakından değerlendirdiğimizde karşımıza birbirine benzer gibi görünen ama derin ayrışmalar yaşayan, dolayısıyla bugün kurultayı da, bazı partilileri de mahkeme kapılarında, hapishane duvarları arkasında bulunmaya iten de işte tam bu iç iktidar kavgası… Kemalist-ulusalcı grup etkili olması beklenen, ama olamayan grup. İlk tasfiyeye tabi tutulanlar bunlar. Ama kendileri olmasa bile söylemleri hâlâ parti içi iktidarın en büyük motivasyonu. Partinin kendi tabanı ile irtibatında da bu grubun söylemleri kullanılsa da grubun kendisi parti dışında… Çünkü bunlar devletçi, laik, milliyetçi çizgideler. Parti tabanının eski çekirdeğini oluştururlar. Deniz Baykal’ın mirasını taşıyanlar, bu gruba daha yakındırlar. Dışarıda kalmışlardır…

Sosyal demokrat/sol liberal grup; Avrupa tipi sosyal demokrasiyi savunur ve insan hakları, çevre ve özgürlükler konularında daha aktif. Kılıçdaroğlu’nun bazı danışmanları ve yeni nesil belediye başkanları bu gruba daha yakındır. Ama bunların söylemleri de, düşünceleri de günümüz CHP yönetimi tarafından iğfal edilecek düzeyde kullanılmakta; yolsuzluk ve hırsızlık iddialarına cevap yerine perde haline getirilmektedir… Neredeler derseniz, belli, dışardalar…

Güneydoğu’ya duyarlı sol kanat; HDP ile ittifak kurulmasını savunan, barış süreci döneminde aktif destek vermiş çevreler. Ne yazık ki, bunların önemli bir kısmı da “kent uzlaşısı” adı altında kurban olarak kullanılmış, İBB’nin müteahhit belediye başkanının elinde Muş’tan baklava, Hakkari’den börek alımı durumuna indirgenmişlerdir…

Genç reformistler ve kentli solcular; Ekrem İmamoğlu etrafında toplanan, sözde vizyoner, Batılı ve stratejik siyaset isteyen ama gerçekte tüm parti değerlerini ve ideolojisini, müktesebatını perişan eden, kendi bireysel çıkarları için ülkeyi ateşe atmayacaklarını ve parti içi tüm grupları da elde ettikleri ekonomik güç ile mahalle baskısına tabi tutup kontrol altına almaya çalışan genç kadrolar.

Gruplara bir de partiye dışardan kan nakli olarak gelen, güç merkezi oluşturan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve ekibini de eklemek lazım ki, en büyük müttefikleri Kemalist-Ulusalcılar. Kısmen Kılıçdaroğlu yanlıları ve geçmişte altılı masa etrafında toplanan diğer partilerin mensupları ki, ABB imkanları olmasa bunlar da olmayacak…

Bugün, birileri tarafından bu dağınıklıktan kurtuluş ve yeniden yolsuzluk ekosisteminin işler kılınması için her şey güllük gülistanlık, herkes Özel etrafında kenetlenmiş, İmamoğlu için çalışıyormuş gibi takdim edilmeye çalışılsa da hakikat ortada… Her şeyden önce muazzam bir tutarsızlık var parti politikalarında… Aynı konuda farklı açıklamalar yapılabiliyor. Örneğin, biri HDP ile yakınlaşmayı savunurken diğeri karşı çıkabiliyor. Seçmen güveni yerlerde geziyor. Yapılan kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki, CHP kendi iç çekirdeğine dönmüş, dışardan eklemlenen kitlelerle arasına mesafeler girmeye başlamış çünkü, taban “CHP neyi savunuyor?” sorusuna net bir cevap bulamıyor…

Mansur Yavaş ve Özgür Özel
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile gerçekleştirdiği Danıştay ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu. (Emin Sansar / AA, 18 Nisan 2025)

 

 

Yeniden İnşa Mümkün mü?

Büyük bir strateji sorunu yaşanıyor. Gerginlikten medet umuluyor. Buna yönelik politikalar geliştiriliyor. Ama bu politikalar, hem ülkeye hem partiye zarar veriyor… Boykotlar, şiddet içeren sokak protestoları ve mitingler, sertleşmiş meclis söylemleri ve siyasi kriz dili, uluslararası platformlarda şikâyet ve kamuoyu oluşturma, kriz anlatısını vurgulayan medya içerikleri denenebilir… Seçimlerde birlik mesajı verilmesi gereken anlarda, iç kavga kamuoyuna yansıyor.

CHP bu durumdan kurtulabilir mi? Eğer gerçekten isterse neden olmasın. Ama yapabilir mi? O ayrı bir konu, çünkü yapabilse bu kadar hizip olmazdı… Sözgelimi CHP için desek ki; tabana dayalı, demokratik bir yapı inşa edebilmeli, yapabilir mi? İdeolojik netleşme sağlamalı, sosyal demokrat kimliğini daha net biçimde ortaya koymalı, desek yapabilir mi?

Türkiye için ufuk açacak konuların, yapıların içinde olmalı, mesela yeni Anayasa gibi stratejik konularda katkı vermeli, tutarlı bir dil benimsemeli, parti içindeki tüm kanatların mutabakat sağlayabileceği bir iklim oluşturulmalı, dersek yapabilir mi? Gençleşme ve kadro yenilenmesine gitmeli, partiyi ileriye taşıyacak dinamik kadroların önü açılmalı, desek yapabilir mi?

Tüzük Reformu gerçekleştirmeli, birbirlerine ayak oyunlarından vazgeçmeli, parti yönetiminde bulunanın tüm avantajlı alanları kontrolünü pekiştirmek yerine herkesin kendisini bulabileceği bir partiye gitmeli, kurultay delegelerinin belirlenme biçimi değiştirilmeli, delegasyon yapısı merkezileşme yerine tabana dayalı hale getirilmeli, desek yapabilir mi?

Tüm bunlardan hareketle, özetlersek görülüyor ki kurultaylar süreci, parti tarihine "şaibe" iddiaları ve "delege oyunları" ile nakşoldu. Olağanüstü kurultayla Özgür Özel yeniden genel başkan seçildi, peki “arınma”, “temizlik” gerçekleşti mi? Şimdilik var gibi, hakim gibi görünse de, parti içi mücadele de, iktidarla mücadele de onun ismi üzerine bina edilmiş olsa da elimine edilen kişi Ekrem İmamoğlu oldu.

Parti için iktidar mücadelesi hâlâ Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu arasında devam ediyor. Üstelik her ne kadar artık Cumhurbaşkanlığı adaylığı için iddialarından vazgeçirdiklerini, köşesine ittiklerini, sindirdiklerini düşünseler de Mansur Yavaş varlığını koruyor…

Millet; koparılan gürültünün, çıkarılan vaveylanın hakiki sebebinin yolsuzluk ve yozlaşma perdelemesi olduğunu biliyor ve görüyor…

Bu kafa ile devam ederlerse ki edecekler; CHP için ufukta görünen yine başarısız seçim sonuçları olacaktır. Yine aday belirlerken krizler yaşayacaklar, hizipleşecekler, şaibelerle anılacaklardır. Liderlik zafiyetleri, yönetsel sorunlar, tüzük oyunları, parti içi saltanat, yolsuzluk, yozlaşma denilince akla gelen parti yine CHP olacaktır.

"Kurultaylar partisi" nitelemesi, bu döngü kırılmadıkça CHP'nin kaderi olacaktır…

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası