Kriter > Dış Politika |

Ankara-Bağdat Hattında Yeni Eşik: Zeydi Ziyaretinin Anlamı


Irak’ın yeni Başbakanı Ali Zeydi’nin Ankara ziyareti ve imzalanan anlaşmalar, ilişkilerin yalnızca kaldığı yerden devam etmeyeceğini, yeni fırsat alanlarının da ortaya çıktığını gösterdi. Özellikle savaş ortamında alternatif enerji nakil hatları ve bağlantısallık projelerine duyulan ihtiyaca yanıt verebilecek Kalkınma Yolu Projesinin sürdürülmesi konusunda liderler düzeyinde ortak irade ortaya konması, ziyaretin en somut çıktılarından biri olarak değerlendirilebilir.

Ankara-Bağdat Hattında Yeni Eşik Zeydi Ziyaretinin Anlamı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ikili ve heyetler arası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. (TCCB / Mustafa Kamacı / AA, 28 Temmuz 2026)

Irak’ta yeni hükümetin kurulmasının ardından Türkiye-Irak ilişkilerinin nasıl bir seyir izleyeceği merak edilen başlıklardan biri olarak öne çıkıyordu. Irak’ın yeni Başbakanı Ali Zeydi, göreve gelmesinden yetmiş beş gün sonra üçüncü yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Ziyaret kapsamında güvenlikten enerjiye ve ekonomiye uzanan geniş bir alanda önemli çıktılar elde edildi. Böylece önceki Başbakan Muhammed Şiya Sudani döneminde ikili ilişkilerde yakalanan ivmenin korunacağı yönündeki beklentiye dair olumlu bir hava da yakalandı. Bununla birlikte ziyaret ve imzalanan anlaşmalar, ilişkilerin yalnızca kaldığı yerden devam etmeyeceğini, yeni fırsat alanlarının da ortaya çıktığını gösterdi. Özellikle savaş ortamında alternatif enerji nakil hatları ve bağlantısallık projelerine duyulan ihtiyaca yanıt verebilecek Kalkınma Yolu Projesinin sürdürülmesi konusunda liderler düzeyinde ortak irade ortaya konması, ziyaretin en somut sonuçlarından biri olarak değerlendirilebilir.

 

Irak İç Siyasi Dengeleri ve Kalkınma Yolu’na Etkileri

Ali Zeydi’nin Türkiye ziyareti sırasında düzenlenen imza töreninde yaşanan kısa bir an, kamuoyunda oldukça dikkat çekti. İkili görüşmeler sonucunda varılan anlaşmaların imzalanması sırasında Irak Ulaştırma Bakanı Vahab el-Hasani, Kalkınma Yolu Projesi’ne ilişkin anlaşmayı imzalamak istemedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eksik imzayı fark etmesiyle tören kısa süreliğine duraksadı. Bunun üzerine Irak Başbakanı, imza atmaktan kaçınan Ulaştırma Bakanını yanına çağırarak anlaşmayı imzalaması yönünde talimat verdi. Tören sırasında yaşanan bu sahne, Irak hükümeti içindeki güç dengelerini ve Kalkınma Yolu gibi stratejik projelere yönelik Irak siyaseti ve bürokrasisi içerisinde oluşabilen mesafeli siyasi yaklaşımları görünür hale getirdi.

Anlaşmayı imzalamamakta direnç gösteren Ulaştırma Bakanı Vahab el-Hasani, Irak’ta İran’a yakın en etkili siyasi yapılardan biri olan Bedir Örgütü kökenli bir isim. Bedir Örgütü, 1982’de İran’da kurulan ve İran-Irak Savaşı sırasında Irak’taki Baas rejimine karşı savaşan bir yapı. Bugün Irak Parlamentosunda 18 milletvekiliyle temsil edilen örgüt, İran’a yakın Şii siyasi partiler arasında Bağdat siyasetinde etkili bir konuma sahip. Ancak Bedir’in gücü yalnızca milletvekili sayısından kaynaklanmıyor. Özellikle 2003 sonrasında Irak güvenlik bürokrasisi başta olmak üzere bürokratik kadrolaşmada da son derece etkili oldu. Diğer yandan Haşdi Şabi çatısı altında da Bedir Tugayları adıyla, hem personel sayısı hem de askeri kapasite bakımından en büyük milis yapılardan birini oluşturuyor.

Bedir Örgütü, 14 Mayıs 2026’da kurulan yeni Irak hükümetinde Ulaştırma Bakanlığı ile Su Kaynakları Bakanlığını elde etmiş durumda. Her iki bakanlık da Türkiye-Irak ilişkileri açısından stratejik önem taşıyor. Ulaştırma Bakanlığı, Kalkınma Yolu Projesi’nin koordinasyonunda belirleyici bir role sahipken, Su Kaynakları Bakanlığı ise Irak kamuoyunun Türkiye’ye bakışında en hassas olduğu başlıklardan su meselesinde, etkili konumda bulunuyor. Öte yandan Bedir Örgütü, Irak siyaseti ve bürokrasisi içinde İran’a yakınlığıyla bilinen tek Şii yapı değil. Kanun Devleti Koalisyonu ve Sadikun Bloku gibi karar alma süreçlerini etkileyebilecek siyasi ve bürokratik ağırlığa sahip farklı Şii gruplar da Irak hükümetinin içinde bulunuyor.

Basın toplantısında yaşananlara bu bilgiler ışığında bakıldığında, ortaya çıkan tablo daha anlaşılır hale geliyor. Irak Ulaştırma Bakanının tavrını, ziyaret sırasında İran tarafından gelen doğrudan bir talimatın sonucu olarak değerlendirmek kolaya kaçan bir okuma olacaktır. Ancak imza konusundaki direncin kırılması için başbakanın doğrudan müdahalesinin gerekmesi ve kameralar önünde kısa süreli de olsa diplomatik bir karmaşa yaşanması, iyi niyetli bir tutum olarak da yorumlanamaz. Buradaki meselenin, projenin önemsenmemesinden ya da idari bir isteksizlikten ziyade, Kalkınma Yolu’nun Türkiye’nin Irak’taki ekonomik ve bölgesel ağırlığını artırabilecek bir girişim olarak görülmesiyle bağlantılı olduğu düşünülebilir. Bu açıdan Iraklı Ulaştırma Bakanının çıkardığı pürüz, Irak siyasetinde ve bürokrasisinde yer alan bazı aktörlerin Türkiye-Irak arasındaki stratejik iş birliğini derinleştirecek ve Türkiye’nin bölgedeki etkisini artırabilecek projelere karşı mesafeli yaklaşımının bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

 

Liderler Düzeyinde Ortak İrade ve Enerji İş Birliğinde Yeni Alanlar

Ali Zeydi’nin Ankara ziyaretinin en önemli somut çıktılarından biri, Türkiye ile Irak arasındaki stratejik iş birliğinin sürdürülmesi konusunda, liderler düzeyinde ortak bir irade ortaya konması oldu. İmza töreninde yaşanan sahne, Irak iç siyasetindeki dengelerin, liderlerin doğrudan sahiplenmesi olmadan Kalkınma Yolu başta olmak üzere ikili ilişkilerin temel başlıklarını akamete uğratabilecek nitelikte olduğunu açık biçimde gösterdi. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kalkınma Yolu Projesi’ne ilişkin Sayın Başbakan’ın güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim” sözleri, ziyaretin siyasi anlamını ortaya koyan önemli bir vurgu olarak öne çıktı.

Diğer yandan Kalkınma Yolu’nun yanı sıra enerji alanında da iki ülke arasında stratejik öneme sahip anlaşmalar imzalandı. Bunlardan biri Kerkük-Ceyhan Boru Hattı üzerinden günlük 1 milyon varil ham petrol taşınması hedefiydi. Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan krizler dikkate alındığında bu hedef, bölgenin çözüm aradığı en önemli meselelerden biri olan alternatif enerji güzergâhlarının geliştirilmesi açısından da önem taşıyor. Kalkınma Yolu Projesi’nin Basra’dan Türkiye’ye uzanacak demir yolu, kara yolu ve enerji hatlarıyla sunduğu potansiyel, Kerkük-Ceyhan hattının daha yüksek kapasitede kullanılması birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye ile Irak arasındaki bağlantısallık projelerinin ne denli geniş bir stratejik alan açabileceği görülüyor.

Öte yandan basın toplantısında, British Petroleum’ün (BP) operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ortaklık verildiği de açıklandı. TPAO’nun Kerkük sahalarına ortak olması, Türkiye-Irak enerji ilişkilerinin petrol taşımacılığının ötesine geçerek doğrudan üretim aşamasına taşındığını göstermesi bakımından bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir. Kerkük-Ceyhan hattından Türkiye’ye ulaştırılacak petrol miktarının artırılması ve Türkiye’nin üretici bir aktör olarak Kerkük sahasında varlık göstermeye başlamasıyla birlikte, Irak’ın en önemli hidrokarbon üretim bölgelerinden bazılarını barındıran Kerkük’ün, ikili ilişkilerdeki enerji boyutu da yeniden tanımlanıyor.

 

Stratejik İş Birliğinin Önünde Oluşabilecek Riskler

Türkiye ile Irak arasındaki stratejik iş birliği, Kalkınma Yolu başta olmak üzere özellikle ekonomi ve enerji alanlarında güçlendikçe bu sürecin karşı karşıya kalacağı riskler de daha görünür hale gelecektir. Bölgede savaşın devam etmesi ve çatışma sahasının Irak’ı da içine alacak şekilde genişlemesi, bu risklerin başında geliyor. Irak’ın yeniden bir çatışma sarmalına çekilerek son yıllarda yakaladığı görece istikrarı kaybetmesi, ikili ilişkiler açısından en olumsuz senaryolardan biri olacaktır. Diğer yandan bazı İran’a yakın Şii siyasi grupların, Kalkınma Yolu gibi başlıklarda hükümetin karar alma mekanizmasını zorlayabilecek engelleme girişimleri de bir başka risk alanı oluşturuyor. Ancak bu siyasi ve bürokratik dirençlerin, bölgesel güvenlik tehditlerine kıyasla daha sınırlı kaldığı söylenebilir. Nitekim Muhammed Şiya Sudani döneminde olduğu gibi Ali Zeydi hükümetinde de Kalkınma Yolu Projesi’nin liderler düzeyinde sahiplenilmesi, zaman zaman ortaya çıkan pürüzlere rağmen yakalanan ivmenin korunmasını ve siyaset ile bürokrasiden kaynaklanan engellerin aşılmasını mümkün kılabiliyor.

Gelinen aşamada Ali Zeydi’nin Ankara ziyareti, Türkiye-Irak ilişkilerinde Sudani döneminde yakalanan ivmenin korunmasına dair olumlu bir havanın olduğu ve iş birliğinin yeni alanlara taşınacağını gösterdi. Kalkınma Yolu’nun liderler düzeyinde sahiplenilmesi, Kerkük-Ceyhan hattına yönelik kapasite hedefi ve TPAO’nun Kerkük sahalarındaki ortaklığı, ilişkilerin bağlantısallık ve enerji üretimi ekseninde daha stratejik bir zemine ilerlediğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte imza töreninde yaşananlar, Irak iç siyasetindeki güç dengelerinin ve bazı siyasi-bürokratik aktörlerin bu süreci zaman zaman zorlayabileceğini de gösterdi. Ancak mevcut tabloda asıl belirleyici unsur, iki ülke liderliğinin ortak projeleri sürdürme yönündeki iradesi ve bölgesel güvenlik risklerine rağmen bu ivmeyi koruyabilme kapasitesi olacaktır.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası